Normal Okul ve yaz okulu arasındaki o harika hafta sonuydu. | Open Subtitles | لقد كانت نهاية الأسبوعية للإجازة الذهبية بين الدراسة الصيفية والدراسة المنتظمة |
Ama şimdi Okul borçlarını ödemek için sadece 100 kağıt alıyorum. | Open Subtitles | كان يجب أن يكون لديّ مئة ألف دولار لتسديد نفقات الدراسة |
Gerçek şu ki, özel ders merkezindeki o gün beni mahvetti. | Open Subtitles | لا ، الحقيقة أن ذلك اليوم بغرفة الدراسة أحبطنى نوعاً ما |
Dışlandı, okuldan ayrıldı, vicdan azabından kurtulmak için içmeye başladı. | Open Subtitles | صار منبوذاً، ترك الدراسة بدأ بمعاقرة الخمر ليخفي شعوره بالذنب |
Uyuşturucu kullanma, eğlenmekten vazgeç. okula geri dön ve diplomanı al. | Open Subtitles | توقفي عن التعاطي، توقفي عن التمتع عودي إلي الدراسة و تخرجي |
Babam sürekli beni ders çalışmaya motive etti, ama bu bir işe yaramadı. | TED | حاول والدي بشدة تحفيزي على الدراسة ولكن هذا لم ينجح |
Bu 28 yıldır izlediğim, ki bir koloni ömrü yaklaşık bu kadardır, hasatçı karınca popülasyonunun bulunduğu çalışma alanının bir haritası. | TED | هذه خريطة موقع الدراسة الذي أتابع فيه هذه المجتمعات من مستعمرات النمل الكادحة من 28 سنة، وهي فترة تقارب عمر المستعمرة. |
Eğer bana şehvetle bakan herkesi öldürseydim bunu Okul dışında yaptırmazdım. | Open Subtitles | ولو قتلت كل من ينظر إليّ بشهوة لما تجاوزت مرحلة الدراسة |
Vazgeçtiğin şey sadece Okul değil. Bir daha hiçbir şey normal olmayacak. | Open Subtitles | لعلمك، الدراسة ليست كل ما تتركينه، فلن يعود أيُّ شيء طبيعيًّا أبدًا. |
Vay, iyi ki Okul açık değil... yoksa o kıyafet kesinlikle açılmaz. | Open Subtitles | ياللهول, من الرائع أن الدراسة توقفت وإلا هذا الرداء كان سيسبب مشكلة |
Derslerimiz bu hafta başladı ve şimdiden Ticaret okulu yöneticiliğine seçilmeye adayım. | Open Subtitles | سألعب أولاً. فقد بدأنا أسبوعنا الأول من الدراسة. وبالفعل رُشجتُ أن أخدم |
Erkeklerin okulu bırakma ihtimalleri kızlarınkinden %30 daha fazla. | TED | الأولاد أكثر عرضة بنسبة 30 في المئة من البنات للإنقطاع عن الدراسة. |
Bu sayede Philip'in ders çalışmaktan daha çok şey istediğini kanıtlayacağız. | Open Subtitles | لأننا بهذه الطريقة سوف نثبت أنا فيليب لا يريد الدراسة فقط |
Karanlık alt geçitlerin aydınlatılmasıyla, lise öğrencileri geceleri okuldan sonra güvenle eve yürüyebilecekler. | TED | إضاءة الممرات السفلية المظلمة القديمة، وبذلك يستطيع طلاب المرحلة الثانوية المشي بأمان بعد انتهاء الدراسة مساءً. |
Bir hafta daha okula gideceğim, sonrasında yaz tatili başlıyor. | Open Subtitles | تبقى إسبوع واحد على نهاية الدراسة ثم تبدأ العطلة الصيفية |
Bu çalışmaya ilk kez 29 yaşındayken rastladım ve çok zor bir ayrılıktan geçiyordum. | TED | لقد اكتشفت هذه الدراسة عندما كنت في 29 من عمري ولقد كانت حالتي صعبة بعد انفصالي عن حبيبي. |
Ya kadınlar? çalışma 15 -- erkeklerden hiç farkı yok. | TED | ماذا عن النساء؟ الدراسة رقم 13: لا فرق بينهن والرجال. |
Yıllarca annesiyle yaşamış - annesi otoriter biriymiş - ve onun Okulda da pek iyi zaman geçirdiğini sanmam. | Open Subtitles | لقد عاش مع امه لسنوات عديدة كانت سيدة متحكمة جدا ولا اعتقد انه نال وقتا جيدا اثناء الدراسة ايضا |
Daha okulun ilk günü ve yangın daha başlamadan söndürüldü. | Open Subtitles | إنه أول يوم في الدراسة والنار ستنطفيء بسرعة كما اشتعلت بسرعة |
"Geceleri uyumama durumları"ndan kastının çalışmak değil, parti yapmak olduğunu söyle lütfen. | Open Subtitles | أخبرني من فضلك أنّك بقولكَ الساهرين فأنتَ تعني الاحتفال و ليس الدراسة |
eğitim sınıflarda ve okullarda gerçekleşiyor ve bunu yapan insanlar öğretmenler ve öğrenciler. Onların takdir yetkisini kaldırırsanız, eğitim gerçekleşmez. | TED | هي تحصل في قاعات الدراسة والمدارس، ومن يقوم بها هم المدرسون والتلاميذ، وإن أخذت حرية تصرفهم، فإنها تتوقف عن العمل. |
Birçok araştırma da yalnızca orta sınıf ve beyaz kadınlar üzerine odaklanarak sonuçları tüm kadınlara uygulamayı güçleştiriyordu. | TED | ركزت العديد من الدراسات حصريا على النساء البيض من الطبقة المتوسطة مما يجعل تطبيق نتائج الدراسة على جميع النساء مشكلة. |
18 yaşında yurt dışında okumak için evden ayrılan çok az kızdan biriydim. | TED | كنت واحدة من فتيات قليلات في جيلي ممن تركن البيت في عمر 18 عاماً من أجل الدراسة بالخارج. |
Eğer çalışmaktan bıktıysan benim moruğu, seni evlat edinmeye ikna edeceğimi düşün. | Open Subtitles | حسناً، إذا تعبت من الدراسة.. أخبرنى و سوف أجعلك تجتاز بواسطة والدى |
Aynı zamanda, bir çalışmanın kolayca anlaşılabilmesinden emin olmak. | TED | هو أيضًا يعني أن تكون متأكدًا من أن هذه الوثيقة أو الدراسة سهلة الفهم. |