| Ve oğlunu bundan sağ kurtaracak yegane insan da sensin. | Open Subtitles | و الآن انت الوحيد الذي سيبعد ابنك عن هذا حياً |
| Nerdeyse her şeyi gördüm, ama oğlunu gördüğümü sanmıyorum, katiyen. | Open Subtitles | رأيت كل شيء ، لكنني متأكد أنني لم أرى ابنك |
| Ama oğlunu düşünün: babasını sürgün eden ülkeyi savunan bir ABD vatandaşı. | TED | لكن فكّر في ابنه: مواطن أميركي يدافع عن البلد التي نفت أبيه. |
| En yakın zamanda oğlunu kaçırıp kızımla evlendirmem... gerektiğini düşünüyorum. | Open Subtitles | أفكر أن علي إختطاف إبنك حينما يتسنى ذلك لأزوجه لإبنتي |
| Öyle bir durumdayım ki, hiçbir anne oğlunu böyle görmemeli. | Open Subtitles | أنا في وضعية لا يجب أن ترى الأم ابنها فيه |
| Bay Yang oğlunu görmek için Seul'e gittiğinde onu yolda görmüş. | Open Subtitles | سيد يانج ذهب الى سيول لرؤية إبنه ولقد رآها في الشارع |
| İbrahim'in oğlunu kurtardıysa sence kendi oğlunu da kurtarmaz mı? | Open Subtitles | لقد أنقذ ابن ابراهيم ألا تعتقد أنه يريد انقاذ ولده؟ |
| Nerdeyse her şeyi gördüm, ama oğlunu gördüğümü sanmıyorum, katiyen. | Open Subtitles | رأيت كل شيء ، لكنني متأكد أنني لم أرى ابنك |
| Özel bir girişimi finanse ettin ve kendi oğlunu kullandın. | Open Subtitles | قمت ِ بتمويل مكانا لمشروع ابنك و قمت ِ بتوظيفه |
| Ne zaman oğlunu görmek istesen, ne zaman o seni görmek istese, ninesi onu feribota bindirip 650 kilometre yol yapmak zorunda kalacak. | Open Subtitles | في كل مرة تودين رؤية ابنك وهو في كل مرة يود رؤيتك بها جدته سوف تحمله في العبًارة و ترحل به ل400 ميل |
| Ayrıca, oğlunu ve anneni bir sonraki emire kadar, gizli bir üsse yerleştireceğiz. | Open Subtitles | وأيضًا، أريد أن أنقل ابنك ووالدتك إلى قاعدة عسكرية سريّة حتى إشعار آخر. |
| Tek oğlunu neredeyse kaybeden bir adamın davranışını nasıl yargılayabilirsin? | Open Subtitles | كيف تحكم على سلوك رجل كاد يفقد ابنه الوحيد ؟ |
| Karısı oğlunu da alıp doğuya taşınmış ve yeniden evlenmiş. | Open Subtitles | قامت زوجته بأخذ ابنه و توجهت نحو الشرق و تزوجت |
| oğlunu Lyla Cutwright'la birlikte görüp sonrada sinirle parlamış olabilir. | Open Subtitles | قد يكون شاهد ابنه مع ليلى كاتورايت ثم فقد اعصابه |
| Herkesin iyi davranmasını ümit et, çok iyi davranmasını onlar da oğlunu hapse atsın ve uğruna çalıştığın her şeyi yok etmeye çalışsınlar. | Open Subtitles | وتأمل أن يتصرف الجميع بلطف ، بلطف شديد بينما يقومون هم برمي إبنك في السجن ويحاولون تدمير كل شيء قد عملت من أجله |
| Sabah uyandın ve oğlunu öldüren adamı ziyaret etmen gerektiğini mi düşündün? | Open Subtitles | إذاً إستيقظت و فكرت في إلقاء التحية على الرجل الذي قتل إبنك. |
| Geçen sene oğlunu kaybettiğinden beri kendini çok yalnız hissediyor. | Open Subtitles | أنت تعلم بأنها تشعر بالوحده منذ وفاة ابنها العام الماضي |
| Sonuçta Tanrı her gün bir kadına kendi oğlunu bahşetmiyor. | Open Subtitles | لايحصل كل يوم بأن الآله يمنح امرأة لكي تلد إبنه |
| Ama bunu nasıl yapabilirler birinin oğlunu nasıl alıp götürüveriyorlar? | Open Subtitles | ولكن كيف يمكنهم فعل هذا؟ نقل ابن شخص ما بعيداً؟ |
| Tapınakdaki o kadın bana oğlunu ayarladı ve korkunç biri. | Open Subtitles | هذه المرأة من المعبد جعلتني اخرج من إبنها وهو فظيع |
| Baba, oğlunu acı çekerken görmek hoşuna gidiyor diye düşünüyorum. | Open Subtitles | أبي.. أعتقد أنك تستمتع حقاً في رؤية ولدك يعاني.. ؟ |
| Beş yıl kadar önce, Bethlehem Yolu'nda bir anneyle oğlunu öldürdüm. | Open Subtitles | لقد قتلت أماً و إبن فى حادث سيارة منذ خمس سنوات |
| oğlunu bir babadan mahrum etmeye niyetim yok, eğer endişen buysa. | Open Subtitles | لحرمان أبنك أب , إذا ذلك ما أنت ِ قلقة بشأنه |
| Kardeş, kardeşi öldürür, oğlunu öldüren babasını öldüren kardeşi. | Open Subtitles | الأخ يقتل أخيه ، والأب يقتل أبيه والذي يقتل أبنه القدر |
| Bebe ne yapıyorsun? kendi oğlunu tanıyamadın mı? | Open Subtitles | ماذا تفعلين يا بيبي ألا تعرفين ابنكِ الوحيد ؟ |
| Anladığım kadarıyla oğlunu ziyaret etmek için planlarında değişiklik yapmış. | Open Subtitles | على حد علمي فقد خرج عن جدول مواعيده ليزور ولده |
| Hayalet Bölge'deki suçlular onun kendi oğlunu kurtarmayı başardığını öğrendiler. | Open Subtitles | السجناء في المنطقة الشبحية أكتشفوا لن يستطيع أحد إنقاذ نفسه إلى أبن بلده فقط |
| 16 yaşında çok yanız bir kız ilk doğan oğlunu bıraktı. | Open Subtitles | فتاة وحيدة في السادسة عشر من عمرها، وهبت طفلها الـأول للتبني. |