ويكيبيديا

    "بالحقيقة" - ترجمة من عربي إلى تركي

    • gerçeği
        
    • doğruyu
        
    • Aslında
        
    • gerçekleri
        
    • gerçekten
        
    • doğru
        
    • doğruları
        
    • Hatta
        
    • Aslına
        
    • gerçekte
        
    • doğrusu
        
    • gerçekle
        
    • Gerçek
        
    • gerçeklerle
        
    • gerçeğe
        
    Basın seni bir canavara çevirdi çünkü gerçeği önemsemiyorlar. Tek ilgilendikleri eğlence. Open Subtitles ،الإعلام يظهرك كالوحش لأنهم لا يهتمون بالحقيقة كل ما يهمهم هو التسلية
    Herşeyi denedik. Wolf'un gerçeği itiraf etmesi için bir ordu lazım. Open Subtitles حاولنا كل شيء يجب أخذ جيش للحصول على ولف ليعترف بالحقيقة
    Anlamıyorum bana gerçeği söylemeyecek bir adamla nasıl beraber olabilirim.. Open Subtitles أنا لا أفهم كيف أكون مع شخص لا يخبرني بالحقيقة
    sana bir soru soracağım. Ve bana doğruyu söylemene ihtiyacım var. Open Subtitles ماغي , أريد أن اسألك سؤالاً و أريدك أن تخبريني بالحقيقة
    Bahar katalogumda baş model olmak istiyorsan doğruyu söylesen iyi olur. Open Subtitles اذا كنت تريد العرض في كاتلوج الربيع من الأفضل اخبارنا بالحقيقة
    Sözlü ironi ise, bir şey söylerken Aslında bunun tam tersini kastetmektir. TED المفارقة اللفظية هي عندما يقول شخص شيئا ، ولكنه بالحقيقة يقصد عكسه.
    gerçekleri kayda geçirdiğimde, kimse artık bunu bize karşı kullanamayacak. Open Subtitles حالما اعترف بالحقيقة لن يجد أحد ممسكاً علينا بعد الآن
    - Hayır. Cidden yapmaya başlaman gereken şey bize gerçeği anlatman. Open Subtitles ما عليك حقاً ان تبدأ في القيام به هو اخبارنا بالحقيقة
    Onlara, senin ve babanın verdiği hediyeler ve acılar hakkında gerçeği anlatmamı hakediyorlar. Open Subtitles أنا أدين لهم بالحقيقة عنك و عن مخططات والدك .. الأذية التي أحدثتها
    Yanılıyorsun. Aileme kendim hakkındaki gerçeği söyleyememek kimseye benden daha fazla acı vermiyor. Open Subtitles أنت مُخطئ، عدم قدرتي على إخبار عائلتي بالحقيقة لا يؤلم أحد قدرما يؤلمني
    'Ne gördüğümü biliyorum ve MI5'in bizimle gerçeği paylaştığına bir an olsun inanmıyorum.' Open Subtitles أعرف ما رأيته ، ولا أعتقد أبداً بأنّ الاستخبارات البريطانية قد أخبرتنا بالحقيقة
    Tamamen yalnız, kendi bedenime hapsolmuş şekilde hayatımın geri kalanını geçirecek olduğum acı gerçeği beni sarsmıştı. TED صٌدمت بالحقيقة القاسية بأنني سأقضي بقية حياتي عالقاُ داخل نفسي . وحيد تماماً.
    Bu eğlenmek için çirkin ya da kinayeli olacaksınız anlamına gelmez, bu, mevcut çirkin gerçeği konuşursunuz demektir. TED هذا لا يعني إنه لا يكمن أن تستمتع بل تعني أن تتحدث بالحقيقة القبيحة
    Artık dürüst bir adam olduğundan dolayı doğruyu söyleyip senin maskeni düşürecekti. Open Subtitles و بما أنهُ كان شخصاً صادقاً فهو كان سيقر بالحقيقة و يكشفكَ
