| Şimdi lütfen buna bir de gay gözlüklerinden bakın ama şunu bilin herhangi bir gizi çıkarmanın temel olarak aynı şeyi gerektirdiğini bilin. | TED | الأن، رجاء انظروا الى الأمر من خلال منظور شخص مثلي، ولكن هل تعرف ما يتطلبه الأمر للخروج للعلن بشكل أساسي هو نفس الشيء. |
| Aksine Mars ve Snickers gibi bir durum: temel olarak aynılar ama belki de biri diğerinden biraz daha çılgın. | TED | إنها أقرب لأن تكون قضية حلوى مارس وسنيكرز: بشكل أساسي هما متماثلان، ولكن أحدهما ربما يكون أغرب من الآخر قليلًا. |
| Tıpkı tüm diğer giysiler gibi, özellikle gerçekten faydalı giysiler, tasarımı oldukça basit. | TED | لذلك،مثل كل الملابس، خاصة الملابس النافعة حقا، إنه أساسي في تصميمه. |
| Şimdi bunu, bilimsel keşiflerin yapılışıyla ilgili basit sınıflandırmayla açıklayabiliriz. | TED | وهذا يقودني إلى تصنيف أساسي لكيفية تحقيق الاكتشافات العلمية. |
| Her birimizin, hükümetler ve teknolojinin insanlara hizmet ettiği ve bunun tersine izin verilmeyen bir dünya kurmak için üstlenmesi gereken çok önemli rolleri var. | TED | كل واحد منا لديه دور أساسي ليؤديه في بناء العالم الذي تخدم فيه الحكومات والتقنية أفراد هذا العالم وليس العكس. |
| gerekli olan her şey nasıl olur da bir kitaba sığar? | Open Subtitles | كيف يمكن لكل شئ أساسي أن يتلائم في كتاب واحد فقط؟ |
| Online bilgi aradığımızda, Basitçe 2 stratejimiz var. | TED | نحن حينما نبحث عن المعلومات على الإنترنت، بشكل أساسي لدينا استراتيجيتين لإيجادها. |
| Açıkçası, büyük bir dönüm noktası olursa, elimden geleni yapacağım. | Open Subtitles | بالطبع ، إن كان هناك هدف أساسي سوف أقدم هذا |
| Fakat yine, bir kriz, yeni ortaklıklar, aktörler yerel olarak bunları sürdürlebilir şehir plancılığının kilit bir bileşeni olarak değiştiriyorlar. | TED | و لكن مجدداً، الأزمات و الشراكات الجديدة، يتحركون محلياً، يحولون تلك المناطق إلى عامل أساسي لتخطيط حضري مستديم. |
| Yani temelde bu, 3 boyutlu uzayda hareket idi. | TED | بشكل أساسي الحركة في الفضائ الثلاثي الأبعاد. |
| JD: Her şeyden önce, benim bu hizmetteki kişisel amacım olan inandığım temel şey; toplu konuşma çok önemlidir. | TED | حسنًا، أولاً وقبل كل شيء، هدفي الشخصي من الخدمة هو أنني أؤمن بشكل أساسي أن الحوار الاجتماعي بالغ الأهمية. |
| Tüm tanıkları yeniden sorguluyoruz ama bu zaten temel bir uygulama. | Open Subtitles | نحن نعيد إستجواب كُلّ الشهودِ، لكن ذلك، بالطبع، فقط إجراء أساسي. |
| Çünkü batı kültürünün temel parçası ve ben bunun orijinal halini okumak istiyorum. | Open Subtitles | لأنه نص أساسي و ثقافة غربية وأنا أريد قراءته من الكتاب الاصلي .. |
| -Okuyup yazabilen, konuşabilen temel insani işlevleri yerine getirebilen hiç kimseye uygun değil. | Open Subtitles | أَو لأي شخص يَسْتَطيع القِراءة، يَكْتبُ، يتكلم، أَو وظيفة على مستوى إنساني أساسي. |
| Bilmenizi isterim ki CRISPR bakterilerin virüssel enfeksiyonlar ile nasıl savaştığını araştıran basit bir proje sayesinde doğdu. | TED | قد تودون معرفة أن تقنية كريسبر جاءت عبر مشروع بحثي أساسي كان يهدف لاكتشاف كيفية محاربة البكتيريا للالتهابات الفيروسية. |
| JH: Kesinlikle, bu insan sosyal bilişinin basit bir parçası. | TED | جون: تمامًا. هذا مفهوم أساسي من الوعي البشري الإجتماعي. |
| evrim sürecinin basit ve derin bir ivmelenmesi var. | TED | هنالك تسارع أساسي و عميق لهذه العملية التطورية. |
| Güvenli kriptolama için gerçek rastgele numara üreticisine sahip olmak önemli. | TED | لذا فامتلاك مولّد أرقام عشوائية حقيقي أساسي للتشفير الآمن. |
| Tam burada sudan ayrılıyoruz. önemli bir nokta da, oyunun her seviyesinde oyuncunun kendi yaratığını tasarlayabiliyor olması. Bu aslında oyunun temel özelliklerinden biri. | TED | في هذه المرحلة، نترك الماء الشيئ المهم في هذه اللعبة هو أن في كل مستوى يقوم اللاعب بتصميم مخلوقه، وهذا جانب أساسي من هذا. |
| gerekli olan her şey nasıl olur da bir kitaba sığar? | Open Subtitles | كيف يمكن لكل شئ أساسي أن يتلائم في كتاب واحد فقط؟ |
| Basitçe, araba yanaşır, kötüler onu sıkıştırır ve kurşun yağmuruna tutar. | Open Subtitles | بشكل أساسي, تقف سيارة فيحيطها الأشرار ويمطرونها بالرصاص |
| Çevreci hareketler, iklim değişikliğinin en çok vurduğu ulusların nüfusunun büyük çoğunluğunun siyah ve kahverengi tenli insanlar olduğuna işaret etmede daha iyi hale geldiler. | TED | لقد تحسنت الحركة البيئية في توضيح أن الشعوب الأكثر تأثرًا بتغير المناخ هي التي يسكنها السود بشكل أساسي. |
| Hem hiç etik değil ve muhtemelen yasa dışıdır da. Bir polis memurunun kilit bir tanıkla yakınlaşması. | Open Subtitles | غير أخلاقي ومسموح أن يصادق رجل شرطة شاهد أساسي |
| temelde, anestezi yapmak için olabildiğince saf oksijene ihtiyacınız var çünkü nihayetinde oksijeni gaz ile seyreltmeniz gerekecek. | TED | في الأساس، لتوفير التخدير، تحتاج إلى أوكسجين نقي قدر الامكان، لأنك سوف تذيبه بشكل أساسي مع الغاز. |
| Ben temelden değişmesi gereken 4 anahtar ekonomik sistem görüyorum. | TED | أرى أن هناك أربعة أنطمة اقتصادية أساسية التي تحتاجُ بشكلٍ أساسي أن تتغير. |
| Ve makinemin aslında, iri navlunlu yük ve... yakıt kaynaklarının boyutunu azaltabilmesini sağladım... | Open Subtitles | وأفترض أن جهازي يمكن أن يقلل بشكل أساسي حجم الحمولات الضخمة وتجهيزات الوقود |
| Bunun için, bir ana kaynak yerine kanıt için bağımsız aşamalara ihtiyacımız var. | Open Subtitles | لذا فنحتاج لتتبع مصادر مختلفة من الأدلة بدلًا من إعتماد مصدر أساسي واحد |