| Onlar Ruanda'daki, maddi olarak, en değerli şeyler bu yüzden sınırın bu tarafında, onları korumak büyük bir başarı. | TED | إنهم في الواقع من أكبر صناع المال في رواندا، وعلي هذا الجانب من الحدود، يُعد الحفاظ عليها نجاحًا كبيرًا. |
| Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler. | TED | وإذا كان لديهم بعض البنى التحتية، فأن لديهم صعوبة في الحفاظ عليها. |
| Bütün bunlar onun gelecekte iyi şeyler yapmaktan uzak tutmak ve hayatını aşama aşama tehlike altına atmak olurdu. | Open Subtitles | كل ما من شأنه القيام به هو الحفاظ عليه من الجيد القيام المستقبل وتعرض حياتك للخطر في هذه العملية. |
| Evet. Sadece daha hamileliğin ilk günleri diye gizli tutmaya çalışıyoruz. | Open Subtitles | نعم، نعم، إنه من المبكر على ذلك ونحاول الحفاظ عليه سريا |
| Yani bir anlamda, kendini korumaya çalışan canlı sistemler gibi davranıyor. | TED | إنها تتصرف إذن كخلية حية، نوعاً ما، محاولة الحفاظ على نفسها. |
| Hükümet, çocukları koruma amacıyla hepsini şehir dışına gönderme kararı aldı. | Open Subtitles | و فى سبيل الحفاظ على الاطفال قررت الحكومة ارسالهم الى الريف |
| Birincisi, insanlar için seçenekler muhafaza etmek. | TED | واحد هو : الحفاظ على الخيارات المتاحة للأشخاص. |
| Onu tehlikelerden korumak senin görevin değil. Artık senin de görevin değil. | Open Subtitles | و ليس من عملك الحفاظ على سلامتها و ليس من عملك أيضا |
| Dışarıda seninde korumak istediğin bir hayatın vardır, yok mu? | Open Subtitles | لديكِ أيضا حياة أخرى تريدين الحفاظ عليها , أليس كذلك؟ |
| Bunu toplumsal bir mesele haline çevirdik, ve Arapça'yı korumak için bir kampanya başlattık. | TED | حولنا هذا الموضوع إلى قضية مجتمع مدني وأطلقنا حملة الحفاظ على اللغة العربية |
| Diyorum ki, insanlar kaybederse nasıl işi devam ettirebilirsin ki? | Open Subtitles | أعني، كيف يمكنك الحفاظ على عملك إذا استمر الناس بالخسارة؟ |
| Tempoyu belirlediğin zaman aynı ritimde devam etmene yardımcı olan bir alet. | Open Subtitles | إنها أداة تساعدك فى الحفاظ على نغمة ثابتة عندما تضبط الإيقاع المناسب |
| Özel şirketlerle ortak çalıştık, satış temsilcilerinden hangilerinin işlerine devam edebileceklerini sorduk. | TED | عقدنا شراكة مع شركات خاصة وتساءلنا، أي من أولئك البائعين يمكنهم الحفاظ على عمله؟ |
| Böyle bir adamı elinde tutmak zor olmuyordur eminim. Gülümseme. | Open Subtitles | أراهن أنه لا تواجهين صعوبة في الحفاظ على رجل مثله |
| Birbirimize sahip çıkacağız. Yapmak istediğim tek şey seni güvende tutmak, yemin ederim. | Open Subtitles | كلمة صدق من ناجٍ لآخر، لم أرد إلّا الحفاظ على حياتك، أقسم لك. |
| Şu an yapabileceğim tek şey sizi güvende tutmaya çalışmak olacak. | Open Subtitles | في الحقيقة، الشيء الوحيد الذي استطيع فعله هو الحفاظ على سلامتك. |
| Grup endüstrideki en iyi hard-rock grubu statüsünü korumaya çalışacak. | Open Subtitles | كما تحاول الفرقة الحفاظ على مكانتها في موسيقى الهارد روك |
| Aynı zamanda Historic Scotland'da Tarihi Eserleri koruma Bölümü direktörü olan David Mitchell'e de emeklerinden dolayı bizzat teşekkür etmek istiyorum. | TED | وأريد أيضا أن أشكر شخصيا جهود ديفيد ميتشل والذي هو مدير الحفاظ لدى هيستورك سكوتلاند. |
| Çalması kolay. Sorun ganimeti muhafaza etmede. | Open Subtitles | من السهل سرقتها المشكلة هي في الحفاظ على ما بداخلها |
| Polis memurları da hayat kurtarmak için öldürücü güç kullandılar. | Open Subtitles | فيقوم الضباط بإطلاق الرصاص من أجل الحفاظ على أرواح الناس |
| Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar. | TED | وفجأة، أمكنهم الحفاظ على حياة سبعة أشخاص بنفس مبلغ المال. |
| İnan bana, sadakat illüzyonunu sürdürmek hatanı kabul etmekten çok daha işlevseldir. | Open Subtitles | ثقي بي الحفاظ علي وهم الولاء أكثر فاعليّة بكثير من إقراركِ بالنكوص |
| Örneğin, Çin'de kendi işlerini sağlıklı tutma olarak tanımlayan doktorlar var. | TED | لذا، كمثال، هناك أطباء في الصين الذين يعتقدون أن عملهم هو الحفاظ عليك بصحة جيدة. |
| Bu gerçekleşecek ve Antarktika’nın korunması ile bizim dünyada var olabilmemizin birbiriyle bağlantılı olduğunu fark ettim. | TED | سوف يحدث ذلك، وأنا أدركت بأن الحفاظ على القارة القطبية الجنوبية وبقاؤنا هنا على كوكب الأرض مرتبطان. |
| En azından bu et torbasını tek parça halinde tutmayı başarabildim. | Open Subtitles | على الأقل تمكنت من الحفاظ على كُتلة اللحم تلك قطعة واحدة |
| Bu cihaz araştırmasını sır gibi saklamak için icat edilmiş. | Open Subtitles | الهدف الوحيد من هذا الجهاز هو الحفاظ على سرّية أبحاثه |
| Dinle, Almanlarla savaştığımdan beri bu silahım var ve bende kalmasını planlıyorum. | Open Subtitles | أسمع؛ هذا السلاح معي منذ حاربت الألمان وإنني اعتزم على الحفاظ عليه |