| Beş yıldızlı bir otelde satış şubesinin ne yaptığına dair hiçbir fikrim yoktu. | TED | لم يكن لدي أدنى فكرة عما يفعله قسم المبيعات في فندق خمسة نجوم |
| Ama açıkca bu hakkında yapabilecek çok bir şeyim yoktu. | TED | و لكن من الواضح أنه لم يكن لدي الكثير لأفعله. |
| Bir devlet memuru olmaya karşı bir ilgim yoktu, ceza hukukuna karşı bir ilgim yoktu ve kesinlikle de bir savcı olabileceğimi düşünmüyordum. | TED | لم يكن لدي اهتمام في أن أكون موظفا حكوميا، أو اي اهتمام في القانون الجنائي، ولم أفكر قطعا في أن أكون مدعي عام. |
| Evet, çok sık olmuyor. Çok şükür ki acil bir işim yoktu. | Open Subtitles | نعم انه لا يحدث غالبا لحسن الحظ لم يكن لدي شيء عاجل |
| Yeni elbise dikmeye vakit yoktu. Kendi elbisemi kendim dikiyorum. | Open Subtitles | لم يكن لدي الوقت لأصنع رداء جديدا أنا أصنع الملابس. |
| Kesinlikle bana bir teklifte bulunduğunu düşündüğüne dair hiçbir fikrim yoktu. | Open Subtitles | بالتأكيد لم يكن لدي أدنى فكرة أنه أعتقد أنه يتقدم إليّ |
| Saat geç oldu kusura bakmayın ama bir buluşma ayarlayacak vaktim yoktu. | Open Subtitles | أنا آسفة على طريقة حضوري، لكن لم يكن لدي وقت لإعلامك بقومي. |
| Şu Allah'ın işine bak ki bu gece başka planım yoktu. | Open Subtitles | لحسن الحظ لم يكن . لدي أيٌ من الخطط هذه الليلة |
| Bir eşim yoktu ve senin de benimle gitmeyi çok istediğini biliyordum. | Open Subtitles | حسنا، لم يكن لدي رفيق و كنت أعرف مدى رغبتك في مرافقتي |
| Eline bir silah veririm ve iddia ediyorum başka şansım yoktu. | Open Subtitles | سأضع مسدساً في يدك، وسأدعي أنه لم يكن لدي خيار آخر. |
| Ve mantıklıydı, ama üstünde düşünecek çok da vaktimiz yoktu. | Open Subtitles | وكانت منطقية ولكن لم يكن لدي الوقت للتفكير خلال ذلك |
| O zamanlar yenilikleri takip edecek param ve zamanım yoktu. | Open Subtitles | لم يكن لدي الوقت الكافي او المال لمواصلة آخر الصيحات |
| Hayır, zehirli olduklarına dair bir fikrim yoktu, hiç olmadı. | Open Subtitles | لا, لم يكن لدي فكرة ان أي شيء مسمم, اطلاقا |
| Kendim için pek fazla ümidim yoktu. Başkalarının da pek fazla umudu yoktu. | Open Subtitles | لم يكن لدي أمل كبير في نفسي والناس أيضاً لم يتوقعوا مني شيئاً. |
| Çünkü her sabah haberleri dinliyordum ve hiç vaktim yoktu. | Open Subtitles | لأنني سمعت الخبر الصباح وأنا لم يكن لدي أي وقت. |
| Vincent amcayla benim hiç param yoktu. Hayatımızı kazanmak için çalıyorduk. | Open Subtitles | لم يكن لدي والعم فنسنت أي أموال عزفنا لكسب لقمة العيش |
| Ben de yolumu kaybetmiştim, planım yoktu ama yine de evlendim. | Open Subtitles | لم يكن لدي خطة لكنني ذهبت مباشرة وتزوجت على اية حال |
| Ağaçların arasından çıkıp bana silah doğrulttu. Başka şansım yoktu. | Open Subtitles | خرج من الأشجار يلوح بندقية، لم يكن لدي أي خيار. |
| Tüm yaşananlar için özür dilerim ama başka seçeneğim yoktu. | Open Subtitles | أعتذر بخصوص كل شئ حدث. ولكن لم يكن لدي خيار. |
| Rehberim yoktu ve çok az param vardı. İspanyolca da bimiyordum. | TED | لم يكن لدي كتيب إرشادي والقليل جدًّا من المال، ولم أتكلّم الإسبانيّة. |
| Çok yoğundum, o nedenle vakit bulamadım. | Open Subtitles | لقد كنت مجهده لم يكن لدي وقت كافي لإرسالها |
| Bak, hayata dönen bir hastam hiç olmamıştı. | Open Subtitles | أنظر أنا لم يكن لدي مريضاً رجع إلى الحياة أبداً من قبل |
| Nasıl olacak bilmiyordum. Bir fil nasıl kiralanır, nasıl bulunur, hiçbir fikrim yoktu. | TED | لم يكن لدي أدنى فكرة كيف.لم يكن لدي فكرة كيف يمكن إيجار فيل، أو أن أحضر فيلا. |
| İsmi ya da çalışmalarıyla ilgili hiçbir fikrimin olmadığı bu adam Carl Jung'du. | TED | وكان ذلك الرجل كارل يونج، الذي لم يكن لدي أدنى فكرة عن اسمه أو عمله |