| Saldırganla yüzleşmen hikâyeni anlatırken sana yardımcı olacaktır diye düşündük. | Open Subtitles | ظننا أن جلب القرد هنا لكيّ تواجه المعتدي سيساعد القصة |
| Yolculuk, senin için dünyasal bir ortamda daha rahat geçer diye düşündük. | Open Subtitles | نحنُ ظننا أن الرحلة قد تكونَ أسهلَ عليكَ من تشييد المبانى. |
| Gereksiz bir karışıklık olabilir bu ama bunun zorunlu olduğunu düşündük... | Open Subtitles | قد يكون هذا تدخل بلا داعي، لكننا ظننا أن هذا ضروري.. |
| 1920'lerde insanlar arasında büyük farklılıkların olduğunu düşündük. | TED | في عشرينيات القرن العشرين، ظننا أن هناك فروق كبيرة بين البشر. |
| Öylece yatıyordu. Önce bir şaka olduğunu sandık. | Open Subtitles | فقط كان مستلقياً هناك ,في البداية ظننا أن الأمر مجرد مزحه |
| Gazete parçasında ki parmak izinin katile ait olduğunu düşünüyorduk. | Open Subtitles | ظننا أن البصمه التي على المفكره |
| Amcam da testiküler kanseri olduğunu sanıyorduk. | Open Subtitles | لا، لا، لا. عمي... ظننا أن عنده سرطان بالخصيتين. |
| Açıkçası, etrafta gayet sağlıklı bir şekilde yürürken bile burun yolunun virüslerle dolu olacağını düşünmüştük. | TED | ظننا أن المسالك الأنفية قد تكون مليئة بالفيروسات حتى لو ظننت أنك بصحة جيدة |
| Kendimize biraz süre kazandırırız diye düşündük ama adli tıp elbet bulacak. | Open Subtitles | ظننا أن نكسب بعض الوقت لأنفسنا، لكن الخبراء الشرعيين سيجدونها في نهاية المطاف. |
| Uyandığında normal bir aile evine dönmen iyi olur diye düşündük. | Open Subtitles | ظننا أن هذا سيكون أفضل بالنسبة لك لكي تعود المنزل في بيئة عائلية مستقرة حينما استيقظت |
| Evet, kötü insanları evden uzak tutar diye düşündük. | Open Subtitles | أجل, ظننا أن ذلك سيُبعد الأشرار |
| Eğlenceli olur diye düşündük. | Open Subtitles | نحنُ ظننا أن ذلك سيكون ممتعا ً |
| Böyle yazmamız başkana esneklik sağlar diye düşündük. | Open Subtitles | ظننا أن هذا سيعطى للرئيس مرونة أكثر |
| Sen daha iyi anlarsın diye düşündük. | Open Subtitles | لقد ظننا أن بإمكانك معرفة المزيد عنها. |
| Birbirinizi daha yakından tanımak için buranın en iyi yer olduğunu düşündük. | Open Subtitles | ظننا أن هذا المكان المثالي لكم يا رفاق للتعرف علي بعضكم البعض بشكل أفضل. |
| Çünkü Andrew'un mirasçısının bir erkek olduğunu düşündüğümüzden katilin de erkek olduğunu düşündük. | Open Subtitles | لأننا ظننا أن وريث السيد أندرو رجلا .. ولذلك ظننا أنه هو القاتل . |
| Durumu idare etmenin en iyi yolunun bu olduğunu düşündük. | Open Subtitles | ظننا أن هذه الوسيلة المثلى لتولي الأمر |
| Bundan dolayı çok üzgünüz. Bu tekne onun sandık. | Open Subtitles | لقد قلنا بأنّنا جدّ آسفان بخصوص ذلك ظننا أن هذا قاربه |
| Ama bu bizim verdiğimiz yılın en büyük partisi ve müzik seti bozulduğunda herşey mahvoldu sandık. | Open Subtitles | لكن يا رفاق، هذه أكبر حفلة لمنزلنا في العام، لكن عندما تحطم الإستريو. ظننا أن الحفلة قد خربت. |
| Molly'nin kurban olduğunu düşünüyorduk ve onda da yanılmıştık. | Open Subtitles | ظننا أن موللي ضحية، وكنا مخطئين. |
| (Alkış) Artık bizim tezimizn, bizim kavgamızın bu çalışmaların masraflı olduğunu söyleyen organizasyonlarla olduğunu düşünüyorduk. | TED | (تصفيق) ظننا أن جدالنا أو معركتنا كانت مع المنظمات التي تعنّتت في رأيها أن ذلك لم يكن مجدٍ اقتصادياً |
| Peter ve ben düşündük. Önceden makinenin onu eve götürecek şey olduğunu sanıyorduk. | Open Subtitles | أنا و"بيتر" إكتشفناها ، حين ظننا أن الآلة هى مفتاح عودته لموطنه |
| Yanıltmak için mükemmel olacağını düşünmüştük. | Open Subtitles | ولقد ظننا أن ذلك كان الإنعكاس الأمثل |