| Ve Necmettin orada kalıyor, herşeyi hallediyor ve hastaları bana rapor ediyordu. | TED | ونجم الدين كان قابعا هناك قائما بكل شيء وكاتبا تقارير عن المرضى. |
| 28 yaşındaki hukuk öğrencisi, Jonathan, LGBTQ hastalarından memnun olan ve LGBT hastaları konusunda uzmanlaşmış birini bulmak istediğini söylüyor. | TED | جوناثن، 28 سنة، طالب قانون، قال أنه يريد أن يجد شخصًا مرتاح لرعاية المرضى المثليين ومتخصص في الرعاية الصحية للمثليين. |
| Bazı bipolar hastaları, duygularını ve yaratıcılıklarını yitirme endişesiyle, tedaviyi reddederler. | TED | يرفض بعض المرضى العلاج خوفًا من تبلد مشاعرهم وتدمير قدراتهم الإبداعية. |
| Şu anki ya da eski hastaları diyorsanız onların kayıtları da gizlidir. | Open Subtitles | إذا كنتِ تشيرين إلى مرضى حاليين أو سابقين، هذه السجلات محمية أيضاً |
| Analistlerin hastaları ile diğer hastaları... hakkında konuşmaması konusunda bir kural yok mu? | Open Subtitles | ألا يوجد قانون يمنع الطبيب النفسي من مناقشة أمور مرضاه مع مرضى آخرين؟ |
| Ev ve sokak numaraları olmayan gecekonduda yaşayan hastaları nasıl takip edecektik? | TED | كيف نتابع المرضى الذين يعيشون في الأحياء الفقيرة بدون أرقام الشارع والمنزل؟ |
| Sürekli bakıma ihtiyacı olan hastaları hastanelerden alıp burda bakıyoruz. | Open Subtitles | نسكن المرضى المزمنين في قسم العناية ب من نظام المصحة |
| hastaları üç gün sakinleştiriyordu. Aslında çok azı gelişme gösterdi. | Open Subtitles | لثلاثة أيام جعل المرضى في حالة مستقرة وبعضهم تحسنوا بالفعل |
| Bu hastaları aşağı indirmeden önce stabil hâle getirmemiz lazım. | Open Subtitles | علينا أنْ نجعل حالة هؤلاء المرضى تستقر قبل نقلهم للأسفل |
| Harika, Yoğun Bakım birkaç yatak boşalttı. Bazı hastaları hemen oraya çıkaralım. | Open Subtitles | عظيم, العناية المركزة أخلوا بعض الأسرة, فلنحضر بعض المرضى إلى هناك بسرعة |
| Enfekte olmayan hastaları kordonun içibdeki en yakın acil servis bölümüne gönderiyoruz. | Open Subtitles | سننقل المرضى الغير مصابين إلى أقرب منشأة للرعاية العاجلة داخل الحاجز الوقائيّ. |
| Şu anda bu tip hastaları çok genel yöntemlerle tedavi ediyoruz. | TED | نحن نتعامل مع تلك النوعية من المرضى بشكل جاف وفي هذه اللحظة من الزمان |
| Mesela ilk ameliyatları süresince hastaları öldüren Dr. Cushing'den ders almalıyız. | TED | علينا ان نتعلم من الدكتور كوشينج والذي أودى بحياة بعض المرضى في بداية تجاربه |
| Bu pazarlama savaşları elbette ki tamamen israf. Zira bir firma, hastaları kendi ilacına çekmek için, diğeri elde tutmak için harcıyor. | TED | ومعارك التسويق هذه، بلا شك، هي إسراف تمامًا لأن ما تنفقه إحدى الشركات لتوصيل المرضى بالدواء تنفقه شركة أخرى للفوز بالمرضى مجددًا. |
| Tıbbın diğer alanlarında olanların korktuğu gibi, ancak yine de acil tıbbı için farklı bir özelliği vardı çünkü (orada) hastaları kısaca-aceleyle görürüz. | TED | اخرون في الطب يخشونها ايضاً, ولكن هناك شيء بالخصوص طب الطواري لاننا نرى المرضى عابرون. |
