| Ya da otobanda giderken eksoz gazından boğulacakmışsınız gibi geliyor. | Open Subtitles | أو إذا كنت في الطريق السريع تشعر أن الغازات ستخنقك |
| Evet, Yoldayım. Shin Woo ağabey, lütfen biraz bekle. | Open Subtitles | نعم أنا في الطريق لهناك , شين وو هيونـغ رجاء أنتظر لحظــة |
| Teknik servisten Geliyorum. çanak antenininz kamyonette... | Open Subtitles | الفتى من قسم الدعم الفني ستالايتك في الطريق |
| Düşünüyordum da, bu gece gösteriye gitmeden önce Yolda bir şeyler atıştırabilir ya da oraya vardığımızda, acılı sosislerden yiyebiliriz. | Open Subtitles | كنت أفكر إما أن نغير في الطريق إلى الحفلة هذه الليلة أو يمكن أن نأكل السجق بالفلفل الحار في الصالة |
| CDC'yi gözlerini dört açması için uyarırım. Şu anda yoldalar. | Open Subtitles | لقد أبلغت مركز السيطرة علي الأمراض عنها، إنهم في الطريق. |
| - Taksi yola çıktı. Bavullarımı toplamalıyım. | Open Subtitles | التاكسي في الطريق يجب أن أنهي حزم الحقائب |
| Motele bakalım. yoldan uzakta durmanızı istiyorum. | Open Subtitles | نحن سنتفحص الفندق نريدك أن تكون في الطريق الأسفل |
| Bu da ya yolda oldukları ya da onları yakalayamadığınız anlamına geliyor. | Open Subtitles | ذلك يعني أنّهما في الطريق إلى هُنا أو أنّكِ لمْ تقبضي عليهما. |
| beş tane daha geliyor. | Open Subtitles | عشرة آلاف في المروج الآن وخمسة آخرون في الطريق |
| Birkaç saat önce. Polis hemen geliyor. | Open Subtitles | منذ ساعتين، رجال الشرطة قادمون في الطريق. |
| # Doğru Yoldayım bebeğim, ben bunun için doğmuşum. # | Open Subtitles | أنا لست في الطريق الصحيح ♪ ♪ ياحبيبي لقد ولدت هكذا |
| Tamam, Geliyorum Yoldayım. | Open Subtitles | أنتظر لحظة ، حسناً أنا في الطريق أنا في طريقي |
| Afedersiniz, pardon,doğruca Geliyorum. Özel ihtiyaçlar. | Open Subtitles | إعذرني ، آسف ، آتٍ في الطريق إحتياجات خاصة |
| Aptal-mobilin içinde çölde bir yerde sana doğru Geliyorum. | Open Subtitles | في مكان ما في الصحراء في الطريق الى الأمام عن منزلك السيارة |
| Bir Yolda bir noktada bu duvarları kutsal hale getiren amacımızı gözden kaçırdık. | Open Subtitles | والآن، وفي مرحلة ما في الطريق ضللنا .هدفنا لما يضفي حرمة لهذه الجدران |
| Polisler seninle konuşmak istiyor. şu anda yoldalar. | Open Subtitles | الشرطة تريد التحدث إليك انهم في الطريق إلى هنا |
| Araç 1, 20911. bulvardaki konut yangınına doğru yola çıktı. | Open Subtitles | محرك1 في الطريق الي طريق 209 11 لحريق المبني |
| Babamın bana öğrettiği yoldan gideceğim. | Open Subtitles | و سأمشي أيضاً في الطريق الذي مهّده أبي لي |
| İşte sabahın 10:00'undaki içkileriniz. Çok iyi. Pastanız da yolda. | Open Subtitles | هاك مشروباتكم في العاشرة صباحاً ، أحسنت وفطيرتكِ في الطريق |
| Yani Bir bakıma kendimizi göstermek istedik. | Open Subtitles | عندما كنا في الطريق اعتقد بأنا كنا نريد مشاهدة طفولتنا |
| Bir adım geriye attı ve herkesin ne tarafa gittiğini izledi sonra kendisi diğer tarafa gitti. Ve ben bu hikayeyi sürekli bir daha dinliyorum. | TED | توقف .. وشاهد اصحاب العرض يخرجون من امامه ومن ثم اكمل دربه في الطريق المغايرة وأسمع هذه القصة مراراً و تكراراً. |
| O kadar büyük ki yoldaki en sol şeritte kendi başına arabasını sürebilir. | Open Subtitles | كبير لدرجة أنه يستطيع القيادة به في الطريق السريع الخالي عندما يكون وحده |
| Hayır. Eve gelirken otobüsün camından giren bir kuş çarptı. | Open Subtitles | رقم طار عصفور فى نافذة الحافلة في الطريق إلى البيت. |
| Şu anda yolda olduğunu haber aldım ve her an buraya ulaşabilirmiş. | Open Subtitles | أفادت المصادر بأنه في الطريق وسيصل بعد قليل |
| Her neyse, eşinin aşağılık kardeşinin her yıl yaptığı, ah, sakatlar partisinin yolunda, o beni asla davet etmez. | Open Subtitles | على أي حال , في الطريق إلى شقيق زوجتك الأحمق لحضور حفلته السخيفة و التي لم يدعني إليها مطلقاً |
| Bir gün sokakta beyaz gömlekli ve kıravatlı... iki adamla tanıştım. | Open Subtitles | في يوم ما، قابلت رجلين بلباس أبيض وأربطة عنق في الطريق |