| Umarım yanılıyorsundur, çünkü insanlar bu kadar uzağa giderse şehrin bu eski yerleşim yerindeki emlak fiyatları çok düşer. | Open Subtitles | أتمنى أن تكون مخطئاً لأن الناس إذا ذهبوا بعيداً هكذا ستتقلص قيمة العقارات القديمة فى هذا الجزء من البلدة |
| Hırsızların dün gece adama saldırmış ve şehrin bir kenarında bırakmışlar. | Open Subtitles | لصوصك قفزوا عليه الليلة الماضية و تركوه ليموت في ساحة البلدة |
| Ve böyle projeler şehrin birçok yerinde yaptık her türlü muhitte. | TED | ولقد قمنا بهذه المشاريع في جميع انحاء المدينة وفي جميع الاحياء |
| Geride kalanlar, şehrin kuzey ve güneyindeki toplanma alanına gittiler. | Open Subtitles | البـاقـى ذهـب لـمنـاطـق الـمـواجهـه المباشره، فى شمال و جنوب المدينه |
| Bu şehrin, doğa ile olan tüm ilişkilerinden kesinlikle kurtuluşudur. | TED | إنها آخر تحرر للمدينة من أية علاقة واضحة مع الطبيعة. |
| Valero'nun 51 inci cadde deki yerinden, şehrin en iyisi. | Open Subtitles | الذي يُباع في فاليرو في الشارع 51، الافضل في البلدة |
| Bozulduğun için üzgünüm ama gerçeği söylersek tüm şehrin önünde aşağılanmış olacağım. | Open Subtitles | أنا آسف أنّك منزعجة، لكن لو قلنا الحقيقة سأهان أمام البلدة بأسرها |
| Siz büyük balıklar şehrin her yerini dolaşıp küçük adamları yutarsınız. | Open Subtitles | انتم يا رجال الاعمال الكبار تجوبون البلدة وتبلعون كل الرجال الصغار |
| Bense depresyonda sayılırım, bilirsin şehrin ortasındaki yakıtı insan olan yangından sonra... | Open Subtitles | ولكنى مازلتُ مكتئبة قليلاً بخصوص الحريق العملاق الهائل المشتعل في منتصف البلدة |
| şehrin her yerinden insanlar gelmişlerdi bu parkları görmek için. | TED | جاء الناس من جميع أنحاء المدينة ليكونو في هذه الحدائق. |
| Burası, şehrin 70.000'den fazla en fakir sakininin yaşadığı yer. | TED | التي يعيش بها أكثر من 70 ألف من فقراء المدينة. |
| Üzerinde durabileceğiniz ve altınızda şehrin yavaş çekimde akışını seyredebileceğiniz bir cam parçası. | TED | توجد قطع من الزجاج يمكنكم الوقوف فوقها، ورؤية المدينة تمضى من تَحْتِكُم ببطءٍ. |
| şehrin hemen dışında, çatı panelleri sürülebilen bir deney istasyonu kurdu. | Open Subtitles | علي اقاصي المدينه قام بإنشاء محطه للتجارب ذات سطح قابل للحركه |
| Bu şehrin insanları bir süre sonra sakinleşecek. Lütfen sabırlı olsun. | Open Subtitles | السكان في هذه المدينه سيهدؤن بعد قليل لذلك أرجوك كن صبورا, |
| Korkarım, şehrin içindeki bu yere bile, ölüm davetsizce girebiliyor. | Open Subtitles | اخاف من ان يتطفل الموت حتى علينا هنا في المدينه |
| Siyah memurların sayısı, şehrin nüfusuna uyum sağlaması için, beyazlardan %20 fazla olmalı. | Open Subtitles | تحتاج رفع نسبة توظيف الضباط السّود بـ 20 بالمئة لمواكبة التركيبة السكانية للمدينة |
| İşler kötüye giderse, şehrin ilk eşcinsel belediye başkanı gelip işi düzeltmeye çalışacak. | Open Subtitles | وعندما تسوء الأمور وأول مراقب شاذ للمدينة سوف يظهر ويلعب دور صانع السلام |
| Evet, efendim. şehrin tüm ana kontrol sistemlerini bu odaya aktardık. | Open Subtitles | لقد قمت بتحويل كامل وحدات التحكم الرئيسية بالمدينة إلى هذه القاعة |
| Zaman zaman küçük küçük davetler, şehrin bir parçası olduğunu hatırlatır. | Open Subtitles | مخالفة من حين لآخر تجعله يشعر أنه جزء من هذه البلده |
| Bu sığınak şehrin varoşlarında yerin birkaç yüz metre altında askeri bir üstür. | Open Subtitles | هذا المخبأِ يمتد أكثر من مائة قدم تحت قاعدةِ عسكريه على أطرافِ المدينةِ |
| şehrin tadını çıkarıyorum. Oldukça güzel bir yer. | Open Subtitles | أنا أتمتع بمعالم مدينتك هي مدينة لطيفة جداً |
| Ve bu nedenle de uzun yıllardır şehrin uyuşturucu ticareti ve kullanımının merkezi. | TED | وبسبب ذلك، أصبحت مركزًا لباقي المدن في تجارة المخدرات واستهلاكها لعقود. |
| İki şehrin Hikayesi'ne yeni bir son yazmanızı istiyorum. | Open Subtitles | أريدكم أن تكتبوا نهاية جديدة لقصة مدينتين. |
| Anca böyle sosyal patolojinin sorunlarını çözüp yeni şehrin gerçek umutlarına bir yön kazandırabilirim. | Open Subtitles | فقط هكذا سأستطيع معالجة مشاكل الامراض الاجتماعية وتغذية الأمل لمدينة جديدة بحق |
| İnsanları öldürmek için şehrin bir ucundan öbür ucuna sürebiliriz. | Open Subtitles | يمكننا ان نقود السيارة عبر البلاد و نقتل الناس فحسب |
| Eğer roketler hedefine ulaşırsa bütün bir şehrin insanlarını öldürebilir. | Open Subtitles | إذا اخترق الصاروخ الهواء الجوي يمكنه نسف مدينة مأهولة برمتها |
| Silahınız, şehrin üzerindeki oksijen ceplerine saldırıyordu. | Open Subtitles | كانت تهاجم بسلاحك جيوب الأكسجين فوق مدينتنا |
| İyi bir polis her an hazırdır. İyi bir polis şehrin sokaklarını iyi bilir. | Open Subtitles | الشرطي الجيد مستعد دائماً الشرطي الجيد يَعْرفُ شوارعَ المدينةَ |