| Görünen o ki, bir su kaçağı var ve şef, benden ameliyat öncesi tüm hastaları kliniğe taşımamı istedi. | Open Subtitles | يبدو أنّ هناك تسرّباً ما والزعيم يريدني أن أنقل كلّ مرضى التحضير الجراحيّ إلى العيادة من يملك الوقت لمساعدتي؟ |
| Lavanta terapisinin ikinci seviye karsinoma hastaları üstündeki etkilerini öğreniyoruz da. | Open Subtitles | نحن نتعلم عن علاج الخزامى على مرضى السرطان من النوع الثاني |
| Uzun süre hiçbir aktivite göstermeyip birden sesler çıkarmaya başlayan koma hastaları gördüm. | Open Subtitles | رأيت مرضى في غيبوبة مع وقت غير نشط أطول كثيراً وفجأة بدأوا بالإزعاج. |
| hastanesinin sunabileceği imkânlar ne olursa olsun çalışacak ve hastaları anestezi edecek bir makine. | TED | آلة يمكنها أن تعمل وتخدر مرضاه بغض النظر عن الظروف التي يقدمها هذا المستشفى. |
| Artık hiç gelmeyecek olan hastaları beklemek yerine biz hastalara gidebiliyoruz. | TED | نحن الآن نذهب إلى المريض بدل انتظار قدومه الذي لا يحدث. |
| felçli çocuk koğuşu vardı, ve doktor cadılar bayramı maskesi verip diğer hastaları kandırmalarına izin veriyorladı. | Open Subtitles | لقد كان هنالك جناح للأطفال المصابين بشلل الأطفال والطبيب أعطاهم أقنعة عيد القدّيسين وتركهم يتحايلون على المرضي الآخرين |
| Acaba şeker hastaları için yenebilir iç çamaşırları var mıdır? | Open Subtitles | أتسائل لو كانوا يملكون ملابس داخلية يمكن لمرضى السّكري أكلها. |
| Orada hastaları zincirlere bağlıyorlar ve hayvanlardan daha kötü davranıyorlar. | Open Subtitles | لابد للمرضى أن يربطون في سلاسل ومعاملة أسوأ من الحيوانات |
| Bilgi toplamanı ve hastaları kontrol etmeni istiyorum, hem ameliyat olacakları, hem de olmuş olanları. | Open Subtitles | أريد منك الذهاب إلى القياس البعادي , و الاطمئنان على مرضاي ما قبل الجراحة و ما بعد الجراحة |
| Er ya da geç buradaki herkes ümitsiz, gidici, bitkisel hayattaki hastaları ve dünyayı kurtarmaya çalışan stajyerleri umursamaktan vazgeçer. | Open Subtitles | يتوقف عن الاهتمام بمرضى الغيبوبة ميّتي الدماغ والذي لا يُرجى بُرؤهم.. والأطباء المستجدين الذين يريدون إنقاذ العالم.. |
| Epilepsi hastaları, EGG cihazı beyindeki anormal elektrik faaliyetini ölçebilene kadar zorla hastaneye yatırılabilirdi. | TED | وقد تم حجر المصابين بالصرع بالإجبار إلى أن ساعد الرسم الكهربائي للدماغ بقياس النشاط الكهربائي المعتل. |
| Diğer hastaları ile terapilerini iptal edip fazladan araştırma yapacak. | Open Subtitles | إنها تقوم بكل تلك الأبحاث الإضافية من أجلى إنها حتى تقوم بإلغاء مواعيدها مع مرضاها |
| Çünkü, bazı en iyi ve en insancıl tıbbın hastaları insan olmayan doktorlar tarafından uygulandığı ortada. | TED | لأنه يتضح أن بعض أفضل الأدوية وأكثرها إنسانية يقوم به الأطباء الذين يكون مرضاهم ليسوا بشراً. |
| Yeah, bazı ruh hastaları var orada. | Open Subtitles | نعم, يوجد هنالك بعضاً من المختلين عقلياً |
| Bu durum özellikle şeker hastaları ve yaşlı bayanlar için geçerli. | TED | إنه ينطبق بصفة خاصة على النساء وكبار السن ومرضى السكر |