| Kopya çekme, okulu asma, hırsızlık, dekanla ilişkisi olduğuna dair dedikodu bile çıktı. | Open Subtitles | الغش، التغيّب عن المدرسة، والسرقة، حتى شائعة أنّها على علاقة غراميّة مع عميد. |
| dedikodu. | Open Subtitles | إنها شائعة فحسب, الشائعة هي الخلاعة الجديدة |
| Elçilikten prensesin şehir dışında olduğuna dair bir söylenti duyuyorum. | Open Subtitles | ثم أسمع شائعة من السفارة بأن الأميرة فى البلدة |
| Dünyada bilinen neredeyse yarım milyon böcek türü vardır ama birçoğu yaygın olan beş tane ağız parçası tipinden sadece birine sahiptir. | TED | هناك ما يقارب المليون نوع معروف من الحشرات في العالم، لكن أغلبها يملك واحد فقط من خمسة أنواع شائعة من أجزاء الفم. |
| Eğer bulduğumuz dünyalar ortaksa belki hayat da yaygındır. | Open Subtitles | وإذا كانت الكواكب الشبيهة بالأرض شائعة فلربما تكون الحياة أيضًا موجودة على نطاق واسع |
| Ama son zamanlarda bu oranda bir artış var, mide şikâyeti dünya çapında sıradan bir durum olarak görülüyor. | TED | ولكن في الفترة الأخيرة ارتفع معدّل حدوثها، ما جعلها شكوى معديّة شائعة في كل العالم. |
| Diz incinmeleri kadar sık olmayabilir ama bilek incinmelerinden daha sık. | Open Subtitles | ليست شائعة مثل إصابات الركبة، لكنها أكثر شيوعاً من إصابات المعصم. |
| Bu Genel bir problem. Kart anahtarını telefonunla asla aynı yere koyma. | Open Subtitles | إنها مشكلة شائعة , أبدا ً لا تضع بـطـاقـة الـدخـول مـع هـاتـفـك |
| On gün önce, madenim hakkında yayınlanacak jeolojik raporun olumsuz olacağına dair bir dedikodu çıktı. | Open Subtitles | قبل عشرة أيام نشر أحدهم شائعة أن ثمة تقرير جيولوجي أن أحد مناجمي سيكون غير مرغوب فيه |
| Belki de kafayı yememişlerdir. dedikodu. Bunu kimse bilmiyor. | Open Subtitles | وربما ايضا لم يتم فقدهم ، انها شائعة لا احد يعلم |
| Belki sadece dedikodu, tepkini anlıyorum ama biraz fazla içmiyor musun? | Open Subtitles | ربما هي مجرد شائعة وأنا أتفهم رد فعلك ولكنك تسرفين في الشراب، أليس كذلك؟ |
| General, Kalinga'daki söylenti, Prens Aya'nın öldürüldüğüydü. | Open Subtitles | أيها الجنرال، هناك شائعة في أنحاء كالينغا تقول أن الأمير اريا قد قتل. |
| Bir söylenti duydum, Tüm internet trafiğimizi izliyormuşunuz. | Open Subtitles | إذاً، سمعتُ شائعة بأنّك تتعقّب جميع نشاطاتنا بالإنترنت |
| Isaiah'ın Fry'la olan ilişkisi bir söylenti. | Open Subtitles | هناك شائعة مفادها أن أيزياه لدية شيء ضد فراي |
| Kolayca gelebilen ya da yaygın kullanılan bir alet değildir. | Open Subtitles | ،إنها أجهزة لا تحصل عليها بسهولة وليست شائعة في الاستعمال |
| Gitmeden önce bana beyzbol oyuncuları arasında yaygın olan bir ameliyatı sormuştun. | Open Subtitles | قبل مغادرتك، طرحت عليّ سؤالا عن عملية جراحية شائعة لدى لاعبي البيسبول. |
| Fiziksel olarak suistimal edilen çocuklarda... baş yaralanmaları oldukça yaygındır. | Open Subtitles | شائعة جدا عند الأطفال الذين تساء معاملتهم جسديا |
| Öte yandan bence, bundan böyle bir yarar sağlamamalıyız, çünkü hayatın evren içerisinde bayağı sıradan olduğundan şüpheleniyorum. | TED | لا أعتقد بأنه يمكننا الاستفادة من ذلك.. لإنني أتوقع بأن الحياة شائعة الى حد ما في الكون. |
| Tehlikeli ve korkutucu durumları içeren rüyalar sık sık karşımıza çıkar ve ilkel içgüdü provası teorisine göre bir rüyanın içeriği, o rüyanın amacı için önemlidir. | TED | الأحلام التي تشمل خطورة وتهديد هي حالات شائعة جداً وغريزة بدائية، ونظرية معادة ترى أن محتوى الحلم غرض غير هام |
| Bunlar cesedi çürütmek için kullanılan lavabo açacağının Genel bileşimleri değil mi? | Open Subtitles | أليست تلك المكونات شائعة في أصناف منظفات فتحات التصريف المُستعملة لتحليل الجثة؟ |
| Hassas ve şiş göğüsler doğuma yaklaşırken oluşan ortak bir özelliktir. | Open Subtitles | الأثداء الحساسة و المتورمة هي شائعة في الفصل الثالث من الحمل |
| Kendi başına hareket ettiğine dair dedikodular duydum. | Open Subtitles | لقد سمعت شائعة بأنك ستصبح من أبناء البلد |
| Bir kalp ameliyatı planladığın dedikodusu dolaşıyor. | Open Subtitles | ثمة شائعة تدور حولك أنك تعتزم إجراء عملية جراحة قلب. |
| İhtiyar buraya bir adım uzakta Briç kulubündeyken bu biyolojik tehditler hakkındaki dedikoduları duyduğunda? | Open Subtitles | ستطأ قدماً هنا عندما تسمع شائعة عن رجال يرتدون سترات واقية؟ |
| -Şey gösteri dünyasında isen bu tip şeyler oldukça sık gelir başına. | Open Subtitles | هذه الأمور شائعة للغاية... ... عندما تعملين في مجال الترفيه... |
| Numerolojik kehanet ilk matematikçiler arasında yaygındı. | Open Subtitles | العرافة الرقمية كانت شائعة بين علماء الرياضيات الأوائل |
| Eğer ortada bir skandal varsa... herhangi bir rezalet söylentisi çıkarsa Papa reddedebilir. | Open Subtitles | إذا كان هناك أي فضيحة, أي شائعة, من خزي العامه, البابا قد يرفض. |