| Ama bunu yasal olarak Yapamam, her şekilde siki tuttum. | Open Subtitles | لكنني لا يُمكنني فِعلُ ذلكَ قانونياً، لِذا فقد قُضيَ أمري |
| Bunu tek başıma Yapamam. O geceden beri hep korkuyor. | Open Subtitles | لا يُمكنني فعل هذا وحدي إنه خائف منذ تلك الليلة. |
| Sevdiğim insanların gözlerine bakıp, onlara yalan söylemeye devam edemem. | Open Subtitles | لا يُمكنني أن أحدّق بأعين الناس الذين أحبّم وأكذب عليهُم. |
| - Bu konuda münakaşa edemem. - Fakat bu spekülasyon, abartma. | Open Subtitles | ـ لا يُمكنني النقاش في هذا ـ لكنه تخمين، مُبالغ |
| O'Reily kardeşlerle aynı odada bile olamam. | Open Subtitles | لا يُمكنني حتى التواجُد في نَفس الغُرفَة معَ الأُخوة أورايلي |
| Buraya yeniden gelmesine izin veremem o yüzden bunu yaksam iyi olur. | Open Subtitles | لا يُمكنني أن أجعلها تأتي مجدداً لذا من الأفضل أن أشعل هذا |
| İkinizi bir arada hayal edemiyorum. | Open Subtitles | لا يُمكنني الإعتياد على التفكير بإنكما كنتما معاً. |
| Seni çok seviyorum. Seni kaybedemem. olmaz, Yapamam. | Open Subtitles | أحبكَ كثيراً و حسب، لا يُمكنني أن أفقدكَ ، لا يُمكنني. |
| Bir kişi için kaynak harcamamı istiyorsun ve şu anda bunu Yapamam. | Open Subtitles | تطلب مني استخدام الكثير من الموارد على شخص واحد وحالياً لا يُمكنني فعل ذلك د. |
| Birisi resmî olarak olay olduğuna dair ihbar etmedikçe bir şey Yapamam. | Open Subtitles | نعم، حسنٌ، لا يُمكنني فعل شيء حتى يتصلُ أحدّهم لجريمة قتل |
| Böyle bir şey Yapamam. Tabii ki yapabilirsiniz. | Open Subtitles | ـ لا يُمكنني فعل ذلكَ ـ أجل، بالطبع يُمكنكَ |
| Parmağımı şıklatıp seni bölge savcı yardımcısı Yapamam. Kabul etmeyebilirsin. | Open Subtitles | ـ لا يُمكنني جعلكَ مساعد النائب العام بلمح البصر ـ يُمكنكَ الرفض |
| Yapabileceğim bir şey yok. Kanıtlayamam, ispat edemem. | Open Subtitles | لا يُوجَد ما أستطيعُ فِعلَه لا يُمكنني إثباتُه، و لا يُمكنني نَفيُه |
| Bayım, olan biteni bilmezsem, size yardım edemem. | Open Subtitles | سيّدي، لا يُمكنني مساعدتك إذا لم أعرف ماذا حدث |
| Kızgınım. Ama aynı zamanda çok da üzgünüm. Neler yaşadığını tahmin bile edemem. | Open Subtitles | أنا غاضبة، لكنني آسفة حقاً لا يُمكنني تخيل ما تُعايشه |
| Gitmek zorundayım. Çok fazla insan öldü. Artık hayatının bir parçası olamam. | Open Subtitles | عليّأنأرحل،سيحتموجودي موتالكثيرين، لا يُمكنني أن أكون جزءً بهذا بعد الآن. |
| Ölmüş olamam. Lütfen, Charlie, bul beni. | Open Subtitles | لا يُمكنني أن أكونَ ميتة أرجوك اعثر علي يا تشارلي |
| Masum bir kızın hiçbir şey bilmediği bir savaşa karışmasına izin veremem. | Open Subtitles | لا يُمكنني السماح لفتاة بريئة تُقاتل في حرب لا تعرف شيئاً عنه |
| Elimden geleni yaparım. Söz veremem. | Open Subtitles | سأرى ما يُمكنني فعله، لا يُمكنني أن اعدك |
| İkinizi bir arada hayal edemiyorum. | Open Subtitles | لا يُمكنني الإعتياد على التفكير بإنكما كنتما معاً. |
| Tırmanamayacağım dağ elde edemeyeceğim kadın yoktu. | Open Subtitles | لميكنهناكجبل لايمكننيتسلقه ، لا توجد أمرأة لا يُمكنني نيّلها. |
| Eve gidemem, söylediğim şeylerden sonra olmaz, yaptığım şeylerden sonra. | Open Subtitles | لا يُمكنني العودة للمنزل، ليس بعد ما قُلته، وما فعلته. |
| Kaybettiğim diğer şeyleri de dikkate alınca bunu da kaybetmeyi göze alamam. | Open Subtitles | ونظراً لأنّي خسرتُ كلّ شيءٍ آخر، لا يُمكنني تحمّل خسارة ذلك أيضاً. |
| Sorun şu ki, hakim bir duruşma hakkı tanıyana kadar o duruşmayı hak ettiğimizi gösteren delil keşfi hakkını alamıyorum. | Open Subtitles | المُشكلة هي لا يُمكنني الحصول على كشف حيالحاجتيلإثباتإننانستحقجلسةإستماع .. حتى بعد أن يُمنح القاضي ذلك. |
| -Hiçbir şey Yapamıyorum. | Open Subtitles | ـ لا يُمكنني القيام بأيّ شيء ـ بلى، يُمكنكِ |