| Rahiplerin açtığı kuşların içi yeşil ve iğrenç kokuyor. İmbra çok öfkeli. | Open Subtitles | يفتح الكهنة الطيور طازجة داخل و نتن مروع , لمبرا غاضب جدا |
| Senin gibi kısa bir adam için, kuşların yüksekliğini hesaplamak oldukça zor olmalı. | Open Subtitles | مع رجل فى مثل قِصرقامتك لابد وأن قياس إرتفاع الطيور صعب جدا ً |
| Yılanların kamuflajı mükemmel ama ağır çekimde görüldüğü gibi kuşların refleksleri de öyle. | Open Subtitles | إنّ تمويه الثعابين رائع وكذلك ردود أفعال الطيور بينما هذه الطلقة السريعة تكشف |
| Geleceğin gökleri kuşların olacak zaten şimdiden çevresinde gelişme halindeler. | Open Subtitles | تنتمي سماء المستقبل الآن للطيور التي تزدهر بالفعل في الجوار |
| kuşların dış görünüşü dikkat çekici bir şekilde garip gelmese de; üremek için bu tuhaf, çetrefilli, burgu şekilli tertibatılarını kullanırlar. | TED | بالرغم من أن المظهر الخارجي للطير قد لا يصدمك بكونه عجيبًا، فإن الطير يستخدم عضوًا غريبًا، معقدًا، أشبه باللولب الفليني للتكاثر. |
| Sürekli bir iznin olacak ve belki yeni bir ev, kuşların için! | Open Subtitles | سوف تحصل على رخصه دائمه و ربما بيتا جديدا من أجل طيورك |
| Varoşlarda kuşların cıvıltısı neyse şehirde de polis sireni odur. | Open Subtitles | تغريد العصافير في الضواحي بمثابة صوت صفارة إنذار الشرطة للمدينة |
| Bu pelikanlar dünyadaki uçan kuşların en ağırlarındandır, ...ağırlıkları 10 kiloya varabilir. | Open Subtitles | هذه البجعات إحدى أثقل الطيور الطائرة في العالم، يزنون حتى عشرة كيلومترات. |
| Dün gece babamla bana saldıran kuşların tıpkısının aynısı bunlar. | Open Subtitles | تلك الطيور تبدو تمامًا كالتي هاجمتني أنا وأبي ليلة الأمس |
| Yavruları sadece kuşların bildiği çokça sırrı artık onlardan öğrenecekler. | Open Subtitles | وسوف يتعلمون منها الكثير من الأسرار لا يعرفها إلا الطيور. |
| Kuş Gözünden Dünya kuşların dünyasına sıradışı bir bakış atıyor. | Open Subtitles | طيران الارض اخذنا في رحلة غير عادية في عالم الطيور. |
| Ama tam yukarı bakamıyorlar. Bu da kuşların onlara saldırmasını kolaylaştırıyor. | Open Subtitles | ولكنّ رؤيتهم ليست واضحة ممّا يسهل على الطيور عملية الهجوم عليها |
| Ama herşey, buraya uğrayan ötücü kuşların istediği gibi değil. | Open Subtitles | لكن الطيور المغردة التي تتوقف هنا لا تجري الامور بهواها |
| Ama sonra, kendi gözlerimle, kuşların buraya uçtuğunu gördüm ve gelmek zorunda kaldım. | Open Subtitles | ولكن بعد ذلك رأيت الطيور بأم عيني، وحلقت هنا، وكان لي في المستقبل. |
| Şahin ya da baykuş gibi yırtıcı kuşların karanlıkta görebileceğini biliyor musunuz? | Open Subtitles | هل تعلم ان الطيور الجارحة مثل البوم والصقر تستطيع الرؤية في الظلام |
| Eskiden babamla burada oturup kuşların kışı geçirmek için güneye göç edişlerini izlerdik. | Open Subtitles | والدي و أنا أعتدنا الجلوس و مشاهدة الطيور تطير إلى الجنوب في الشتاء |
| O da laboratuvara koştu ve kuşların geri kalanını temizlemeye yetecek kadar biraz daha yağ çözücü yaptı. | TED | فأسرع إلى المعمل وأنتج ما يكفي للطيور المتبقية |
| Ve bildiğiniz gibi, ya da bilmiyor olabilirsiniz, bu, dünya çapında kuşların en başta gelen ölüm sebeplerinden biri. | TED | قد تعلمون، أو قد لا تعلمون، أنّ ذلك هو سبب الموت الأولّ للطيور في العالم. |
| Bu, görebileceğiniz veya üzerine basabileceğiniz, ya da kuşların yiyebileceği 50 daha az şey demek. | TED | هذه القطع الخمسون الصغيرة التي قد ترونها، أو قد تدوسون عليها، أو قد يأكلها الطير. |
| Artık büro, kuşların sende kalmasına razı. Hatta onları satabilirsin. | Open Subtitles | المكتب الآن لديه الأستعداد بأن يبقي على طيورك وحتى يمكنك أن تبيعهم |
| Şimdi dinleyin, kuşların, nehrin, rüzgarın ve... | Open Subtitles | لذا أنصتوا للجوقة المكونة من العصافير والأنهاروالرياح.. |
| Öyle bile olsa kuşların gelişi rastgele ve öngörülemez. | Open Subtitles | بالرّغم من ذلك، وصول الطّيور كان تلقائيّ و غير متوقّع. |
| Ötücü kuşların, göçebe kuşların sayısı büyük ölçüde artmaya başladı. | TED | بدأ عدد الطيور المغردة, والطيور المهاجرة... ...في التزايد بصورة كبيرة. |
| Maddeyi enerjiye dönüştürme olasılığı kuşların çok az olduğunu bir yerde onlara karanlıkta ateş etmeye benzer. | Open Subtitles | إمكانيّة تحويل المادّة لطاقة مماثل لإرداء طيور في الظلام في بلاد قلّما تجد بها طيوراً. |
| Yani kuşların olmama ihtimali etrafta gezinerek yok olmuş gibi görünen çayırkuşlarını arayan bazılarımız için az çok temel oldu. | TED | وهكذا فان مسألة ألا يكون لدينا طيور أصبحت جوهرية لأُولئك الجائلين منّا بحثاً عن طيور قبرةالمروج والتي يبدو أنّها اختفت. |