| Bazısı sıcak kömür gibi parlak turuncu renkte, çevresini ısıtıyor | Open Subtitles | بعضها يُوهج برتقالياً متقداً كالفحم الساخن، تشع حرارة إلى محيطها، |
| Son derece sıcak bu yıldızlardan bazıları ölmeden önceki son enerjilerini harcıyorlar ve mavi parlak bir ışık yayıyorlar. | Open Subtitles | النجوم الحارة بشدة التي تحرق بعضها أخر ما لديها من طاقة قبل أن تموت, تشع باللون الأزرق |
| Durma miktarı enerji ışınları yayılır ve emilir ve neye benzer...? | Open Subtitles | تشع الطاقة وامتصاصها في الكميات , مطابقة لـ... |
| Karadelikleri bulmak gerçekten son derece zor. Siyah olmasa ve enerji yayıyor olsa bile, şöyle söyleyelim; yine 20 mil genişliğinde olacaktı. | Open Subtitles | العثور على الثقوب السوداء أمر في منتهى الصعوبة حتّى لو لم تكن سوداء ولا تشع الطاقة |
| Teni parlıyor. Sırık gibi bacakları var. Bir de o kıça ne demeli? | Open Subtitles | بشرتها تشع ، وساقاها تمتد لأميال ومؤخرتها؟ |
| Hidrojeni 10 milyon dereceye kadar ısıtırsanız yıldızların parlamasını sağlayan bir enerji çıkmaya başlar ve evrene ışık ve sıcaklık verir. | Open Subtitles | سخن الهيدروجين إلى حوالي عشرة ملايين درجة مئوية وسيبدأ بانتاج الطاقة التي تجعل النجوم تشع . و تمد الكون بالضوء والدفء |
| Güneşimiz enerji yayar ki bu okyanuslar tarafından ısı olarak emilir ve sonra kısmen atmosfere bırakılır. | TED | شمسنا تشع طاقة، والتي تمتصها المحيطات كحرارة ثم تطلق جزئيًا في الجو. |
| Ve bahçıvan, senin çiçeklerin pırıl pırıl parlar | Open Subtitles | و ورودك أيها الجنائني مع ألوانها التي تشع |
| Tek bu sahnemiz kaldı. Güneş altın rengiyle parıldıyor. | Open Subtitles | لكن لدينا مشهد واحد فحسب بينما الشمس تشع لونها الذهبي المدهش هذا |
| Esas eğlence bunları yedireceğin bir fare seçerken başlıyor ve belki de tüm hafta seni ısıran küçük ve parlak gözlü anneyi seçersin. | Open Subtitles | المتعة الحقيقية هي في التقاط الجرذ الذي ستطعمه إياها وقد يقع اختيارك على الأم ذات العينين اللاتي تشع حقداً وكانت تعضك طوال الأسبوع |
| En parlak yıldızın Kutup Yıldızı olduğunu ormanda büyü olduğunu bilir. | Open Subtitles | إنه يعرف بأن نجمة الشمال تشع بألمع من غيرها لأنه يعلم أن هناك سحر في الغابة |
| Ve burada, yeryüzünde ve gökteki bütün yıldızlardan daha parlak. | Open Subtitles | وهي هنا على الأرض تشع أكثر من النجوم |
| Çünkü rüyalarımda ateş artık o kadar parlak değildi! | Open Subtitles | لأنه في أحلامي... ...لم تعد النار تشع كما كانت. |
| İğne yapraklar dallardan dışa doğru yayılır. | Open Subtitles | تشع إبرها من الأغصان |
| Çizimde tüm hatlar ondan yayılır. | Open Subtitles | جميع الخطوط في الرسمة تشع منه |
| Alınma ama kıçın iguanaların üstünde yatmasına yetecek kadar ısı yayıyor. | Open Subtitles | وبدون إساءة، ولكن مؤخرتكِ تشع حرارة عالية أنا مندهش أنه لا يوجد عظاءة تعيش عليها |
| Gözlük düşük seviyede delta dalgası yayıyor. | Open Subtitles | النظارة تشع موجة دلتا منخفضة المستوى |
| Aksine, spiral kolları genç, sıcak mavi yıldız kümelerinden gelen ışıkla parlıyor. | Open Subtitles | وعلى الضد من ذلك، تبدو ...ذراعيها الملتفة تشع بالضوء القادم من نجوم زرقاء شابة حارة |
| Biliyorsunuz, benzerlik, ilk sırada Charles'in anlatımında, "Rusya'da parlayan yıldızlar Amerika'da da parlıyor. Gökyüzünden bakınca şehirlerimiz aynı görünüyor." | TED | انتم تعرفون، القواسم المشتركة، الخط الأول في رواية تشارلز كان، " نفس النجوم التي تشع على روسيا تشع على الولايات المتحدة. من السماء, مدننا تبدو متشابهة جدا." |
| Işıkları zar zor zamanında söndürdüm ki siz şu örgü tel ekranına vuran ve sonra sadece parlayan ışık kütlelerini görebilesiniz. | TED | بالكاد استطعت ان التقط هذا الضوء سوف ترون هذه الومضات من الضوء التي ترتطم بالشاشة الحساسة ومن ثم تشع |
| Oksijen molekülleri yeşil veya kırmızı renk yayar. | Open Subtitles | تشع جزيئات الأكسجين لوناً أخضر أو أحمر |
| Ve bahçıvan, senin çiçeklerin pırıl pırıl parlar | Open Subtitles | و ورودك أيها الجنائني مع ألوانها التي تشع |
| Her şekil ve büyüklükteki iki binden fazla galaksinin yaydığı ışıkla parıldıyor. | Open Subtitles | إنها تشع بضوء اكثر من 2000 مجرة من كل الأشكال والأحجام |
| AP, herkes karısının ay gibi parlamasını ister. | Open Subtitles | آبي كل رجل يحب أن تكون زوجة تشع كالقمر |