| Ve karıncalar sonraki tura gidip gitmeyeceklerine karar vermek için... ...yuva girişinde öylece bekleyerek... ...içeri gelen karıncalarla kontak kuruyorlar. | TED | والنمل الذين ينتظرون تحديداً في مدخل العش القرار ما إذا كانوا يريدون الخروج إلى رحلة أخرى، يتواصلون مع النمل القادمين. |
| Web sitelerinden birisinde şunlar yazıyordu: karıncalar problemin sebebi olabilir. | TED | علمت من أحد المواقع أن النمل يمكن أن يكون السبب. |
| Böylece endüstri, evinizin karıncalar tarafından yenmesini önlemek için özellikle de kontrol istasyonlarındaki çalışmalara 100 milyon dolar yatırdı. | TED | فأنفق مجال الصناعة ما يزيد عن المئة مليون دولار تحديدا على محطات الطعم لتوقيف النمل الأبيض من أكل منزلك |
| Bunlardan biri üzerinde karıncalar düşünün bu onun iki-boyutlu bir kainat olduğunu düşündürüyor, diğeri üzerinde farklı bir karınca popülasyonu olduğunun farkında olmadan. | TED | بإمكانكم تخيل نمل على إحداهما يظن أنها كون ثنائي الأبعاد دون إدراك لمجمتع النمل الآخر على الورقة الأخرى |
| Kesin bir şey var: Onları hiçbir şey durduramaz. karıncalar yakında burada olacak. | Open Subtitles | شيء واحد مؤكد ، لا شيء يوقف النمل ، وسرعان ما سيأتون هنا |
| karıncalar yerin altına doğru yedi metre kadar uzanan bir tünel ağı kazmış. | Open Subtitles | حفر النمل شبكةً من الأنفاق تمتد إلى الأسفل لما يربو عن 7 أمتار. |
| Savunmacı siyah karıncalar ağacın gövdesinde toplaşıyor ve dallarda yerlerini alıyorlar. | Open Subtitles | حرسُ النمل الأسود احتشدوا عند جذع الشجرة و تمركزوا في أغصانها |
| İyi misin? Jen, Jen, kaçmam gerekti. karıncalar gibi etrafımı sarmışlardı. | Open Subtitles | جين، جين، واضطررت الى تشغيل، كانت جميع أنحاء لي مثل النمل. |
| Hayvanların krallığında mesela: karıncalar. karıncalar oynar. | TED | من خلال مملكة الحيوانات، فعلى سبيل المثال، النمل ، النمل يلعب. |
| Bunların hepsi bir ya da birkaç kraliçesi olan koloniler şeklinde yaşarlar. Etrafta dolaşırken gördüğünüz tüm karıncalar kısır dişi işçilerdir. | TED | وكلهم يعيشون في مستعمرات تتكون من ملكة واحدة أو عدد قليل من الملكات, كل النمل الذين يتجولون هنا هم إناث عاملات عقيمات. |
| karıncalar hiçbir zaman karınca üretmez, koloniler koloni üretir. | TED | النمل لا ينتجون المزيد من النمل على الإطلاق، ولكن المستعمرات ينتجون الكثير من المستعمرات. |
| Bakımcı karıncalar yuvanın içinde çalışırlar... ...ve şunu söylemeliyim ki yuvaları Bill Lishman'nın evine oldukça benzer. | TED | ومن ثم فإن النمل العاملين في صيانة العش يبقون داخل العش للعمل، وكنت أريد أن أقول الأعشاش تشبه كثيراً بيت بيل ليشمانز. |
| Ve bu yedekler, dışarıda ve yuvanın derininde çalışan karıncalar... ...arasında bir şekilde tampon olarak dururlar. | TED | وإنهم نوعاً من يقفوف كحاجز بين النمل الذين يعملون بعمق داخل العش، والنمل الذين يعملون بالخارج. |
| karıncalar gençken içeride çalıştığı zaman olan budur. | TED | لذلك ما يحدث هو أن النمل الذين يعملون في داخل العش يكونون صغاراً. |
| Böylece bazı mavi bakımcı karıncalar oluştu. | TED | فهنا بعض من النمل الأزرق العاملين في صيانة العش. |
| Bir çok kişi için sürpriz olan ikinci sonuç... ...karıncalar gerçekten görevleri değişiyorlardı. | TED | والنتيجة الثانية، حيث كانت مفاجأة لكثير من الناس، وهي أن النمل في الواقع يتبادلون المهام. |
| Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler. | TED | حيث أن النمل الباحث عن الطعام يعتبر بمثابة الحوض، والنمل داخل العش يمثلون المصدر. |
| ve sonra kemiklerinin üzerinde karıncalar vardı ve polis geldi. | Open Subtitles | ثم كان هناك نمل على عظام وجهها ... وأتت الشرطة. |
| Duman yüzünden hırsız karıncalar evlerini terk ediyor, gördün mü? | Open Subtitles | الدخان، يجعل نمل النار يترك بيته ، أترى؟ |
| Ama bu karıncalar, çoğu öldürülse bile, karınca topluluğunun hayatta kalması için asıl gerekli olanlardır. Yani, keşif önemli. | TED | ولكن هؤلاء النملات, ومع أن معظمهم يموت, هؤلاء وجودهم ضروري لبقاء الخلية. لذا فالاستكشافات مهمة. |
| İşçi arılar ve asker karıncalar gibi. | Open Subtitles | تقريباً مثل النحلِ العاملِ أَو النملِ الجندي. |
| Şimdi, karıncalar için en tanıdık kaynak bir pikniktir. Bu kümelenmiş bir kaynaktır. | TED | أغلب المصادر المألوفة للنمل هو طعام النزهة، هذا يعتبر مصدر متجمع. |
| Elbette, ailenin büyüteç altındaki karıncalar gibi kıvranıp, yanmalarını izlemek çok eğlenceliydi. | Open Subtitles | و بالتأكيد كنت أستمتع برؤية ذويك يتلوون و يحترقون كنمل تحت عدسه مكبره |
| - karıncalar günü. Ona neden karıncalar Günü dedikleri şimdi aklıma geldi. | Open Subtitles | (انتس اون لوج=نمل على جذع الشجرة) ، لقد عرفتُ للتو ، ماذا يطلقوا عليها (أنتس أون لوج) |
| Mantar olgunlaştığında uçlarından ölümcül sporlarını saçacak, ve yakın civardaki tüm karıncalar, ciddi bir ölüm tehlikesiyle karşılaşacak. | Open Subtitles | وعندما تنتهي البويغات القاتلة سَتَنفجرُ من رأسُه ثمّ، أيّ نملة على مقربة سَتكُونُ عرضة لخطرِ الموتِ |
| Ve karıncalar, ya da "şeytanlar" bahçelerini daha da genişletmiş olurlar. | Open Subtitles | الغابات التي اصطادت فيها الزنابير الأولى |
| karıncalar gibiyiz. Onlar bizim umurumuzda mı? | Open Subtitles | هناك خمسة مليارات مننا نحن مثل النمل هل نحن نهتم بالنمل ماذا يفعل؟ |
| Bu karıncalar ısırdığında, iki tarafı birleştirirler. | Open Subtitles | حين يعض هذهِ النملة مكان الجرح سيصبح كلا الجانبين سوية الأرتفاع |