| Hazırım, sizi bekliyorum, sizin de beklediğiniz buydu. | Open Subtitles | أنا مستعد، أنا في انتظاركم. هذا ما كنتم تنتظرونه جميعا |
| İşte beklediğiniz klasik. | Open Subtitles | هذه الأغنيّة الكلاسيكيّة التى كنتم تنتظرونها جميعاً |
| beklediğiniz gibi atomlar güven verici bir şekilde katı yuvarlak toplar halinde. | Open Subtitles | هذه الذرات تبدو كما تتوقعه بشكل مطمئن كرات مصمتة من مادة ما |
| beklediğiniz için teşekkürler, içecekleriniz geldi. | Open Subtitles | شكرا على انتظارك ، تفضل مشروباتكم |
| Bu belki de hayatınız boyunca beklediğiniz telefondur. Belki de. | Open Subtitles | لعل هذه هي المكالمة التي تنتظرها منذ وقت طويل |
| Duygusal olarak yaralandığınızda kendinize gerçek bir dostan beklediğiniz şevkatle yaklaşın. | TED | عندما تكون في ألم عاطفي، عامل نفسك بنفس العطف الذي قد تنتظره من صديق مخلص. |
| beklediğiniz an artık geldi. | Open Subtitles | و الآن اللحظة التي انتظرتموها جميعاً |
| Ve şimdi, baylar ve bayanlar, görmek için beklediğiniz tek kişi... | Open Subtitles | والآن ، سيداتي سادتي .. من كنتم جميعاً تنتظرونه |
| -Ve şimdi beklediğiniz dünyayı durduracak maç başlıyor! | Open Subtitles | والان أنه الوقت الذي كنتم تنتظرونه دعونا نوقف كل شي ونبدأ المباراة |
| Ve işte beklediğiniz adam. İşte karşınızda. | Open Subtitles | و ها هو الرجل الذى تنتظرونه ها قد جاء |
| Sabırsızlıkla beklediğiniz maç başlamak üzere. | Open Subtitles | إنّ المباراة التي تنتظرونها بفارغ الصبر سوف تبدأ قريبا. |
| Bayanlar ve baylar, işte beklediğiniz an geldi. | Open Subtitles | والآن، أيها السيدات والسادة اللحظة التي تنتظرونها جميعاً |
| İşte beklediğiniz an. Çok özel bir kağıt parçası. | Open Subtitles | هذه اللحظة التي كنتم تنتظرونها وثيقة خاصة جدا |
| Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor. | TED | ولكن عندما تفعل ذلك، لا تحصل على ما تتوقعه. |
| Bazen bu kapı, hiç de beklediğiniz gibi değildir. | Open Subtitles | أحيانا ً يكون ذلك الباب ليس الذي كنت تتوقعه |
| beklediğiniz için çok teşekkür ederim. | Open Subtitles | حسناً شكراً على انتظارك |
| Bu, belki de hayatınız boyunca beklediğiniz telefondur, bayım. | Open Subtitles | لعل هذه هي المكالمة التي تنتظرها منذ وقت طويل |
| beklediğiniz için teşekkürler. | Open Subtitles | أيها المشاهدين، شكرًا على انتظاركم. |
| Boyu ve ağırlığına bakılırsa beklediğiniz ödeme bu değildi. | Open Subtitles | بالنظر لحجمها و وزنها فهي ليست الأجر الذي تنتظره |
| Ve şimdi Springfield, işte beklediğiniz an geldi. | Open Subtitles | (والآن يا (سبرنغفيلد .. هذه اللحظة التي انتظرتموها |
| Bayanlar ve baylar, işte beklediğiniz an geldi. | Open Subtitles | سيداتي سادتي , اللحطة التي كلكم كنتم بإنتظارها |
| Bunlar muhtemelen beklediğiniz puanlar değil. | Open Subtitles | وأنها من المحتمل لاتكون الدرجات اللتي تتوقعها |
| Sen 25 ve 50 yaşları arasında beyaz erkek bakıyor, genellikle en beklediğiniz birisi. | Open Subtitles | فأنت تبحثن عن رجل أبيض يتراوح عمره بين الـ 25 للـ 50 عادة يكون آخر شخص تتوقعينه |
| Pekala, millet. Şimdi beklediğiniz vakit geldi çattı. | Open Subtitles | حسناً، هذه اللحظة التي ننتظرها |
| Eve gitmelisiniz. beklediğiniz için teşekkürler. | Open Subtitles | . يجب أن تذهبوا إلى المنزل وشكراً للإنتظار ، حسناً ؟ |
| beklediğiniz için teşekkürler. | Open Subtitles | . شكرا لإنتظارك |
| Ve şimdi, beklediğiniz an geldi. | Open Subtitles | والآن اللحظه التى تنتظروها جميعاً |