| Yani, öyle bir durum varsa, ne olduğunu sorabilir miyim? | Open Subtitles | أعني، إذا كان الأمر كذلك، هل لي أن أسأل ما هي؟ |
| Ve şimdi de istediğiniz silahları teslim etmeden önce yedincisini Sormaya niyetliyim. | Open Subtitles | و أقترح أن أسأل السابع الآن قبل أن أسمح لكم أو لا أسمح لكم بالأسلحة التي تطلبونها |
| Ama izin ver sana birşey sorayım. Bunu yaptıktan sonra kızımla konuşabilecek miyim? | Open Subtitles | لكن أريد أن أسأل عن شئ ، بعد أن نفعل هذا ، هل سيمكننى الحديث مع إبنتى ؟ |
| Birine sormayı istiyordum. Buranın bir balıkçı köyü olduğunu fark ettim. | Open Subtitles | كنت أنوي أن أسأل أحدما لقد لاحظت أن تلك قرية للصيد |
| Ama kendisi çok yakışıklı, düşünüyordum da bunu size sormamalıyım aslında, Mary'ye sormalıyım. | Open Subtitles | لكنه جذاب جدا أنا أتسائل. لا ينبغي أن أسئلك، يجب أن أسأل ماري. |
| Craig Venter'a hep sormak istemişimdir: Bir insanın vücuduna sentetik bir kromozom yerleştirip istediğimiz zaman kendimizi yinelememiz mümkün olur mu diye. | TED | أردت أن أسأل كريغ فينتر إن كان من الممكن إدراج كروموسوم إصطناعي في إنسان بحيث يمكننا أن نستنسخ أنفسنا إن أردنا ذلك. |
| Şu sıralarda geleceklerinden haberdar mıydın diye sorabilir miyim? | Open Subtitles | هل لي أن أسأل إن كنت تعلم بوصولهما الوشيك؟ |
| Neden bu kadar acil olduğunu sorabilir miyim? | Open Subtitles | وهل لي أن أسأل ما هو الأمر العاجل الذي تريدين محادثته بشأنه؟ |
| Bay Hsin, gözünüze ne olduğunu sorabilir miyim? | Open Subtitles | السّيد هسين، يمكن أن أسأل ماذا حدث إلى عينك؟ |
| Biliyorum bunu Sormaya hiç hakkım yok, ama... sizce Marshall beni geri ister mi? | Open Subtitles | أعلم ليس لدى حق . .أن أسأل هذا,لكن هل تظن أن مارشل سيرجع لى ؟ |
| Sormaya korkuyorum, niye aklından geçenleri bize söylemiyorsun? | Open Subtitles | أخشى أن أسأل ، ولكن لماذا لا تخبرنا ما الذي يدور ببالك ؟ |
| O zaman neden sevdiğini, şimdi neden sevmediğini kime sorayım? | Open Subtitles | من عليّ أن أسأل عن سبب حبك لي آنذاك وعدم محبتك لي الآن؟ |
| Daha kibar mı sorayım? | Open Subtitles | هل يجدر بى أن أسأل القيام بهذا بطريقة أكثر تأدبا ؟ |
| Davete o kadar şaşırdım ki bir şey getireyim mi diye sormayı unuttum. | Open Subtitles | أجل، لقد فاجئتني الدعوة للغاية ونسيت أن أسأل إن كان عليَّ إحضار شئ |
| Bu sabah gönderdiğiniz biletler için teşekkür ederim. Ama sormalıyım, neden ben? | Open Subtitles | أقدر إرسالك هذه التذاكر إليّ هذا الصباح ولكن يجب أن أسأل .. |
| Bir kaç soru sormak istiyorum, neden kadınları seksten konuşurken kaydettiğin gibi? | Open Subtitles | أريد أن أسأل بضعة أسأل، كـ لماذا تسجّل النساء يتحدثن عن الجنس؟ |
| Yolculuk nereye diye sorabilir miyim, güçlü samuray? | Open Subtitles | هل لي أن أسأل إلى أين تسافر ، أيها الساموراي القوي |
| Eğitim verdiğim zamanlarda öğrencilerime hep sorardım, İyi bir işin tanımı nedir? | TED | وعندما كنت أدرس. اعتدت أن أسأل الطلاب, ما هو مفهومك للعمل الجيد؟ |
| Neden bu kadar sertsin acaba? | Open Subtitles | هل بإمكاني أن أسأل ماذا كل المواد الخام ؟ 73 00: 07: |
| Sanırım ailenin hangi tarafındansın diye sormama gerek kalmadı. | Open Subtitles | أظن أنني لا يجب أن أسأل من أي جانب من العائلة قدمت |
| Ona, yaşadığı dünyadan bahsetmesine izin verilmediğini bildiğimi söyle ama belki bir kaç soru sorabilirim ve o da doğru mu yanlış mı olduğunu söyleyebilir. | Open Subtitles | قولي لها أنني أعرف أنه غير مسموح لها أن تتكلم عن عالمها و لكن ربما يمكنني أن أسأل أسئلة و يمكنها أن تجيب بخطأ أو صواب |
| biliyor musun, hatta - İlk düşüncem eve gittiğimde anneme soracağım soru oldu? | Open Subtitles | هل تعلمين أول شيء فكرت فية أن أسأل أمى علية لدى عودتى |
| Bunun önemli bir şey olduğunu biliyorum ama bunu sormam gerekiyor. | Open Subtitles | وآه أنا أعلم أن هذا الموضوع كبير لكن علي أن أسأل |
| Bunu Sormamalıydım. | Open Subtitles | لا، لم أكن قد كان علي أن أسأل. |