| Ceset hücrede kilitli vaziyette elimizde. | Open Subtitles | نعم ، لدينا الجسم هنا الآن ، محبوس في زنزانة. |
| Ben herşeyi toparlarken o saatlerce kilitli kaldı. | Open Subtitles | لقد كان محبوس هناك لمدة ساعات بينما انا أخذت كل شىء تحت للاسفل |
| Okulda böyle bir şeyi kilit altında tutarak ne yaptıklarını sanıyorlar? | Open Subtitles | ماذا يفعلون بشئ كهذا محبوس في مدرسة؟ ألا تستخدم عينيك؟ |
| Biff'in garajında mahsur kaldım. | Open Subtitles | و العجوز رحل أيضاً. أنا محبوس فى مرآب بيف. |
| Güçlü bir erkek atın enerjisine sahip, ama zayıf bir vücudun içine hapsolmuş, hastalıklı piçin tekiyim. | Open Subtitles | أنا رجل فحل شجاع وقوي محبوس في جسم مريض و ضعيف |
| Kendi içime sıkışıp kaldım. Dışarı çıkamıyorum. Duvarlar çok yakın. | Open Subtitles | أنا محبوس داخل نفسي لا أستطيع الخروج، الجدران متقاربة جداً |
| - Ne olduğunu önemsemiyor musunuz? - Tabii ki önemsiyoruz. Ölüm mevsiminde kapalı kalmış bir dünyada iyi olan nedir? | Open Subtitles | بالطبع نهتم فما نفع عالم محبوس في فصل الموت |
| Acil bir durum oluştuğunda, itfaiyeciler, ses sistemi sayesinde içeride kapana kısılmış insanlarla konuşabiliyor. | Open Subtitles | تحسّبًا للطوارئ، بإمكان رجال الإطفاء أن يتواصلواْ مع أيّ أحدٍ محبوس بالدّاخلِ عبر نظام صوتيّ. |
| Tuvalet duman dolu ve kapı kilitli. | Open Subtitles | المطعم مليئ بالدخان وشخص ما محبوس بالداخل |
| Burada, Orson İlkokulu'nun dolaplarında kilitli epeyce vakit geçirdim. | Open Subtitles | قضيت الكثير من الوقت محبوس في الخزائن هنا في الابتدائية .. |
| - Bu odada yıllarca kilitli mi kaldın? | Open Subtitles | هل كنت محبوس في تلك الغرفة كل هذه السنوات؟ |
| Şu anda o bedende kilitli halde bir Huston olduğunu bilen yalnızca biziz. | Open Subtitles | جسناً، الآن نحن الوحيدان اللذان يعلمان أنه يوجد ما تبقى من هيوستون محبوس في هذا الجسد |
| kilitli kalmayla ilgili bir sorunum yok özellikle de sizin gibi güzellerle... kilitli kalmadık, Carl. | Open Subtitles | ليس مشكلة أني محبوس معكن يا سيدات نحن لسنا محبوسين يا كارل |
| Artık sen de kilit altında çaresizsin ve yalnız. | Open Subtitles | ,الأن أنت محبوس لا تستطيع مساعدة نفسك و وحيدا ً |
| Bildiğin üzere siyah deriyle kaplı, güneşe bakan küçük bir arabanın içinde saatlerce mahsur kaldım. | Open Subtitles | كما تعلم, لقد كنت محبوس داخل سيارة صغيرة مع جلد اسود منشور فى اشعة الشمس الحارقة لساعات |
| Koruyucu zarla kaplı kireçli bir kabuğun içine hapsolmuş, savunmasız bir yavru sürüngen için yumurtadan çıkmak büyük bir çaba gerektirir. | Open Subtitles | بالنسبة لرضيع عاجز محبوس داخل غشاء جلدي في قشرة كلسية تكون عملية التفقيس شاقة جدا |
| Bu hava geçirmez odada kapalı kalmak üzereyim. | Open Subtitles | أنا على وشك أن اكون محبوس داخل هذه الغرفة المُحْكَمة السد. |
| Burada kapana kısılmış durumda ve bu evi onun hapishanesi haline getireceğiz James. | Open Subtitles | إنه محبوس هنا ونحن سنجعل هذا المكان سجنه أيضا, جيمس |
| Charles "Lucky" Luciano, Amerika'daki en güçlü mafya lideri taşra New York'taki maksimum güvenlikli bir hapishanede hapis kalmaya devam ediyordu. | Open Subtitles | تشارلز لوتشيانو أقوى زعيم للعصابات في أمريكا لا يزال محبوس في سجن مشدد الحراسة |
| Hiç tuzağa düşürülmemiş bir hayvan gibi, Neredeyse herşeye yetenekliydi. | Open Subtitles | مثل أي حيوان محبوس تقريباً قابلة لفعل أي شيء |
| hapiste olabilir ama hâlâ liman bölgesinde mülkü var. | Open Subtitles | ربما أنه محبوس لكنه مازال يدير أملاك على الواجهة البحرية |
| Lizzie, Bay Wickham burada değil. Herhalde bir yerde alıkondu. | Open Subtitles | (ليزي)، سيد (ويكهام) ليس هنا يبدو أنه محبوس |
| Ama o benimle kafesteki bir hayvanla dövüşür gibi kavga etti. | Open Subtitles | لكنه بدأ مقاومتي مثل حيوان محبوس |
| Gizli bir organizasyon tarafından tutsak edildiğini söylüyor. | Open Subtitles | انه يقول انه محبوس في مخزن في مجموعه سريه |
| Ancak bu yıldız şeytani bir dansla tuzağa düşürüldüğü bir kara delik tarafından tutuluyor. | Open Subtitles | لكن هذا النجم محبوس في رقصة شيطانية محبوس في قبضة ثقبٍ أسود |
| Bir adadan kaçırılan ve bir depoya hapsedilen... bir şey yardımı ile nasıl bir star olabilirim? | Open Subtitles | كيف يمكنني أن أصبح نجمة لأن شخصا لاني سرقت من شخص على الجزيرة وهو محبوس الان في خزان |