| İstedikten sonra, hastalar kendilerine zarar vermenin yolunu daima bulur. | Open Subtitles | المرضى دائما يجدون وسيلة ليؤذوا أنفسهم إذا كانوا يريدون ذلك. |
| Bilim adamı iş arkadaşlarımız bilgide yeni doku düzenleri buluyor. | TED | زملاؤنا العلماء يجدون أنماط جديدة في المعلومات. |
| Böylece, uçağı bulduklarında oraya daha önce kimsenin gitmediğini düşünecekler. | Open Subtitles | بهذه الطريقة ...عندما يجدون الطائرة سيظنون أن أحداً لم يجدها... |
| Gidecek başka bir yer bulacaklar ama bu... bu birkaç gün sürebilir. | Open Subtitles | سوف يجدون مكان اخر للمكوث فيه ولكن قد يستغرق ذلك عدة أيام |
| ...ve güvenli olan kalmayacağı gibi. Suçlayacak birini bulana kadar bunu yapmayı sürdürecekler. | Open Subtitles | و كذلك ليس المكان آمنا هنا ،سيستمرون حتى يجدون من يلقوا عليه اللوم |
| Ve bir kusur buldukları anda onu yıkarlar. | Open Subtitles | و سوف يطيحون به فى اللحظة التى يجدون به خللاً |
| Geldiler, kaldılar ve beraber çalışmak için yollar buldular. Ve şehirden şehire ve şehirler arası organizasyonlar ile hala da buluyorlar. | TED | جائوا و بقوا و وجدوا طرق و لازالوا يجدون طرق للعمل معاً مدينة لمدينة و خلال منظمات بين المدن |
| Arama timi gönderilsin. Belki başka vücut parçalarını da bulabilirler. | Open Subtitles | فلنحضر فريق بحث إلى هنا، لعلّهم يجدون أطراف جثّة أخرى |
| Bu yüzden evin içinde ışıkları açık bırakırlar. Yetişkinler rahatlatıcı bulur. | TED | وهذا هو سبب ابقائهم على الانوار مضيئة ولكن البالغون يجدون في هذا الصوت راحة |
| Polis arabayı incelediğinde, frenlerin yerinden oynamış olduğunu bulur. | Open Subtitles | وقتما تعاين الشرطة السيارة، يجدون أن الكابحات معبوث بها |
| - Şimdilik. Megan'ın cesedini hendekte bulur bulmaz bizi kurtlara atacaklar. | Open Subtitles | سيلقى بنا إلى الذئاب حالما يجدون مايجن ميتة في خندق |
| Hayır, ama Athosyalıların lideri Teyla bile, daima zavallı Charin'i ziyaret etmek için zaman buluyor. | Open Subtitles | لا لكن أتعلمين حتى قاده الاثوثيان يجدون الوقت ليزورنى. |
| Genel evlerdeki kadınların birçoğu koca buluyor. | Open Subtitles | كثير من الفتيات يجدون الأزواج في بيوت الدعارة |
| Kendilerini "anestezik bilinçlilik" olarak bilinen durum içinde hapsolmuş olarak buluyor. | Open Subtitles | يجدون انفسهم غير قادرين على النوم محبوسون في ظاهره تعرف بإدراك فقدان الإحساس |
| Oğlum, kara kutuyu bulduklarında utançtan yerin dibine geçeceksin. | Open Subtitles | هل سيحمر وجك عندما يجدون الصندوق الاسود بهذه. |
| Bir şey bulduklarında şüpheli olarak işaretliyorlar. | Open Subtitles | عندما يجدون واحداً يصدرون تقرير نشاط مشبوه |
| İnsanlar ahlaki nerede bulacaklar, onlara ne kılavuzluk edecek, kendilerini telkin etmenin kaynaklarını neredeu bulacaklar? | TED | قالوا , اين يمكن للناس ان يجدوا الاخلاقيات اين يمكنهم ان يجدو التوجيه, واين سوف يجدون مصادر المواساة؟ |
| Belki, otomasyon nedeniyle, şehirlerde yerlerinden edilen endüstriyel işçilerin bazıları burada hoş bir alternatif iş bulacaklar ve onlar da taşınacaklar. | TED | ربما بعض عمال الصناعة من المدن فصلوا بسبب الميكنة الآلية سوف يجدون وظيفة بديلة لطيفة هنا، وسوف ينتقلون أيضا. |
| Korkarım ki hepsi kaybedecek, ta ki değecek bir dövüş bulana dek. | Open Subtitles | اعتقد ان الثلاثة سوف يخسرون حتى يجدون معركه تستحق القتال من اجلها |
| Bir dişi buldukları anda, yumurtalarını dölleyecek ilk erkek olabilmek için hepsi birden dişiye yöneliyor. | Open Subtitles | وفي الحظة التي يجدون واحدةينقضونعليهاجميعا, يتنافسونمنالذيسيلقحبيوضها. |
| Hiç bir şey.Ardından ne bir şey ne de vücudunu buldular 2 ay dairesinden çıkmadı. | Open Subtitles | مطلقاً، لم يجدون جثته أو أي علامة أخرى لوجوده لم تغادر سكنها لشهرين |
| Her an doktorlar antitoksini bulabilirler. | Open Subtitles | الدكتور قال اى يوم من الان ربما يجدون العلاج |
| Eğer arabayı bulurlarsa kanı kontrol etsinler. | Open Subtitles | عندما يجدون السيارة يجب أن يفحصوا الدمّ |
| Askerler, iki saat içinde ormana girecekler... ve orada ne bulacaklarını bilmiyorlar. | Open Subtitles | الجيش ذهبوا الى الغابة منذ ساعتين، وهم لا يعلموا ماذا سوف يجدون |
| Gösteri devam etmeli. Birini bulacaklardır. | Open Subtitles | العرض يجب ان يستمر وسوف يجدون شخص ما |
| Ve parçacıklar ile oynarken, gerçekten her türlü tuhaf şeyleri buluyorlar -- duvarların içinden geçebilen ya da aynı anda iki farklı yerde olabilen şeyleri. | TED | وعندما يلعبون بتلك الجزئيات يجدون الكثير من الاشياء الغريبة مثل ايجاد القدرة على الطيران واختراق الجدران او ان يتواجدوا في مكانين في نفس اللحظة الزمنية |
| İnsan beynini lezzetli bulmaları bir işlerine yarar mıydı? | Open Subtitles | هل يجدون نفعاً عند عثورهم على دماغ بشري شهي؟ |
| Her şey çok çabuk oldu bitti. Kendi yollarını bulmalarına izin ver. | Open Subtitles | لقد كانوا سوياً سريعاً ، دعيهن يجدون طريقهم. |
| Neye uğradıklarını anlamadan kendilerini beş parasız, aç bilaç bulurlar. | Open Subtitles | بعد فنترة وجيزة جداً يجدون أنفسهم دون مال أو طعام |