| Kısa zaman önce benim için çok şey ifade ediyordun. | Open Subtitles | منذ فترة ليست بالطويلة كنتي تعنين الكثير لي |
| Lütfen alınma fakat benim için çok şey ifade ediyorsun ve sana hizmetinden çok daha fazla değer veriyorum. | Open Subtitles | أرجوك لا تشعري بالإساءة ولكنك أصبحت تعنين الكثير لي وأنا أقدر ليس مجرد خدمتك |
| Babanın vakit ayırıp benimle tanışacak olması benim için çok şey ifade ediyor. | Open Subtitles | أتعلم أنه يعني لي الكثير بأن والدك وجد الوقت في جدوله المزدحم للقائي |
| Aşağı baktığımda evimi göremezdim ama benim aşağı bakarken en sevdiklerimin yukarıya bakıyor olması benim için çok şey ifade ediyordu. | TED | وعندما أنظر للأسفل، لا يمكننا رؤية منزلي، ويعني لي الكثير أن الناس الذين أحبهم ينظرون للأعلى عندما أنظر للأسفل. |
| Bu anı paylaş, bu arada benim için çok şey ifade ediyor, gerçekten. | Open Subtitles | علي الاقل نحن هنا نشترك فى هذه اللحظة الذي يعني الكثير بالنسبة لي |
| Çok iyi davrandı, benim için çok şey yaptı. | Open Subtitles | لا يمكنني القول. كانت رائعة جدا. فعلت الكثير من أجلي. |
| Belki sana pek bir şey ifade etmedi ama benim için çok şey ifade ediyordu. | Open Subtitles | أني,ربما لم تعنِ لك الكثير لكنها عنت الكثير لي |
| Ama sen, sen eskiden benim için çok şey yaptın. | Open Subtitles | لكن أنتِ, لقد فعلتِ الكثير لي في الأيام الخوالي. |
| Bu ıslah evi fikri benim için çok şey ifade ettiğinden beri bunu yapmakta kararlıyım. | Open Subtitles | وبما أن مركز إعادة تأهيل المدانين .. يعني الكثير لي فأنا أنوي إقامته |
| Sen benim için çok şey ifade ediyorsun ve bilmeni isterim ki... | Open Subtitles | حسنا أنت .. حقاً تعنين الكثير لي وأريدك أن تعلمي بذلك |
| Bu hatıralar, sahip olduğum her şey benim için çok şey ifade ediyorlar. | Open Subtitles | تلك الذكريات، تلك كل ما أملك وتعني الكثير لي. |
| benim için çok şey ifade ediyor. Zor zamanlarımda hep yanımda oldu. | Open Subtitles | لقد عَنَت لي الكثير و ساعدتني عندما كانت الأمور صعبة |
| Bilyorsunuz, konuşma ihtiyacı duyduğumda gelip sizinle konuşabileceğimi bilmek benim için çok şey ifade ediyor. | Open Subtitles | يعني لي الكثير حين أعلم أنّه بوسعي التحدّث إليك حين أود ذلك. |
| Git ve babanın mezarını ziyaret et. benim için çok şey ifade ediyor. | Open Subtitles | إذهب لزيارة قبر والدك هذا سيعني لي الكثير |
| Bu yarışmanın benim için çok şey ifade ettiği bilmediğin bir şey değil. | Open Subtitles | أنتي لا تجهلين ،، كم أن هذه المسابقة تعني لي الكثير. |
| Nasıl çalıştığını anlaman benim için çok şey ifade ediyor. | Open Subtitles | يعني لي الكثير أنك أردت فهم الأمور كيف تعمل |
| Aslında öyleyim, o yüzden benim için çok şey ifade ediyordu. | Open Subtitles | كذلك أنا ، لذلك هذا يعني الكثير بالنسبة لي |
| Arkadaşlığın benim için çok şey ifade ediyor. Başka ne var? | Open Subtitles | صداقتك تعني الكثير بالنسبة لي على كل حال، ماذا أيضا؟ |
| İşte bu yüzden bu fiş benim için çok şey ifade ediyor. | Open Subtitles | وهذا هو السبب في هذه الشريحة يعني الكثير بالنسبة لي. |
| Annem benim için çok şey yapmış, ama ben daha adını bile bilmiyorum. | Open Subtitles | قدمت أمي الكثير من أجلي و انا لا أعرف إسمها حتى |
| benim için çok şey yaptı, birlikte çok şey atlattık. | Open Subtitles | لقد عمل الكثير لأجلي ولقد مررنا بالكثير معا |
| Seni buraya getirdim çünkü burası benim için çok şey ifade ediyor. | Open Subtitles | لقد أحضرتك إلى هُنا لإن ذلك المكان يعنى الكثير لى |
| Bu ismin sana birşey ifade etmediğini biliyorum ama benim için çok şey ifade ediyor ve... | Open Subtitles | أعلم أن الإسم لا يعنى لك شيئاً و لكنه يعنى لى الكثير |