| Ritchie bu işe kendi girmek istedi. Ona yardım ettim, ama o istedi. | Open Subtitles | ان ريتشى هو الذى اراد هذا العمل, انا ساعدته فقط, ولكنه كان يريده |
| Kolya Amca çalışıp borcunu kapattı. Ben de biraz yardım ettim tabi. | Open Subtitles | العم كويلا عمل بجد وتمكن من سداد الدين أنا ايضا ساعدته قليلاً |
| Seni ve masumiyetini korumak için sevdiği her şeyden uzaklaşmasına yardımcı oldum. | Open Subtitles | لقد ساعدته على الإبتعاد عن كل شيء أحبه لحمايتك أنتِ وأطفالك الأبرياء |
| BuII bana borçlu. Ona vuruşlarında yardımcı oldum. | Open Subtitles | الرجل مدين لي بخدمة، ساعدته في تحسين ضربته. |
| Burayı inşa etmesine yardım ettin ve bunu bana söylemedin mi? | Open Subtitles | لذا ، أنت ساعدته في بناء هذا ؟ ولم تخبرني ؟ |
| Bir yıl kadar önce Jesse'ye kayıtlara açmada yardım ettim. | Open Subtitles | لقد ساعدته في فتح ملف التبني خاصته منذ سنة مضت |
| Az bulunur eşyaları bulmasına, araştırma yapmasına... ve cevaplar bulmasına yardım ettim. | Open Subtitles | لقد ساعدته بالحصول على أغراض نادرة، في البحث عن معلومات وإيجاد أجوبة. |
| Şerif psikopatın teki ve ben de ona sadece özgür olmak isteyen bir grup insanı yakalamasında yardım ettim. | Open Subtitles | شريف هو سوسيوباث وأنا فقط ساعدته والاستيلاء على مجموعة من الأبرياء الذين جريمة فقط كان يحاول أن يكون حرا. |
| O benim evim. Ona bavul hazırlarken yardım ettim. | Open Subtitles | انه واجبي انا وانا ساعدته على توضيب حقائبه |
| Ama şu da var ki ben ona, onun bana ettiğinden daha fazla yardım ettim. | Open Subtitles | لكن يمكنك أن تقول أنني ساعدته بقدر ما ساعدني |
| Ona çantalarını taşıması için yardımcı oldum. | Open Subtitles | هذا كل ما حدث لقد ساعدته على حمل أمتعته. |
| Fuar alanındaki o çocuk herhalde sana yakın biri. Ona çok yardımcı oluyorsun. | Open Subtitles | ويجب أن يكون متصلا VDNH ذلك الولد في بك مباشرة، أنت ساعدته كثيرا |
| O bir sporcuydu ve ödevleri için yeterince zamanı yoktu, o yüzden ben de matematik ve edebiyatta yardımcı oldum. | Open Subtitles | مفهوم؟ , و هو كان نجماً , لم يكن لديه الوقت لأداء فروضه المنزلية لذا ساعدته |
| ona yardım edersen, hakkında söylediğim her şeyin doğru olduğunu kanıtlarsın. | Open Subtitles | , لو أنك ساعدته فانك ستثبت كل شئ سئ قلته عنك |
| Zor zamanlar geçiriyor ve ben geçmişte ona yardım ettiğinizi biliyorum. | Open Subtitles | إنه يعاني من أوقات عصيبة وانا أعرف أنكِ ساعدته في الماضي. |
| Herkes doktora karşıyken... ona yardım ettiğim duyulursa burada bir daha iş yapamam. | Open Subtitles | بهذه المشاعر تجاه الطبيب سأفقد عملى إن عرفوا أننى ساعدته |
| Üvey abisini öldürmeye de yardım ettin mi? | Open Subtitles | هل ساعدته على قتل أخية الغير شقيق أيضا ؟ |
| Hayır. Senaryoları arabasına taşımasına yardım etmiştim. | Open Subtitles | لقد ساعدته على حمل السيناريوهات إلى سيارته من قبل ربما سقطت مني وقتها |
| Eğer bir şey yapmasına yardım edersem, otobüsüme yetişeceğime söz verdi. | Open Subtitles | فوعدنى بأن أصل إلى الحافلة فى وقتها إذا ساعدته فى عمل شىء |
| İlk top toplayıcı adam olmasına yardım ettiğin arkadaşım. | Open Subtitles | هذا صديقي الذي ساعدته لكي يصبح أول رجل جمع كرات |
| Carmen ona alkolden ve uyuşturucudan uzak durmasında yardım etti ve aşık oldular. | Open Subtitles | كارمن ساعدته بالبقاء بعيدا عن المخدرات والكحول وقد شعرت بأنها تحبه |
| Bence kaçmasına kadın yardım etmiştir. Acaba hâlâ yardım ediyor mu? | Open Subtitles | على الأرجح أنها ساعدته في الهروب لكن هل هي تساعده الآن؟ |
| Latnok'ın ona iyileşmesi için yardım ettiğini biliyorum. | Open Subtitles | و أنا أعلم أن اللاتنوك ساعدته على الشفاء |