| Gemiye dönseniz iyi olur Albay. Çünkü onlar burada kalıyor. Ben de öyle. | Open Subtitles | من الأفضل أن تعود للسفينة يا كابتن لأنهم سيظلون هنا و كذلك أنا |
| Silahlılar, onları koruyan hipodrom bekçileri de öyle. Onlara bürodan arabaya eşlik ediyorlar. | Open Subtitles | و كذلك سيكون الشرطيان الذين سيغطياهما من السيارة حتى المكتب |
| Doris'le ben de buradan gitmek istiyoruz. Jess de öyle. | Open Subtitles | أنا و دوريس نريد الرحيل من هنا أيضاً و كذلك جيس |
| Kendisinden özür dilemeye hazırım. Yanımdaki hanım da öyle. | Open Subtitles | إننى أنوى الإعتذار له و كذلك السيدة التى معى |
| ve şimdi ona ödeme yapılması gerekiyor. Tanrı'ya da öyle. | Open Subtitles | و الآن يجب أن يتم رد المال إليه و كذلك يجب رد نقود الله |
| "Altınızda çalışan ilk adamla ilişkiye girmek kendiniz için aşağılayıcı olur ve Ayrıca... | Open Subtitles | أن تعـاشري الرجـل الأول الذي وُظّـف تحت سلطتـك سيكون إهـانة لنفسـك و كذلك |
| Eşim Fernanda bu ifadeyi sevmiyor; fakat ailemden birçok kişi melanom kanserinden öldü. Ebeveynlerimde ve onların ebeveynlerinde vardı. | TED | زوجتي فيرناندا لاتحب هذه التسمية، و لكن الكثير من أفراد عائلتي توفوا بسرطان الجلد و كذلك والداي و جدودي |
| Vali de öyle. Bugün ona asla unutamayacağı bir yara hediye ettim. | Open Subtitles | و كذلك المامور لقد اعطتيه اليوم لسعه لن ينساها ابدا |
| O evden çok sıkılmıştım, annem de öyle. | Open Subtitles | أنا كنت مستاءة من البيت و كذلك أمي كنت مستاءة |
| Sen de öyle. Artık hanımlar Yogalates derslerine bu kıyafetle mi gidiyor? | Open Subtitles | . و كذلك أنتى أم هل السيدات هذه الأيام يلبسن هذه الملابس لليوجا ؟ |
| Bu benim hak ettiğimden çok daha güzel ve klas bir parti ama sonuçta kendisi de öyle. | Open Subtitles | ألطف كثير و أفخر بكثير من الذي أستحق لكن من النــاحية الثانية و كذلك هي |
| Tuzağa düşürülmüş hissediyorum, müvekkilim de öyle. | Open Subtitles | , أشعر أنه تم الايقاع بي و كذلك الايقاع بموكلتي |
| Görünmezsin. Meyven de öyle. | Open Subtitles | إنّكَ خفيّ، و كذلك فاكهتكَ، و أنتَ كذلك. |
| Görünmezsin. Meyven de öyle. | Open Subtitles | إنّكَ خفيّ، و كذلك فاكهتكَ، و أنتَ كذلك. |
| Kübik zamazingoları da öyle. Ya bir şeyi ölçmek zorunda kalırsam? | Open Subtitles | و كذلك عمليات الحساب التكعيبية افترض أنه يجب أن أقوم بحساب شئ ما |
| Tuvalet kağıdı da öyle Madison. | Open Subtitles | حسنا ماديسون.. و كذلك يفعلوا مع ورق التواليت |
| Gian Piero ve Massimo da öyle. Onlar buraya gelemedi, çünkü... | Open Subtitles | و كذلك جان بييرو و ماسييمو الذين لم يستطيعوا أن يكونوا هنا |
| Ayrıca ekranda sahte bir kredi kartı beyanını açık bıraktım. | Open Subtitles | و كذلك تركت بيان بطاقة ائتمان مزيف مفتوح على شاشتي |
| ve sonra şu anda içinde yaşadığımız toplumu inşa etti. | TED | و , كذلك بنت المجتمعات التي نعيش بها نحن الان |
| Bu program bir zırvalık ve sen de öylesin. | Open Subtitles | هذا البرنامج عبارة عن قمامة و كذلك أنت أيضاً |
| Hovarda bir genç kızsın ve sana kendi malıymış gibi davranan Aynı zamanda da 14 yaşındaki bir veletle sikişen serserinin tekiyle evlisin. | Open Subtitles | أنت بنت شآبة طآئشة متزوجة من بعض الحمقى الذين يعاملونهآ كأنها مُلك لهم و كذلك أيضآ مضاجعة أولآد ذو الـ 14 سنة |
| Onların hava gücü varsa benim de var. Onları yavaşlatabilmek için elimden geleni yapacağım. | Open Subtitles | لديهم قوة الهواء و كذلك أنا سأفعل كل شيء لأبطئهم |
| Mark Taylor da öyleydi, Gina da öyleydi. | Open Subtitles | و كذلك كان مارك تايلور, و كذلك كانت جينا. |