| yatağın altında saklanan canavarlar olmadığını, ve her depremin binaları yıkmadığını öğreniriz. | TED | ونكتشف لأنه لا توجد عفاريت أسفل مضاجعنا ولا تهدم جميع الزلازل المباني |
| Ama bu binaları onlar inşa etmemişler ve bu taşları oymamışlardı. | Open Subtitles | لكن الهمج لم يصنعوا هذه المباني الهمج لا ينحتون هذه الحجارة |
| Gerekirse uçup, teker teker bütün binaları röntgen ışınımla tarayacağım. | Open Subtitles | سأقوم فقط بطيران عالي وأبدأ مسحاً بالأشعة السينية لجميع المباني |
| Aslında ben yalnızca bu binaları, elimde olan herşey ve bana katılabilecek her insanla kullanılabilir hale getirmek istiyordum. | TED | أردت في الحقيقة تفعيل هذه البنايات بقدر استطاعتي لا أكثر بمساعدة أي شيء وأي شخص يود الانضمام إليّ. |
| Ve Malezya'da inşa ettiğimiz proje bir müteahhid için apartman binaları. | TED | والمشروع الذي نحن نبنيه في ماليزيا هو مباني سكنية للتطوير العقاري. |
| Yaptırdığım binaları gördükten sonra benden nefret etmeniz gerekirdi. | Open Subtitles | يجب عليك أن تشعر تجاهى بالأحتقار إذا رأيت نوع المبانى التى طرحتها |
| Ordu, hamamböceklerini biyolojik maddelere karşı binaları taramak için kullanıyor. | Open Subtitles | الجيش ينظر إلى إستعمال الصراصير لتمشيط المباني من المواد الخطرة |
| Uzmanlık alanı suç oranının yoğun olduğu yerlerdeki binaları ucuza almaktı. | Open Subtitles | تخصصه كان شراء المباني الزهيدة في الأحياء التي تعاني من الجريمة. |
| Böyle terkedilmiş binaları, insanları tutmak için hapishane olarak kullanıyorlar. | Open Subtitles | يستخدمون هذه المباني المهجورة بدلاً مِن السجون لــ أحتجاز الناس |
| Olası saklanma yeri olabilecek her yeri arayacak, özellikle de uzaktaki ek binaları. | Open Subtitles | تبحث تحديدًا عن المباني الملحقة النائية أيّ شئ قد يكون مكان إختباء محتمل |
| Önce başkanlığa aday olanların peşine düşüyor, sonra binaları yakmaya başlıyor. | Open Subtitles | بداية سعى وراء مرشحين العُمودية وثاني ما نعرفه هو حرق المباني |
| Elektriğimizin 3/4'ü ise binaları enerjilendiriyor. | TED | ثلاثة أرباع الكهرباء لدينا يغذ المباني. |
| binaları sehirlerin altyapılarından ve transit taşınabilirlikten ayıramazsınız. | TED | لا يمكنك فصل المباني عن البنى التحتية للمدن وانتقال عابر. |
| Fakat tahtadan yapılan binaları düşündüğümüzde dünyanın çoğu yerinde sadece 4 kat yükseklikte oluyorlar. | TED | ولكن المباني الخشبية التي نفكر بها هي فقط بارتفاع أربعة طوابق في معظم الأماكن على الأرض. |
| binaları, caddeleri, gökdelenleri ve gürültülü taksileri düşünürler. | TED | فهم يفكرون في المباني والشوارع وناطحات السحاب، وضجيج سيارات الأجرة. |
| E peki bu binaları sanatsal deneyimimin genişlemesi ve büyümesi olarak düşünmeye başlayabilir miydim? | TED | ولذا فكرت، هل هناك طريقة أستطيع من خلالها البدء بالتفكير بشأن هذه المباني كامتداد أو توسع لممارستي الفنية؟ |
| Öğrenciler binaları yakıp yıkmaz. Bu sadece bir söylenti. | Open Subtitles | الطلاب لا يَحْرقونَ البنايات.هذه كذبة كبيرة |
| Şuradaki binaları görüyor musun? İşte onları öldürdükleri yer orası. | Open Subtitles | خارج فورات ورث أتشاهد تلك البنايات هناك؟ |
| Ofis binaları ve konutlar arasında bu adamın saldırabileceği yirmiden fazla bina var. | Open Subtitles | بين مباني المكاتب والأبراج السكنية، هناك مايزيد عن 20 مبنى، وهذا هدفه المقبل |
| Ana binaları direnek merkezlerine dönüştürmüşlerdi. | Open Subtitles | لقد حولوا المبانى الرئيسية إلى نقاط حصينة فى مواجهتنا |
| -Tipper, Liebgott'la birlikte şu binaları temizlemeye başlayın. | Open Subtitles | هيا بنا ، تحركوا ، هيا ، هيا إبدأوا بتنظيف تلك الأبنية إثنان لكل بيت |
| Mimarlar daha çevreci, daha akıllı ve daha rahat binaları yapmayı zaten biliyorlar. | TED | يعرف المهندسون مسبقا كيف يبنون بنايات صديقة للبيئة أكثر ذكاء وأسهل في الاستخدام. |
| Lieutenant, Adamlarını alıp, kasabadaki tüm binaları aramanızı istiyorum. | Open Subtitles | ايها فتى , تتطلع جيداً , اريدك ان تأخذ رجالك لتتفقد كل بناية في البلدة من الأعلى للأسفل |
| A ve B ekipleri, ek binaları iyice arayın, kuzeyden başlayıp güneye doğru. | Open Subtitles | الى الفريقين اكلموا البحث في مبانى المطار ابدؤا من الشمال وتوجهوا جنوبا |
| Havaalanları, tren ve otobüs istasyonları büyük kamu binaları, hatta sinagoglar ve kiliseler de dahil. | Open Subtitles | مطارات، محطات القطار والحافلات مبانٍ عامة ضخمة، من ضمنها معابد ومراكز اجتماعية كنائسية |
| Kalplerimizde birlikte yaşarız, binaları önemsemeyiz | Open Subtitles | نبقى فى قلوب بعضنا لا نهتم بالمبانى |
| Diğer yandan, insanlar sokakları, binaları kaplıyorlar. | TED | على الجانب الآخر، كان الناس يغلفون الشوارع والمباني. |