| - Frasier, bu beni rahatsız ediyor. | Open Subtitles | لا، فرايزر، رجاءً. هذا يَجْعلُني مُزعج جداً. |
| Tamam. Ama böyle durumlardan çok rahatsız olurum. | Open Subtitles | حَسَناً، لكن الحالاتَ تَحْبُّ تلك إجعلْني مُزعج. |
| Sadece bundan ne kadar rahatsız olduğumu bilmeni isterim. | Open Subtitles | أنا فقط أُريدُك أَنْ تَعْرفَ كَمْ مُزعج أَنا بهذا. |
| Sen hep benim yanımda oldun bazen ne kadar sinir bozucu olsa da ki bayağa sinir bozucu olabiliyor. | Open Subtitles | حسناً، أنتَ دائما بجانبي بقدر ما يُزعجك هذا الأمر ، و هذا أيضا مُزعج قليلا |
| Şikâyet ediyordum çünkü çok sinir bozucu bir rahatsızlık. Görünüşümden memnun olmadığım için değildi. | Open Subtitles | أشكو لأنّه مُزعج مُهيّج، ليس لأنّي غير سعيدة بمظهري. |
| Duyduklarının senin için oldukça üzücü olmasını anlıyorum, canım. | Open Subtitles | أدرك أنّ سماعك لهذا يُمكن أنْ يكون مُزعج جداً بالنسبة لكِ يا حبيبتي. |
| Bir yandan, can sıkıcı bir biçimde zayıf ve inanılmaz derecede yakısıklı bir kocam var. | TED | من ناحية لدي زوج نحيف بشكل مُزعج ووسيم جداً |
| Özel konuları konuşmaktan rahatsız olduğunuzu biliyorum. | Open Subtitles | أَعْرفُ بأنّ يَجْعلُك مُزعج للتَحَدُّث عن الأشياءِ الشخصيةِ. |
| Bu adamın benden daha akıllı olabileceğini fark etmek beni çok rahatsız ediyor. | Open Subtitles | يَجْعلُني مُزعج جداً لإدْراك بِأَنَّ هذا الرجلِ قَدْ يَكُون أذكى منيّ. |
| Bayan Forman, özür dilerim rahatsız oldunuz... ama son kez söylüyorum, Eric benden ayrıldı. | Open Subtitles | السّيدة فورمان، أَنا آسفُ أنت مُزعج لكن لآخر مَرّة، إيريك تَحطّمَ مَعي. |
| Sana olacaklar hakkında bilgi vermedik. Umarım rahatsız olmamışsındır. | Open Subtitles | لمْ نقمْ بإخباركِ بما يجري، نأمل أنّه لمْ يكن مُزعج بشدّة. |
| Ama sen yalnızca bir saattir burada olmana rağmen çok rahatsız edici... | Open Subtitles | وها انت ذا لديك ساعه بأكملها لتكون مُزعج |
| Bana bir şey olmayacak ve seninle tanıştığımız günkü kadar rahatsız edici biri olacağım. | Open Subtitles | . سأكون بخير, و مُزعج كأول مرة قابلتني بها |
| Sana olacaklar hakkında bilgi vermedik. Umarım rahatsız olmamışsındır. | Open Subtitles | لمْ نقمْ بإخباركِ بما يجري، نأمل أنّه لمْ يكن مُزعج بشدّة. |
| Her şeyi kendine çevirmesi, bu yüzden sinir bozucu işte. | Open Subtitles | لهذا السبب الأمر مُزعج لأنها تقوم بجعل كل شيء يتعلق بها |
| Keşke senin sesin bu kadar, sinir bozucu olmasaydı. Yazık. | Open Subtitles | من المؤسف أن صوتك مُزعج للغايـة |
| Dar kafalı ve sinir bozucu davranıyorsun. | Open Subtitles | انت تتصرف كمثير للشفقة و مُزعج |
| sinir bozucu. Sinirlendim. Evet. | Open Subtitles | هذا مُزعج أنا منزعجة |
| Demek istediğim, söylediğini duymak sizin için üzücü müydü? | Open Subtitles | أعني ، أكان هناك شيء مُزعج لكِ سمعتيه ؟ |
| Bu tür işler oldukça üzücü. | Open Subtitles | مثل هذا العمل ، مُزعج للغاية |
| Çok üzücü. | Open Subtitles | هذا مُزعج كثيراً |
| Bunu mümkün olduğu kadar can sıkıcı yapmak mı istiyorsun? | Open Subtitles | هل تحاول أن تجعل هذا مُزعج بقدر الإمكان؟ |