| Eğer Koç takımı düzgün yönetemezse kaybedecek çok şeyiniz var. | Open Subtitles | لديك الكثير لتخسره لو لم يسير المدرب فريقه جيدا |
| Kulağa kaybedecek çok şeyi ve kazanacak daha da çok şeyi olan biri gibi geldin. | Open Subtitles | يا إلهي، يبدو أنّ لديك الكثير لتخسره وأكثر من ذلك لتكسبه |
| kaybedecek çok şeyi olan borçlu arkadaşı hariç. | Open Subtitles | لا احد يتذكره على الاطلاق سوى ذلك الصديق المدين له ولديه الكثير ليخسره |
| Bu defa, başarısız olursanız, kaybedecek çok şeyimiz var. | Open Subtitles | في هذا الوقت، لدى الجميع الكثير ليخسره إذا أخفقت . |
| Biliyorum bir gün bu konuda bir şeyler yapmam gerekecek ama yine de benim kaybedecek çok şeyim yok. | Open Subtitles | واعرف انه ربما سيحين الوقت لأتصرف حيال حالتي هذه يوماً ما لكن الحقيقة ليس لدي الكثير لأخسره |
| Senin aksine, kaybedecek çok şeyim var. | Open Subtitles | لأن على عكسك، لدي الكثير لأخسره. |
| Bu Ülke'nin kaybedecek çok şeyi var, olduğu gibi kalması daha iyi. | Open Subtitles | نحن في خطر خسارة الكثير البلاد بخير حال بوضعها الحالي |
| Benim kaybedecek çok şeyim var, ama sizin yok. | Open Subtitles | لدي كل ما أخسره وأنتم ليس لديكم ما تخسرون |
| kaybedecek çok şeyimiz var. Sözleşmemiz gider, okuldan atılırız, hatta hapse gireriz. | Open Subtitles | أعني، لدينا الكثير لنخسره قد نخسر امتيازاتنا أو نطرد من الكلية |
| Halbuki siz General, kaybedecek çok şeyiniz var. | Open Subtitles | اما انت يا جنرال لديك الكثير لتخسره |
| Demek ki kaybedecek çok şeyin var. | Open Subtitles | مما يعني ان لديك الكثير لتخسره |
| Demek ki kaybedecek çok şeyin var. | Open Subtitles | مما يعني ان لديك الكثير لتخسره |
| Burdan gidiyoruz. kaybedecek çok şeyin var. | Open Subtitles | تجاهل الامر لديك الكثير لتخسره |
| Howard Erickson'un kaybedecek çok şeyi var. | Open Subtitles | هاوارد اريكسون لديه الكثير ليخسره |
| Eğer Noah Projesi ilerlemeye devam ederse kaybedecek çok şeyi olan bir üçüncül kişinin. | Open Subtitles | طرف قالث مهتم بالأمر ولديه الكثير ليخسره إن تقدمت تجربة "نوح". |
| Çok korkmuş, kaybedecek çok şeyi var. | Open Subtitles | هو خائف جداً ولديه الكثير ليخسره |
| Evet Figgis'in kaybedecek çok şeyi var. | Open Subtitles | نعم، فيجيز لديه الكثير ليخسره. |
| Artık kaybedecek çok şeyim var. | Open Subtitles | لا يمكن لدي الكثير لأخسره الآن |
| Dışarıdaki o adama, kaybedecek çok şeyim olduğunu söylüyordum. | Open Subtitles | لقد كنتُ أخبر ذلك الرّجل في الخارج أنّي أملك الكثير لأخسره... |
| Bu Ülke'nin kaybedecek çok şeyi var, olduğu gibi kalması daha iyi. | Open Subtitles | نحن في خطر خسارة الكثير البلاد بخير حال بوضعها الحالي |
| - Çünkü kaybedecek çok şeyi var. | Open Subtitles | لأنّه لم يعد لديّ ما أخسره |
| Haklıysa çok kazançlı çıkacağımızı ama yanılıyorsa, kaybedecek çok fazla şeyimiz olmadığını düşünüyorum. | Open Subtitles | ، هذا فقط إذا كان محقاً . لدينا الكثير لنربحه ... و إذا كان مخطئا ً . لدينا القليل لنخسره |