| buhar, sudan 1000 kat fazla hacme sahiptir bu nedenle muhafaza binalarının boyutları rektöre göre çok daha büyüktür. | TED | يأخذ البخار حيزاً أكبر من الماء السائل ب1000 مرة لذا تصبح بناية الاحتواء النووي كبيرةً جداً مقارنة بحجم المفاعل. |
| Babbage, tabii ki, kanıtlanmış teknoloji kullanmak istedi, buhar ve diğer şeyler. | TED | لكن باباج، بالطبع، أراد استخدام تكنولوجيا موثوقة، أي البخار وما إلى ذلك. |
| buhar bulutlarından, kaynayan denizlerden ve patlayan volkanlardan başka bir şeyin olmadığı. | Open Subtitles | لا شئ بخلاف السحاب و البخار البحار التي تغلي و البراكين المتفجرة |
| Adamlar günde bir sıcak öğün yiyordu: Bir kâse buhar. | Open Subtitles | يحصل الرجال على وجبة طعام ساخنة في اليوم وعاء بخار |
| Kendimi işe kaptırdığımda, herhangi bir buhar makinasından daha hızlı olurum. | Open Subtitles | عندما أعمل يمكنني أن أتحرك بسرعة أسرع من أي ماكنة بخار. |
| Verimliliği düşük, geniş buhar tirbünlerine gerek kalmaz. | TED | ولن نحتاج للتوربينات البخارية الضخمة منخفضة الكفاءة. |
| buhar odasında bir kaç dakika geçir. Rahatlamana yardım edecektir. - Evet... | Open Subtitles | . إقضِ بضعة دقائق في غرفة البخار . إنها ستساعدك على الاسترخاء |
| buhar kabarcıkları suyun içinde şekillenir, sonra yayılarak sıvıyı gaza çevirir. | TED | تتشكل فقاعات من البخار داخل الماء, و من ثم تتمدد, محولة السائل الى غاز. |
| Ama yaşamak için suya buz ya da buhar halinde değil, sıvı halinde ihtiyacımız var ve bu daha az yaygın. | TED | لكن الحياة تحتاج الماء بحالته السائلة، لا الجليد ولا البخار ووجوده هكذا أقلّ شيوعًا. |
| Otonom dokuma tezgâhları yaratmak için buhar makineli dokuma tezgâhı ile evlenen Fransız bir dokumacı ve tüccardı. | TED | وهو تاجر ونسّاج فرنسيّ، والذي دمج بين المنوال ومحرّك البخار لينتج عنه منوال أوتوماتيكيّ. |
| Kendinizi buhar banyosundaki iki milyoner gibi düşünün. | Open Subtitles | تخيلا فقط أنكما مليونيران فى حمام البخار الخاص بكما |
| buhar motorunu icat eden adam da su ısıtıcısını izliyormuş. | Open Subtitles | والذي اخترع محرك البخار كان قد شاهد غلاية الشاي. |
| Sonra ona yaklaşıyorum, ama buhar yüzünden kızı bulmak zor. | Open Subtitles | المهم مشيت ناحيتها لكن البخار كان مالي المكان |
| Babam benim yaşımdayken buhar borusu ustasıymış. | Open Subtitles | عندما كان أبى فى سنى كان يصلح ماسورة البخار. |
| Şimdi, binanın doğu tarafındaki borudan gelen buhar kolaylıkla görülebiliyor. | Open Subtitles | و الآن بإمكان الجميع رؤية البخار الخارج من الصمامات في الجهة الشرقية من المبنى |
| Bu yüzden, bu arada masaja gideceğim ve Mandy ve Michaela ile buluşup, onların misafirperverliğinden faydalanarak buhar banyosu yapacağım. | Open Subtitles | لذا في الوقت الحالي سأذهب للنادي الصحي وأقابل ماندي وميكايل من المضيفة لنأخذ حمام بخار , هل ستاتي معي ؟ |