    Neden yetişkinler gibi hareket etmeyi ve ona sadece doğruyu söylemiyoruz? Open Subtitles حسناً , ماذا لو أننا تصرفنا كناضجين ونخبرها فقط بالحقيقة ؟
    Onun anısına saygısızlık etmek istemem ama lütfen, bana inanmalısın. doğruyu söylüyorum. Open Subtitles لم أكن لأهين ذكراها، لكن رجاءً، عليك أن تصدقني، أنا أخبرك بالحقيقة
    Aslında davayı düşürsen daha akıllıca olur. Burada bekle bir dakika. Open Subtitles بالحقيقة انه يبدو اقل صعوبة اذا انت تحركتي الى الاستقالة الفورية
    Güzel, çünkü Aslında oturma odasının da biraz değişikliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyordum. Open Subtitles جيد . لأنني كنت أفكر بالحقيقة أن غرفة الجلوس بحاجة لبعض الإثارة
    Tatlım Aslında ben partiye gelemedim, sabah biraz boğazım ağrıyordu da. Open Subtitles بالحقيقة لقد قررت ان لا اذهب الى الحفلة لان حنجرتي تالمني
    O yüzden, gerçekleri söylüyor olabileceğimiz ihtimalini düşünmeye başlasan iyi edersin. Open Subtitles لذا ربما عليكِ البدء في النظر إلى الأمكانيات إننا نخبركِ بالحقيقة
    Yapamam. gerçekten Tanrı değilim. Sadece jüri görevinden yırtmak için deli rolü yapmıştım. Open Subtitles لا استطيع فأنا لست الهاً بالحقيقة لقد كنت دعي ذلك كي اهرب بنفسي
    Çünkü eğer doğru söyleseydin sana bir günlük klinik işi verecektim. Open Subtitles لإنك إذا أخبرتني بالحقيقة.. كنت سأعطيك يوم واحد للعيادة هذا كذب
    O yüzden beni senden zorla öğrenmek zorunda bırakmadan neden doğruları söylemiyorsun? Open Subtitles لذا لمَ لا تخبرني بالحقيقة حتى لا أضطر إلى إخراجها منك بالقوة؟
    Hatta bir daha asla evlenmek istemediğini söylemiştin! Open Subtitles بالحقيقة, لقد اخبرتني انك لا تريد الزواج مجدداً ابداً
    Aslına bakarsanız, buraya dün gece bir cinayet işlendiği için geldik. Open Subtitles بالحقيقة نحن هنا بسبب حصول جريمة قتل هنا البارحة جريمة قتل؟
    Görmüyor musunuz? Bu sizin bilinçaltınız. gerçekte, bilinçaltı fanteziniz. Open Subtitles الا ترى انه اللاوعي لديك يستبدل الوهم بالحقيقة
    İşin doğrusu nedir, Teğmen? Binayla mı, binayı yapanla mı ilgilisiniz? Open Subtitles أخبرني بالحقيقة هل أنت مهتم بالمبنى أم البنائين ؟
    Ben gerçekle ilgileniyorum, ama sen, önyargılı bir taraftara dönüşmemi istiyorsun. Open Subtitles أنا لا أبالى إلا بالحقيقة ولكنك تريد دفعى كى أنحاز إليك
    Bu Gerçek onu o kadar etkilemiş ki atından düşmüş. Open Subtitles كان مغرقا ً بالحقيقة لدرجة أنه وقع من على حصانه
    Hepimiz omuz omuza olmak zorundayız Amerika... silahlarla değil.. gerçeklerle.. Open Subtitles يجب علينا أن نسلح أنفسنا أمريكا ليس بالبنادق ولكن بالحقيقة
    Sana vurmaya başladığım an, gerçeğe olan ilgim yok olmuştu. Open Subtitles لقد فقدت اهتمامي بالحقيقة عند اللحظة التي بدأت أهزمك بها

    الكلمات والعبارات الأكثر شيوعا

    عربي-تركي: 10k، 20k، المزيد | تركي-عربي: 10k، 20k، المزيد