| Ayrıca sahibinin iyi biri olduğunu ve muhtemelen buna zorlandığını da. | Open Subtitles | وأشارت أيضا إلى المدير هو رجل جيد وربما اضطرت إلى هذا. |
| Çünkü yağları azaltma konusunda iyi biri varsa, o da benim. | Open Subtitles | لأنه إذا كان هنالك شخص جيد في إنقاص الدهون فهو أنا |
| O iyi biri. Senin aksine, evine bir şeyler getiriyor. | Open Subtitles | إنه رجل صالح وأستطيع الإعتماد عليه، على خلافك |
| İyi biri. Davamını merak etti. | Open Subtitles | أنه رجل طيب وقد أهتم بقضيتي، هذا كلّ شيء |
| Diktatörler zalim canavarlardır, bunu iyi biri olmak için söylemiyorum. | TED | الطغاة عبارة عن وحوش قاسية. ولا أقول ذلك لأكون لطيفة. |
| Bak Niles, Jimmy iyi biri. Ayrıca Daphne kendini kollayabilir. | Open Subtitles | نايلز، أعتقد أن جيمي رجل لطيف ودافني تستطيع العناية بنفسها |
| O, ya çok iyi biri ya da güven kazanmak istiyor. | Open Subtitles | اما أنه شخص لطيف حقا.. أو أنه يريد أن يكسب الثقة. |
| Biliyor musun, kardeşin iyi biri, ama bazen çok zorlayıcı oluyor. | Open Subtitles | اتعلم اخوكى رجل جيد ولكنه احمق.. اتعلمين؟ |
| İyi biri. Ama arada kuralları unutuyor. | Open Subtitles | إنه رجل جيد ولكنه نسى اتباع القواعد فحسب |
| - Bir sürü dostu olan iyi biri. | Open Subtitles | رجل جيد ،ولدي أصدقاء كثر هكذا تسير الأمور |
| Kötü haber vermek istemem ama kardeşin iyi biri değil. | Open Subtitles | أكره اخبارك بالحقيقة، ولكن أخاك ليس شخص جيد على الإطلاق. |
| - Gazzo'ya benden söz et. İyi biri olduğumu ve korkusuz olduğumu söyle. | Open Subtitles | فلتكلم جوزو من أجلى انا شخص جيد ولايمكن أزعاجى |
| Zaten seni ilk gördüğümde iyi biri olmadığını anlamıştım. | Open Subtitles | عندما رأيتك لأول مرة عرفت بأنك لم تكن شخص جيد |
| O iyi biri. Senin aksine, evine bir şeyler getiriyor. | Open Subtitles | إنه رجل صالح وأستطيع الاعتماد عليه، على خلافك |
| Bak, günlerimi hastane için iyi biri olarak geçiriyorum asistanlarım için, hastalarım için. | Open Subtitles | أنا قضيت عمري و انا رجل صالح للمستشفى و المشرفين و المرضى |
| O doktora benim için teşekkür et. İyi biri gibi görünüyor. | Open Subtitles | أشكري ذلك الطبيب من أجلي إنه يبدو رجل طيب |
| O doktora benim için teşekkür et. İyi biri gibi görünüyor. | Open Subtitles | أشكري ذلك الطبيب من أجلي إنه يبدو رجل طيب |
| - İyi biri işte. Önce ben söyledim. - Önce kimin söylediği kimin umurunda? | Open Subtitles | انها لطيفة قلت هذا قبلك من يهتم لمن يقولها أولا |
| Ya bu oyunu da oynuyorsa iyi biri olması, herkesin ona güvenmesi sadece oyunu kazanmak içinse? | Open Subtitles | فمارأيكم إن كان يلعب هذه اللعبة بكونه رجل لطيف جداً والجميع يثق فيه وهذا فقط ليربح المسابقة |
| Bence o çok iyi biri. Eğer Markus olmasaydı... | Open Subtitles | أعتقد بأنه شخص لطيف انلمأكنبصحبةماركوس.. |
| Söylememe gerek olduğunu sanmıyorum. Bence iyi biri değildi, o kadar. | Open Subtitles | ولا داعيَ لأخبرك أنا فقط لا أعتقد أنه كان رجلاً صالحاً |
| Komiser Silver çok iyi biri, fakat bu tür bir konuda genç ve deneyimsiz. | Open Subtitles | وهو شاب لطيف ولكنه صغير وليس لديه خبرة فى مثل هذه الأمور |
| Micheal sonuçta iyi biri olduğunu kabullenip işe dönmüştü. | Open Subtitles | وبعد ذلك عاد إلى العمل, متقبلاً حقيقة أنّه شخص طيب |
| Ama asla O'nun kadar iyi biri olmadığını söylemezdim. | Open Subtitles | لَكنِّني لن أقول أبداً أنكَ لست شخصاً جيداً مثلها |
| Deniyorum ama iyi biri miyim bilmiyorum, sen kötü biri misin bilmiyorum. | Open Subtitles | لم اقل اني كنت شخصا صالحا حاولت لكني لااعرف هل انا شخص صالح اوهل انت شخص شرير |
| Onun hayatını düşünecek olursam o kadar iyi biri ki; çok da iyi bir baba. | Open Subtitles | بالطبع هو بالنسبة لي العالم كله إنه رجل رائع وأب رائع |
| Hayır, iyi biri. Onu rehberden buldum. | Open Subtitles | إنه لطيف وصلت إليه خلال منظمة العناية بالصحة |
| Bir şey değişecek değil. Beni iyi biri yapmıyor. | Open Subtitles | لن يغيّر أيّ شيء ولن يجعلني شخصاً صالحاً |