| Ancak Encleladus'ta aynı zamanda sık sık uzaya küçük buz taneleri ve buhar çıkaran gayzerler var. | TED | إلّا أنّ إنسيلادوس يمتلك ينابيع مياه حارّة أيضًا والتي تنفث بخار الماء وذرّات صغيرة من الجليد في الفضاء. |
| Sıcak suyun soğuk olması ya da soğuk suyun sıcak olması değil, suyun kaynatılarak buhar olması. | TED | ليس كتحول الماء الساخن الى البارد او البارد الى ساخن ولكن كتحول الماء الساخن الى بخار |
| Hatta, o kadar varlar ki bir Stanley buhar arabası için yeni parçalar alabilirsiniz. | TED | في الواقع، إنها تحيط بنا بكثرة بحيث يمكنك شراء قطع غيار جديدة لسيارة أستنالي البخارية. |
| Verimliliği arttırmak için bir buhar makinası satın aldım. | Open Subtitles | إني إشتريت حتي ماكنة بخارية لضمان الناتج. |
| buhar makinesi 19. yüzyılın ortalarında, seri üretim modeli 20. yüzyılın başlarında -- teşekkürler Bay Ford. | TED | المحرك البخاري في منتصف القرن التاسع عشر نموذج إنتاج المادة في بداية القرن العشرين الشكر للسيد فورد |
| Bu noktadan, kafe penceresi dört, dört buçuk ayaktan buhar yüzünden belirsizleşmişti. | Open Subtitles | من هذه النقطة، نافذة المقهى محجوبة الى حد اربعة ونصف الى خمسة اقدام بالبخار |
| sorum şuydu buhar olup uçabilecek bir şeyi yani mutluluğu yaratmayı ve ölçmeyi nasıl başarıyorsunuz? | TED | سالته: كيف يمكنك ان تصنع و تقيس شيء يتبخر بعبارة اخرى السعادة؟ |
| Sadece birazcık sıcak su ve buhar! Ne kadar kötü olabilir ki? | Open Subtitles | إنها مجرد مياة ساخنة وبخار ما السيئ الذى فى هذه؟ |
| Romadaki herkes ya buhar odalarında yada vomitariumda. | Open Subtitles | كُلّ شخص في روما أمّا في a غرفة بخارِ أَو a vomitarium. |
| Şerefsizler, tahmin ettiğimiz tüm karlarımız buhar olup gidiyor. | Open Subtitles | الأنذال , كما كانت متوقعاً الأرباح تتحول الى دخان |
| Sonra sıcaklık düştü ve havadaki buhar yoğunlaşarak yeryüzünün en büyük su baskınlarını oluşturdu. | Open Subtitles | الذي احترّ تحت ضغط لأكثر من 700 درجة ثم بردت النار وتكثفت الأبخرة |
| Annen her zamanki gibi erken kalkıp buhar kanallarındaki mantarları toplamaya gitmişti. | Open Subtitles | كانت أمك قد خرجت باكراً كما كانت تفعل عادة لقطف الفطر فهو ينمو بفضل أجهزة التبخير |
| En işi şansımız hareket detektörünü etkisiz hale getirip tüm sokak buhar olmadan patlama engelleme aracına koymak. | Open Subtitles | أفضل طريقة هي إبطال عمل مستشعر الحركة ونأخذها من هذا الموقع إلى مكان ما لنحتوي الإنفجار قبل ان يتم تبخير الكتلة |
| Yaz havasında buhar gibi havada | Open Subtitles | # يتحرك كبخار الماء في نسيم الصيف |
| Bir saat içinde, bir ortağım birkaç mikrogram Botulinum'ı, buhar makinesi kullanarak alışveriş merkezinde havaya yayacak. | Open Subtitles | في غضون الساعه, عميل لي سيقوم بنثر القليل من ميكروغرامات "البتلونيوم", أضافة لمسحوق متبخر |