| Acaba işbirliği hakkında daha fazla bilgiye sahip olsak ne tür acılar dinebilir ne tür zenginlik biçimleri oluşturulabilir? | TED | ماهي أشكال المعاناة التي يمكن تخفيفها، ماهي أشكال الثروة التي يمكن إنشاءها إذا تمكنا من معرفة المزيد عن التعاون؟ |
| Sizi o gün çağıran telgraf hakkında daha fazla şey öğrenmek isterim. | Open Subtitles | أريد أن أعرف المزيد عن البرقية التي وصلتكِ لتغادري في ذلك اليوم |
| Hayır önce kendim konuşacağım. Artık Ordell'ın parası hakkında daha çok şey biliyorum. | Open Subtitles | لا ، أريد التحدث معهم أولاً الأن أنا أعرف المزيد عن مال أورديل |
| Bu entrikanın arkasındaki kişiler hakkında daha fazla bilgiye sahip olduğumda. | Open Subtitles | متى سـتتصل عندما اعرف أكثر عن الرجال المشـتركين في هذه المؤامرة |
| Dünya hakkında daha çok öğrendikçe daha az şey biliyoruz. | Open Subtitles | أقسم أنه كلما عرفنا أكثر عن هذا المكان كلما جهلنا |
| Ve o anda, 6 yaşımda, anladım ki bu hayvan hakkında daha çok bilmek istiyordum. | TED | وعرفت عندها وأنا في السادسة من عمري أن هذا الحيوان, أريد أن أتعلم المزيد عنه. |
| Neler olduğu hakkında daha fazla şey öğrenmek için bu yıldızı gözlemeye devam etmeliyiz. | TED | نحنُ بحاحة لملاحظة هذا النجم باستمرار لتعلّم المزيد حول ما يحدثُ. |
| Bir çeşit mikroçip. Bu konu hakkında daha fazla bilgi edinmek gerek. | Open Subtitles | إنها نوع ما من الرقائق الدقيقة سأحتاج إلى معرفة المزيد عن ذلك |
| bunu anlamak için viper75 hakkında daha fazla bilgi gerekir. | Open Subtitles | نحن بحاجة الى معرفة المزيد عن فيبر 75 لنكتشف ذلك |
| Bu çipleri, ebola gibi hastalıklar veya SARS gibi başka ölümcül hastalıklar hakkında daha çok şey öğrenebilmek için kullanabiliriz. | TED | كما نستطيع استعمالها لتعلّم المزيد عن الأمراض مثل الإيبولا أو أمراضا قاتلة أخرى كفيروس سارس. |
| Muhtemelen, bizsiz dünyayı araştırarak şu an yaşadığımız dünya hakkında daha fazla şey öğrenebiliriz. | TED | لكن باستكشاف العالم بدوننا، ربما نستطيع أن نتعلم المزيد عن العالم الذي نعيش فيه الآن. |
| Böylesine farklı evrimsel bir yol boyunca zekânın nasıl ortaya çıkabileceğine dair yapılan araştırmalar, genel olarak zekâ ve bilinç hakkında daha fazla bilgi edinmemize yardımcı olabilir. | TED | كما أن دراسة كيفية تطور ذكائها المختلف يمكن أن تساعدنا على فهم المزيد عن الذكاء والوعي بشكل عام. |
| O poz verdi ve ben fotoğraf hakkında daha fazla şey öğrendim. | TED | فكانت تُمثل أمامي وأتعلم أنا المزيد عن فن التصوير. |
| şu konuda oldukça saplantılı gibiler, ideal eşleri hakkında daha fazla bilgi edinmek konusunda. | TED | ويبدوا أنهم مهووسون جدا عن فكرة معرفة المزيد عن الشريك المثالي |
| Onu getirdiğinde, bunun hakkında daha çok şey duymak isterim. | Open Subtitles | عندما نأتي له في، أود أن أسمع أكثر عن ذلك. |
| İşlerin nasıl yürüdüğü hakkında daha fazla öğrenme isteğimizi kaybediyoruz. | TED | أصبحنا محبطين لنتعلم أكثر عن كيفية عمل الأشياء. |
| Onu okumaya meraklılardı ve adet hakkında daha çok öğrenmek istiyorlardı. | TED | وكن مهتمات بقراءته و التعلم أكثر و أكثر عن الدورة الشهرية بأنفسهن. |
| İki imza istiyorlar ve ben hakkında daha çok şey öğrenmeden babamın fişini çekmeyeceğim. | Open Subtitles | إنهم بحاجة إلى توقيعين وأنا لن أفصل الجهاز عن والدي حتى أعرف المزيد عنه |
| Ona karşı olan hislerini geliştirmeden önce onun hakkında daha çok şey bilmemiz gerekir. | Open Subtitles | يجب علينا معرفه المزيد عنه قبل أن تفكري فى زياده مشاعرك نحوه |
| Ve insanların mutluluğu ve üzüntüsü hakkında daha çok şey öğrenmeliyim. | Open Subtitles | ويَجِبُ أَنْ أَتعلّمَ المزيد حول سعادة الناسِ وحزنهم |
| Daha çok kişi hakkında daha çok bilgi gerekiyor. | Open Subtitles | أريد المزيد من الأشياء عن المزيد من الأشخاص. |