| Bu kutularda, birinin yakmak istediği bir şeyler olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | أعتقدُ أنَّ هنالكَـ أحداً يحاولُ إحراقَ ما في تلكَـ الصناديقِ |
| Bu arada bu sahneyi başka bir yerde gördüğümü düşünüyorum. | Open Subtitles | أنت تعلم، أنا أعتقدُ بأنّني رؤية هذا في مكان ما. |
| - Bir yanlışlık olmalı. - Galiba evinize bir alıcı buldum. | Open Subtitles | لابدّ أن يكون هناك بَعْض الخطأ أعتقدُ ان لدي مشتري لبيتِكَ |
| Deliliğinin, akıllılığından daha fazla olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | انظُر، لا أعتقدُ أنهُ مَجنون لكنهُ خائفٌ أن يكونَ عاقِلاً |
| der. Yani ben inanıyorum ki din temelli organizasyonlar Afrika'da sosyal bir etki yapmada kritik rol oynuyor. | TED | لذلك أعتقدُ بشده بأن لدى المؤسسات الإيمان المعتمد دورًا مهمًا لتلعبه لدفع التأثير الاجتماعي في أفريقيا. |
| Öyle düşünmüyorum, çünkü en nihayetinde bu problemin teknolojiyle alakalı olduğunu düşünmüyorum. | TED | لا أعتقد ذلك، لأنني لا أعتقدُ في نهاية اليوم أنها مشكلة تقنية. |
| Eğlenebileceğini düşündüm. | Open Subtitles | أنا وبعض الأصدقاء سنذهب إلى هناك أعتقدُ أنكِ ستستمتعين |
| Kişisel ilişkiler, bence muhtemelen sahip olduğumuz en güçlü araçlar. | TED | أعتقدُ أن العلاقات الشخصية، هي ربما أقوى الوسائل التي لدينا. |
| Amerika'yı muhteşem yapanın, yeniden icat etme ruhu olduğunu düşünüyorum. | TED | أعتقدُ أن ما يجعل أمريكا عظيمة هو روحها في تجديد الابتكار. |
| Ruhun kanseri olduklarını düşünüyorum. | TED | أعتقدُ أنها كالسرطان بالنسبة إلى الروح. |
| Sık sık tarihin, kendi deyişimle, Rushmore Dağı modeli olduğunu düşünüyorum. | TED | في معظم الأحيان، أعتقدُ أن التاريخ ما أسميه نموذج "جبل راشمور". |
| - Galiba sadece bir polisim. - Sadece polis ne demek? | Open Subtitles | أعتقدُ انني مجرد شرطى ماذا تَعْني، بمجرد شرطي؟ |
| Dün gece içkiyi biraz fazla kaçırdım Galiba. | Open Subtitles | أعتقدُ أنني قد أفرطتُ في الشرب ليلة البارحة. |
| Galiba, sana biraz sert davrandım. | Open Subtitles | أعتقدُ بأني كنتُ قاسيّة عليكَ، بعض الشيء. |
| yapabileceğini sanmıyorum. sen korkarsın. | Open Subtitles | لا أعتقدُ بأنّك سَتَكُونُ قادر على ذلك أنت خائف. |
| İncil Üniversitesinin ona uygun olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | لا أعتقدُ أنَ كليَة الإنجيل هيَ المناسبَة لهُ |
| Bunu daha fazla yapabileceğimi sanmıyorum. | Open Subtitles | لا أعتقدُ أني يُمكنني فعلُ ذلكَ لوقتٍ أطوَل |
| Şimdi bazı şeyler var, kontrol edebildiğimize inanıyorum, bazılarını da edemiyoruz. | TED | أعتقدُ أنه يوجد العديد من الأمور التي نستطيع السيطرة عليها، ولا نستطيع على بعضها. |
| Tatlım biliyorum zor bi ayrılık döneminden geçiyorsun ve bunu iyi atlatabildiğini düşünmüyorum. | Open Subtitles | حبيبي أنتَ تمر بإنفصالٍ قويّ و لا أعتقدُ بأنّكَ تتعامل مع الأمرِ صحيحاً |
| Evet ama ilk gün benim götürmemin daha iyi olacağını düşündüm. | Open Subtitles | أعلم، ولكن أعتقدُ بأنّ هذا سيكون جيّداً. |
| bence, her şey insanların bunun bir ayrım noktası olduğunu anlaması ile başlıyor. | TED | ولكن أعتقدُ أنها تبدأ مع الناس الذين يدركون أن هذه هي نقطة التحول. |
| Gidip etrafta gezineceğimizi ve herkesle kafa yapacağımızı sanıyordum. | Open Subtitles | لقد أعتقدُ أننا سنذهب ونجلس ونضحك على الجميع من حولنا |
| - Seni güldürür diye düşünmüştüm. | Open Subtitles | أعتقدُ أنَّني ظننتُ أنَّها سترسمُ إبتسامةً على وجنتيكِـ |
| Ucube arkadaşlarından biri halletti herhalde. | Open Subtitles | أعتقدُ بأن واحدٌ من أصدقاء الغريبين الأطوار قتله. |
| sanırım hâlâ o adama âşıksın ve onu görene kadar için rahat etmeyecek. | Open Subtitles | أعتقدُ أنكِ ما زلتِ تحبيـنَ الرجل وهذا لن يجعلكِ في سلام حتــى ترينــهُ |
| Öyle sanıyorum. Ama devam etmeden önce, demokrasiden kastımız ne? | TED | أعتقدُ ذلك، ولكن قبل المضي قدمًا، ماذا نعني بالديمقراطية؟ |