| Müttefikler, eşinin hastalığı nedeniyle talebini onaylamaya karar verdi. | Open Subtitles | بسبب حالتها ومرضها طلبك تمت الموافقه عليه |
| talebini yerine getirmemi sağlayacak sınavlardan asla geçemezsin. | Open Subtitles | أنتَ لن تتحمل المحاكمات المطلوبة لأمنحك طلبك |
| Başkanın tekrar ifade verme talebini reddettiğini söyledi. | Open Subtitles | قالَ الكرسي رَفضَ طلبه لشَهادَة هنا ثانيةً. |
| Davacının talebini kabul etmek ve sanıktan ya da annesinden gelecek sesli ya da yazılı, her türlü istismar tanıklığını reddetmek dışında seçeneğim yok. | Open Subtitles | ليس لدي اي خيار سوى قبول إقتراح الإدعاء العام ومنع اي شهادة لسوء المعاملة سواء كانت شفهية أو كتابية من المُتهم أو والدته |
| Birçok uzman, şirketin, ulusal kan talebini artık karşılayamayacağına inanıyor. | Open Subtitles | يعتقد الكثير من الخبراء أنّ الشركة لم تعد قادرة على التعامل مع مطالب الدماء الوطنية |
| Şimdi para çekme talebini aldın. Bu da kimliğim. | Open Subtitles | باتت لديكِ قسيمة السحب وها هي هويتي |
| Ailenin talebini geri çeviren sigortacı Tressler Sigorta'ydı. | Open Subtitles | شركة الضمان التي أنكرت حق عائلته شركة (تريسلر) للتأمين |
| İzin, mahkeme emri ya da her neyse bu talebini geri çek. Pekala. | Open Subtitles | اسحب طلبك لمذكرة التفتيش، أو الإستدعاء أو أي شئ |
| Bak, artık olan her neyse özür dile, kıçını öp sonra da nazikçe talebini dile getir, tamam mı? | Open Subtitles | أنصت ، مهما كان الأمر أعتذر ، أظهر بعض الأحترام ثم أنتقل برفق الي طلبك ، حسناً؟ |
| Fedarelizm yapısının... zora koştuğu bazı uygulamaları göz önünde bulundurarak... komitenizin talebini reddediyorum. | Open Subtitles | بسبب ذلك يتوّجب عليّ رفض طلبك هذه المرة |
| Balık avlama işi ne oldu? Teal'c'in SG-1'e katılması talebini reddediyorum. | Open Subtitles | أرفض طلبك بإنضمام تيلك لفريق إس جي1 |
| O banka kredi talebini reddetmemiş miydi? | Open Subtitles | ألم يرفض البنك طلبك للحصول على قرض |
| talebini memnuniyetle iletirim. | Open Subtitles | سيسعدني أن أنقل طلبك |
| Yasal olarak, efendim, sığınma talebini değerlendirmemiz gerekiyor. | Open Subtitles | قانونياً يا سيدي نحن ملزمون بمعالجة طلبه للجوء |
| Sen buradaysan, Konsey onun temyiz talebini reddetti demektir. | Open Subtitles | وجودك هنا يعني أن المجلس رفض طلبه بالطعن في الحكم |
| Yüzbaşıyı talebini iptal etmesi için ikna etmeye çalıştım, ama yararı olmadı. | Open Subtitles | لقد حاولت إقناع القائد أن يسحب طلبه لكن بدون جدوى |
| Helena Hapstall'ın tanıklığını Bayan Sinclair'in davaya ekleme talebini tartışacağız. | Open Subtitles | نحن هنا لمُناقشة إقتراح الآنسة (سنكلير) لإدراج شهادة (هيلينا هابستال) في المحاكمة |
| Helena Hapstall'ın tanıklığını Bayan Sinclair'in davaya ekleme talebini tartışacağız. | Open Subtitles | نحن هنا لمُناقشة إقتراح الآنسة (سنكلير) لإدراج شهادة (هيلينا هابستال) في المحاكمة |
| Birçok uzman, şirketin ulusal kan talebini karşılayamayacağına inanıyor. | Open Subtitles | يعتقد الكثير من الخبراء أنّ الشركة لم تعد قادرة على التعامل مع مطالب الدماء الوطنية |
| Bu ürünlere iyice bakıyorlar acaba müşterilerimizin talebini karşılayabilirler mi? | Open Subtitles | النظر لهذه البضاعه بأعين البالغين يجعلني أتسائل إذا ما كانت ستحقق مطالب الزبائن |
| simdi para çekme talebini aldin. Bu da kimligim. | Open Subtitles | باتت لديكِ قسيمة السحب وها هي هويتي |
| Ailenin talebini geri çeviren sigortacı Tressler Sigorta'ydı. | Open Subtitles | شركة الضمان التي أنكرت حق عائلته شركة (تريسلر) للتأمين |