| Zarlara tesekkür et. Yüzümün yüzde kaçini tras etmem gerektigini onlar söyledi. | Open Subtitles | فهما من أخبراني ما هي النسبة من شعر وجهي التي علي حلاقتها |
| Sizce bir kişi günün yüzde kaçında araba kullanıyordur? | TED | ما هي النسبة اليومية التي تتوقعونها لاستخدام السيارة من قبل شخص عادي؟ |
| Bu yüzdelik oran tüm eyaletlerde aşağı yukarı aynı. | TED | أن النسبة المئوية لا تختلف كثيرا من ولاية إلى أخرى. |
| Ne var ki İlgiltere'de bu oran 100.000'de 7. | TED | خمنوا ماذا؟ في إنكلترا، النسبة سبع في كل 000 100. |
| Ve çok hızlı bir şekilde beynim bunun dünyada negatifin pozitife olan doğruluk oranı olduğunu düşünüyor. Bunun yaptığı şey tıp okulu sendromu | TED | وبسرعة فائقة, يبدأ عقلي في التفكير أن تلك هي النسبة الدقيقة للسلبي إلى الايجابي في العالم والذي يفعله ذلك هو عمل شيئ |
| Tri pi'deki sürtükler onu çoktan Canyon gölüne götürdü bile. | Open Subtitles | الفاسقات في النسبة الثابتةِ ثلاثيةِ لَها أَخذتْها إلى بحيرةِ الوادي، |
| Ülke genelinde %29 oranında, Georgia'da ise ondan bile fazla. | Open Subtitles | ..أو للتمليك في الإطارات تسعة وعشرين بالمئة على الصعيد الوطني وأكثر من هذه النسبة في ولاية جورجيا |
| Millet Meclisine seçtiğimiz kadın yüzdesi kadar değil, bu iyi. | TED | صحيح أن هذه النسبة لا تمثل نسبة الاناث في الكونغرس، ولكن لا بأس هذا جيد |
| Amerika ve Batı Avrupa'da yüzde sekiz civarında. | TED | النسبة في الولايات المتحدة وأوروبا الغربية هو ٨ بالمئة. |
| İnsanlar farklı şekillerde yüzde üzerinden göstergeler kullanıyordu. | TED | كان يستخدم الناس مؤشرات النسبة المئوية بطرق عدة. |
| Fakat, daha eşit toplumlarda, bu yüzde 60 ya da 65'e çıkıyor. | TED | ولكن في المجتمعات التى بها عدالة إجتماعية ترتفع النسبة الى 60-65 % |
| ve geleceğin neler getireceğini bilemezsiniz, fakat bu yüzde azalamayacak. | TED | ولا نعرف ماذا سيحدث في المستقبل ، ولكن النسبة لن تقل. |
| Aslında sıradan bir kadın tüm erkeklerin %33'ünden daha iyi, elbette bu oran %50 olsaydı o zaman iki cinsiyet tamamen eşit olurdu. | TED | في الحقيقة، معدل المرأة أفضل بـ 33٪ من كل الرجال، بالطبع لو كانت النسبة 50٪، لكان الجنسان متساويين تمامًا. |
| Aynı şekilde, oran %50 olsaydı tam anlamıyla cinsiyet eşitliğini gösterecekti. | TED | ومرة أخرى لو كانت النسبة 50٪، لكان من شأنها أن تمثل مساواة كاملة بين الجنسين. |
| Ama yüzde 68 gibi büyük bir oran, eşya üretmek ve çoğumuzun her gün beklediği hizmetleri sunmak amaçlarından kaynaklanıyor. Tarım, ev işi ve inşaat gibi sektörler buna örnek. | TED | و لكن النسبة الأعظم تصل إلى 68 في المئة بغرض خلق البضائع و إيصال الخدمات و التي يعتمد عليها أغلبنا يوميا، في قطاعات مثل العمل الزراعي و العمل المنزلي والبناء. |
| Eğer sadece yüz sene yaşasanız, toplam nüfusa oranla oran gerçekten de düşük. | TED | بالتأكيد هذه النسبة ضئيلة مقارنة بعدد السكان الكلي إذا عشت فقط لمدة مئةَ عام. |
| Örneğin, benim muhitimde obezite oranı beş kat daha yüksek, mesela, Beverly Hills'den, ki orası muhtemelen 12-16 km uzaktadır. | TED | على سبيل المثال، نسبة السمنة في حيي تبلغ خمسة أضعاف النسبة في بيفيرلي هلز، والتي تبعد حوالي ١٢ أو ١٦ كيلومتراً. |
| Bu neredeyse aya inişin sahte olduğuna inanan insanların oranı. | TED | وهي ذات النسبة من الشعب الأمريكي الذين يعتقدون أن الهبوط على سطح القمر كان كذبة |
| pi günlerimde ben de bazı böceklerle uğraşmıştım. | Open Subtitles | تعاملت مع بعض البق الذي ظهر في أيام النسبة الثابتة |
| - Yani Walter şu anda uzaya erişiyor. Ve kapsül denildiği gibi ayrılıyor. Ama rokete test için 3/2 oranında yakıt dolduruldu ki bu da sabit bir sabit bir yörünge için yeterli değil. | Open Subtitles | يعني والتر يصل إلى الفضاء الآن والكبسولة تنفصل بينما نتحدث الآن لكن الصاروخ مملوء فقط بثلثي النسبة |
| Bunlar seçim sonuçları değil, fazla kilolu insanların yüzdesi. | TED | هذه ليست نتائج الانتخابات، هذه هي النسبة المئوية للأشخاص الذين يعانون من زيادة الوزن. |
| Her katmanın oranını düzeltiyoruz ve sonra karışımdaki her ağaç türünün yüzdesine karar veriyoruz. | TED | نصلح نسبة كل طبقة، ثم بعدها نحدد النسبة المئوية لكل نوع شجرة في الخليط. |
| Ama puştun tekinin o sıfır üstü ihtimal için ölmesi gerekmiş. | Open Subtitles | أترين، شخصُ منحوس الحظ كان عليه أن يموت لأن يجعل النسبة أكبر من صفر |
| Yüzdeli göstergenin aslında doğru yüzdeyi gösterip göstermediğinin pek de önemli olmadığını buldu. | TED | واكتشف أنه لا يهم حقاً إن كان مؤشر النسبة المئوية يعطيك حقاً النسبة الدقيقة. |
| Tam orandan emin değilim, ama şimdi gitmem gerekiyor. | Open Subtitles | لا أعرف النسبة لكن عليّ الذهاب |
| Hem matematik hem de okumada yüzdeleri nasıl arttıracağız? | Open Subtitles | كيف بحق الجحيم رفعنا النسبة في الرياضيات و القراءة معًا ؟ |
| 2008'de World Wide Web Vakfını kurduk ve bu orana bakıp bir bakıma endişelenmeye başladık. | TED | في عام 2008، قمنا بإنشاء مؤسسة الشبكة العالمية للاهتمام بهذا الأمر بشكل جزئيٍّ وإبداء القلق بشأن هذه النسبة. |