| Bana her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Bana yalan söyledi. | Open Subtitles | لقد اخبرنى ان كل شيء على مايرام لقد كذب على |
| Şimdi askerler çocuklarımızı kesiyor. Kardeşin de bütün beyaz adamlar gibi yalan söyledi. | Open Subtitles | والآن سلاح الفرسان يسفكوا دماء أطفالنا، مثل كل الرجال البيض، لقد كذب شقيقك. |
| Gözümün içine baka baka yalan söyledi. Arkamı dönmeden düşmana katıldı. | Open Subtitles | أتعلم لقد كذب متعمدًا بوجهي وقبل أن أديري ظهري أنضم للأعداء |
| - Konuş! - Pekala, kan grubu hakkında yalan söylemiş. | Open Subtitles | انطقها - حسنا أمي، لقد كذب بخصوص زمرة دمه - |
| Bize yalan söyledi. En başından beri burada olacağını biliyordu. | Open Subtitles | لقد كذب علينا ، كان يعلم بشأن الموقع طوال الوقت |
| Sana yalan söyledi çünkü intikamını almanın yeterli olmayacağını biliyordu. | Open Subtitles | لقد كذب عليكِ لأنّه علم أنّ انتقامك لمْ يكن كافياً |
| yalan söyledi. Ne istersen söyle, Smeaton, yaşamayacaksın. | Open Subtitles | لقد كذب لذا قل ما تشاء سمتون فلن تعيش على أية حال. |
| Hey, mutlu değil! Şarkıda bize yalan söyledi! | Open Subtitles | إنه ليس سعيد على الإطلاق لقد كذب علينا من خلال أغنية |
| Birinin hayatına mal olacağını bile bile yalan söyledi. | Open Subtitles | لقد كذب عندما عرف أن هذا سيكلف حياة شخص ما. |
| Tamam, işimi tehlikeye attı. Bana yalan söyledi. | Open Subtitles | حسناً، لقد وضع عملي في خطر، لقد كذب عليّ |
| Bana yalan söyledi! Arkamdan iş çevirdi ve az daha kendini öldürtüyordu. | Open Subtitles | لقد كذب عليّ وداري ذلك عني وكاد أن يقتل نفسه |
| Ayrıca editörüne yalan söyledi. Bunun da seni rahatsız etmesi gerek. | Open Subtitles | لقد كذب أيضا على محرّره الذي يفترض لإهانتك أيضا |
| Her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Bana yalan söyledi. | Open Subtitles | لقد اخبرنى ان كل شيء على مايرام لقد كذب على |
| yalan söyledi. Nişanlısı değil. Acılı eski sevgilisi ve bir polis. | Open Subtitles | لقد كذب , هو ليس زوجها أنه صديقها القديم , وبالمناسبة هو شرطي |
| Tabii ki, zaten öbürü hiçbir anlam ifade etmiyordu. Tabela satıcısı yalan söyledi. | Open Subtitles | بالطبع ، هذا لم يكن منطقياً قط، لقد كذب صاحب متجر اللافتات |
| Odin bana yalan söyledi. Korku sizi uçuramaz! | Open Subtitles | لقد كذب أودين علي الخوف لن يمكنك من الطيران |
| - yalan söylemiş. - Vengal'ı buraya getirin. | Open Subtitles | لقد كذب علينا،، أحضروا فينجال إلى هنا |
| Hafta sonu onları ziyarete gittiği konusunda yalan söylemiş. | Open Subtitles | لقد كذب بشأن زيارتهم في عطله الأسبوع |
| Başvurusunda yalan söylemiş yani. | Open Subtitles | اذن لقد كذب في طلب الوظيفة خاصته |
| Ayrıca Nell de yalan söylüyor çünkü çocuk belli ki eşcinsel. - Evet. | Open Subtitles | نعم لقد كذب علينا , أما الفتى فلميكذبلأنهبدا حقاًمنالشواذ. |
| - Yalnız yaşadığını söylediğinde, yalan söylüyordu. | Open Subtitles | لقد كذب عندما قال انه يعيش وحده |
| Çok fazla kişiye yalan söylemişti... karısına bile... kimse ona inanmazdı. | Open Subtitles | لقد كذب مرّاتٍ عديدة لأناس عديدين... حتى على زوجته... فقد علمَ أنّ لا أحد سيُصدّقه. |
| Oyun bittiğinde Morrison'un kaybettiğini söyleyerek yalan attı. | Open Subtitles | لقد كذب بشأن كون موريسون كان يخسر عندما كانوا يلعبون |