| Atlantic Monthly'e bir parça sattım, ve bu Reader's Digest'te tekrar yayınlandı. | Open Subtitles | و بعت قصة لمجلة أتلانتيك الشهرية و أعادو نشرها في ريدرز دايجيست |
| Hem biliyorsun, Atlantic bir aile şirketidir, aynen Shaw Ajans gibi. | Open Subtitles | و أنت تعلم ، أتلانتيك هي عائلتي ، مثل وكالة شو |
| Evet, ama Bay Clark, biliyorsunuz, uzun zamandır Atlantic'teyim ben o adamlara bir şans vermek istiyorum, yani en azından karşı teklif getirebilmeleri için. | Open Subtitles | نعم ، لكن سيد كلارك ، أنت تعلم ، أنا منذ مدة في شركة أتلانتيك أريد فقط أن أعطيهم فرصة علي الأقل لمجاراة العرض |
| Orta siklet boks şampiyonu. 1984'te Atlantic City'de ringde ölmüş. | Open Subtitles | المنافس السابق فى وزن المتوسط قُتل على الحلبه فى مدينة أتلانتك عام 1984 |
| "O zaman Lordum, benim Atlantic City'de ne işim var?" | Open Subtitles | إذن، يا ربّ.. لماذا أنا موجودٌ في أطلانتيك سيتي ؟ |
| Ben ısmarlıyorum. Atlantic City'yi temizleyip geldim. | Open Subtitles | انة على حسابى لقد حصلت على نقود فى مدينة اتلانتك |
| Tanrı Atlantic City'de kalmamı istiyorsa, bırakalım da bir işaret göndersin. | Open Subtitles | إذن، إذا أرادني الرب أن أبقى في (أطلنتيك سيتي)، سيعطيني إشارة |
| Atlantic City'de oteldeki bütün erkekler masama oturmak istiyordu. | Open Subtitles | هذا سيء. عندما كنت في مدينة أتلانتا كل رجال الفندق أرادوا الجلوس على طاولتي |
| Kocamın en iyi arkadaşlarından biriydi. Atlantic City'de beraber çalışırlardı. | Open Subtitles | لقد كان صديقا مقربا من زوجي عندما كانا في أتلانتيك سيتي |
| Atlantic City'de de mutlu değildin. Mutlu olacağını düşünmüştüm. | Open Subtitles | و لا في أتلانتيك سيتي اعتقدت أنك ستكونين سعيدة |
| Jimmy Fingers. Jimmy Fingers... Atlantic City'li eski kumarhane sahibi. | Open Subtitles | جيمي فينجرز رجل الكازينو السابقِ خارج مدينة أتلانتيك |
| Atlantic City'de, Bally'de şovu var. | Open Subtitles | يقدّم فقرة عند فندق بالي في أتلانتيك سيتي. |
| Mesajınız aldım. Atlantic City'den. atlayıp hemen geldim. | Open Subtitles | وصلتني رسالتك فأتيت مسرعاً من أتلانتيك سيتي. |
| Atlantic City'den Golden Nugget Ballydeki şovumla ilgili güzel şeyler duymuşlar | Open Subtitles | ذلك فندق غولدن ناغيت أيضاً في أتلانتيك سيتي. |
| Gaylord Focker, Atlantic American uçuş 27, saat 2:35. | Open Subtitles | جايلورد فاكر ،الرحلة 27 لشركة أتلانتك أمريكان سيغادر الساعة 2: |
| Atlantic City'den buraya gelme sebebin de bu, öyle değil mi? | Open Subtitles | ما الذي جاء بك إلى هنا من "أتلانتك سيتي" اليس كذلك؟ |
| Yarın gece, Atlantic City'de. | Open Subtitles | مع النائب العام ليلة الغد, أطلانتيك سيتي |
| Miami'den Troy ve Atlantic City'ye kadar her yerde yüklü paralar kazanmışlar ama yine de hiçbir kumarhanenin dikkatini çekmemişler. | Open Subtitles | "ان يجعلهم يذهبون مباشرة من "ميامي "الى "تروي" ثم "اتلانتك ستي ولجنة المقامرة لم تطلق ابدا جرس الانذار تحذيرا منهم |
| Bu tarihi günün arifesinde Atlantic City'nin saygın haznedarı, sayın Enoch Thompson'ı takdim etmekten onur duyarım. | Open Subtitles | يسرني أن أقدم لكنّ أمين خزينة (أطلنتيك سيتي) المحترم، السيد (إينوك تومسن) |
| Hafta sonu hep beraber uzağa gidebileceğimizi düşündük. Atlantic City'ye. | Open Subtitles | لذلك فكرنا أن نذهب جميعا لقضاء أجازة أخر الاسبوع فى مدينة أتلانتا |
| Ama Atlantic, plaklarımdan çok iyi paralar kazandı, öyle değil mi? | Open Subtitles | لكن اتلانتيك كسبت أموالاً طائلة من اسطواناتي ، أليس كذلك ؟ |
| Atlantic Ocean'ı satın alma çabaları suya düşmüştü. | Open Subtitles | عندما انهارت المفاوضات بشأن شراء المحيط الأطلسي |
| Sanırım Atlantic City'de tekrar ve tekrar, aşık olmakla meşgul. | Open Subtitles | أظن أنه فى مدينة أطلانطا وقع فى الحب مراراً وتكراراً |
| Ve onunla Atlantic City'de yüz yüze görüştün? | Open Subtitles | ولقد تعاملت معه سابقاً بشكلٍ مباشر في أطلانتك سيتي؟ |
| İki çocuk Atlantic City'e giderler. İlk çocuğun babasının yönettiği bir içki deposundan içki çalarlar. | Open Subtitles | فتيان ذهبا إلى اطلانتيك سيتي ، وقاما بسرقة الكحول من المستودع الذي يديره والد الفتى الأول |
| Bana o kadar kızdı ki yanına birkaç kız arkadaşını alıp Atlantic City'ye gitti. | Open Subtitles | كانت بغاية الإنزعاج لتذهب مع صديقاتها صوب "أتلنتيك سيتي" |
| Atlantic City'de olan. Babam kumar makinelerini sever. | Open Subtitles | واحده في المدينة الأطلسية وتحل المشكله يحب أبى العاهرات. |
| Peki neden onu ziyaret etmek için hafta sonları Atlantic City'ye gidiyorsun? | Open Subtitles | إذا لماذا تذهب إلى مدينة أطلنطا بين عطلة نهاية أسبوع وأخرى لزيارتها؟ |
| İnanması zor ama bu akşamki dövüş Atlantic City Arena'sının vedası sayılır. | Open Subtitles | إنه من الصعب التصديق ولكن مباراة الوزن الثقيل الليلة تعتبر أهم الاحداث على الحلبة الكبيرة لمدينة أطلانتا القديمة |