| O zaman bulaşık yıkarken giy diye aldığım plastik eldivenleri niye takmıyorsun? | Open Subtitles | حسناً، إذاً لماذا لا ترتدي القفازات التي أحضرتها لك، عندما تجلي الصحون؟ |
| Kullanılmış eldivenleri ve kağıt havluları, tıbbi atık poşetine atın. | Open Subtitles | تخلصوا من القفازات المستعملة ومناشف الورق .في كيس نفايات طبي |
| Görüyorsun, Stanley, bu eldivenleri okul tatilleri sırasında ata binerken giyerdim. | Open Subtitles | انظر يا ستانلى كنت ارتدى هذه القفازات عندما اقود اثناء عطلاتى من المدرسة |
| Albay, eldivenleri giymeden önce kurbanlardan birine dokunduğunuzu söylemiştiniz, değil mi? | Open Subtitles | كولونيل، قلت انك لمست احد الضحايا قبل ان تضع القفاز |
| Eve git, eldivenleri al ve benim yerime geri gel. | Open Subtitles | الآن عودى لمنزلك,واحضرى القفازات وتعالى الى منزلى |
| Belki bu eldivenleri atsan daha iyi olur. | Open Subtitles | ربما يكون من الأفضل التخلص من هذه القفازات |
| eldivenleri giydiğin sürece basın o adamın efsanesiyle peşinde olur. | Open Subtitles | الصحافة سوف تربط بهذا الرجل طالما ترتدى القفازات |
| Tom, eldivenleri boşver. Eve gelmek istedi. | Open Subtitles | .توم، لقد نسيت القفازات وهو يريد العودة للمنزل |
| Hiç haberim yoktu. eldivenleri elinden hiç çıkarmıyordu. | Open Subtitles | . أولاً أنا على علم بذلك . هو أبداً لم يرتدي القفازات |
| Buraya gelince eldivenleri çıkarıp gerçek yüzlerini ortaya çıkaracağım. | Open Subtitles | وعندما يكونون بحوزتنا أخلع تلك القفازات وأكتشف حقيقتهم |
| Ki bu iyi bir şey çünkü normal gözükmek için o kocaman eldivenleri giymek zorunda değilsin. | Open Subtitles | لأنك ليس عليك ارتداء تلك القفازات الضخمة من أجل التعويض |
| Veya eldivenleri vitrine koydukları o seramik el kalıpları gibi. | Open Subtitles | أو إحدى تلك الأيدي الخزفية التي تُستعمل لعرض القفازات. |
| Bence çok güzel. Kabloları veya eldivenleri görmüyorum. | Open Subtitles | أعني إنه جميل في ذهني لأني لا أر الأسلاك أو القفازات أو الموصلات. |
| Örneğin bulaşmasını engellemek için, şu eldivenleri takmanı rica ediyorum. | Open Subtitles | اود وضع أحد هذه القفازات لك لتفادي تلوّث العيّنة |
| Belki de şu ekstra eldivenleri giymelisin Benim ellerim terledi. | Open Subtitles | خذ هذه القفازات الخارقة . يداي تشعران بالدفئ الان . |
| Bu eldivenleri kullanmanızı öneririm. Tedavi altındaki cüzzamın bulaşıcı olmadığı bir gerçek, ama rahibeler bu konuda çok titiz. | Open Subtitles | أقترح بأنّ ترتدى هذه القفازات أنا أعلم أن مرض الجذام تحت العلاج ليس معدي |
| Sanırım bu, eldivenleri çıkarma vaktinin geldiğinin bir işareti. | Open Subtitles | أظن أن هذه إشارة ربما أنه وقت لأعلق القفاز |
| Sorunuz yoksa eldivenleri vurun, köşelerinize çekilin ve işaretimi bekleyin. | Open Subtitles | تلامسا إذا لم يكن لديكما أسئلة, وتراجعا. |
| Delinin biri çırılçıplak dolaşır, sadece şapkası ve eldivenleri var. | Open Subtitles | ثمة رجل في مستشفى المجانين يسير عارياً بأستثناء القفازين و القبعه |
| Ama ben eldivenleri hep buna koyarım. Daha derindedir belki. | Open Subtitles | ولكن هنا حيث احتفظ دائما بالقفازات ربما لو بحثت أعمق |
| Bunlar sanığın Aris marka eldivenleri birçok futbol maçında giyerken görüntüleri. | Open Subtitles | هنا صوراً للمتّهم وهو يرتدي القفّازات من نوع أريس بعديد من مباريات كرة القدم. |
| Görsel gerçeklik eldivenleri. Seksenlerden beri varlar. Hiç tutmadı. | Open Subtitles | قفاز يحاكي الحركات الواقعية متداول منذ الثمانينيات ولازال متداولاً. |
| Ölmesi iyi bir şey çünkü bu eldivenleri almak istiyordum... dolamak istiyordum onun... | Open Subtitles | شيء جيد هو ميتُ لكي أخذ قفازاته إنها الجولة الاخيرة .. صح |
| Oraya ulaşmam tam olarak onun ellerini yıkayıp eldivenleri girme süresi kadar. | Open Subtitles | الوقت الذى استغرقته للانتقال الى هناك .. هو بالضبط الوقت الذى يستغرقه ليفرك يديه و يرتدى قفازه |
| Fırın eldivenleri mi? | Open Subtitles | قفازا فرن؟ |
| eldivenleri çıkarma tatlım. | Open Subtitles | من الأفضل أن تظلي مرتدية قفازاتك يا عزيزتي |
| Lateks eldivenleri her zaman yanında olan bir adli tıp elemanı. | Open Subtitles | مختصّ الجنائيّات الذي يحمل قفّازات لبن الشجر معه دائماً |
| Lou Filippo eldivenleri temizliyor. | Open Subtitles | لو فيليبو هناك لمَسْح القفازِ. |
| Uzun boylu, mavi gözlü. Kareli paltosu, şapkası, atkısı ve eldivenleri vardı. | Open Subtitles | هو طويل عيناه زرقاوين يرتدي معطف وقبعة وشاح وقفازات |
| O sandelyede otururken üzerimde o vardı ve eldivenleri takmıştım, | Open Subtitles | لقد كنت ارتديه والقفازات عندما كنت جالسة على هذا الكرسى |