ويكيبيديا

    "hissettiğim" - ترجمة من تركي إلى عربي

    • أشعر
        
    • اشعر
        
    • شعرت به
        
    • شعوري
        
    • أحس
        
    • شعرتُ
        
    • شعرت بها
        
    • احس
        
    • شَعرتُ
        
    • أَشْعرُ
        
    • التي شعرت
        
    • شعرته
        
    • وأشعر
        
    • وشعرت
        
    • ماشعرت
        
    Kendimi en özgür hissettiğim iki yer, aslında yer değiller. TED إنّ المكانين اللذين أشعر فيهما بالحريّة التّامة ليسا بالضّبط أماكن،
    Tüm hayal kırıklığı, korku ve yalnızlık, bir zamanlar hissettiğim ... TED اذ ان كل الإحباط والخوف والشعور بالوحدة والذي كنت أشعر به
    Şu anda da o kazadan hemen önce hissettiğim duygularla doluyum. Open Subtitles ولدي نفس الشعور الآن الذي كنت أشعر به قبل ذلك الحادث
    Hastalandığından ve ona her şeyi anlattığımdan beri, ...hissettiğim, rahatlamak. Open Subtitles منذ ان اصبح مريضا وانا اخبره بكل شئ انا اشعر
    Portreyi tasarlayıp organize ettiğimde hissettiğim tam da buydu. TED هذا ما شعرت به عندما صممت ونظمت هذا البورتريه.
    Ve sen sarı çıyan, ne hissettiğim hakkında hiçbir fikrin yok. Open Subtitles و أنتِ أيتها الشقراء ليس لديكِ أدنى فكرة عن كيفية شعوري
    Biri için duygusal yakınlık hissettiğim an, arkama dolanıp bana geçiriyor. Open Subtitles في كل مرة أشعر بالحب تجاه أي شخص فقط يذهب ويتركني
    Ben mesleğimi yapıyorum ve kendimi ucuz hissetmiyorum ...bugün hissettiğim şekilde. Open Subtitles لم أشعر يوما أني رخيصة لهذه الحد حتى عندما كنت أعمل
    Belki de bu birkaç gün boyunca hissettiğim her şeyi açıklar. Open Subtitles ربما يفسر هذا الكثير مما كنت أشعر به خلال الأيام الماضية
    Bu bir kadın sezgisi. Chouji'de hissettiğim şeyin aynısını hissettim. Open Subtitles أنه حدس المرأة أشعر بنفس الشيئ عندما أكون مع تشوجي
    Alnımda bir sivilce var ve hissettiğim gibi görünmeye başladım. Open Subtitles لدي لاصقه على جبهتي و بدأت أحس بما أشعر به
    Bu, haftalardır sıradan hissettiğim tek gün. Neden bunu mahvetmeye çalışıyorsun? Open Subtitles هذه أول مرة أشعر بإحترام منذ أسابيع، لماذا تريد تدمير ذلك؟
    hissettiğim sıcaklık mı yoksa bunu hayal mi ediyorum emin olamıyorum. Open Subtitles لاأستطيع التأكد من أن الذي أشعر به هي الحرارة أم خيالي.
    Brakebills tam anlamıyla peri masalı olmayan kendimi iyi hissettiğim ilk yer. Open Subtitles براكيبيلس هي أول مكان اشعر أنني بخير فيه انها ليست حرفيا خرافة
    Benim seni hissettiğim gibi, kendini hisset, bırak yoğurt zihnini açsın. Open Subtitles اشعر بنفسك مثل ما اشعر بك ودع الزبادي المجمد يفتح رأسك
    Elbiselerimi çıkarıp üzerime çıktığında, ona karşı hissettiğim şükran çok geçmeden dehşete dönüştü. TED لكن الامتنان الذي شعرت به نحوه سرعان ما تحول إلى رعب حيث شرع في خلع ملابسي وصار فوقي.
    hissettiğim yıkımı tasvir edecek bir kelime dahi yok. TED لا توجد كلمات يمكنها أن تصف الانهيار الذي شعرت به.
    Benim de şu anda nasıl hissettiğim hakkında konuşmama izin yok. Open Subtitles حسناً، أنا غير مسموح لي بالحديث عن كيفة شعوري حقاً الآن.
    Dava süresince tanıdığımı hissettiğim birine. Open Subtitles وشخص شعرتُ بضرورة التعرف عليه خلال المحكمة
    17 yaşında, Norveç'ten kaçarken hissettiğim duyguların aynılarını gördüm. TED وجدت نفس المشاعر التي شعرت بها في ال 17 من عمري عندما هربت من النرويج.
    Ama şimdi, ne hissettiğim fark etmeksizin tek bir numarayı arıyorum: Open Subtitles والان مهما كان ما احس به اتصل برقم واحد معالجي النفسي
    Bu acı, sizin masanızda hissettiğim acıya kıyasla hiçbir şeydi. Open Subtitles وذلك الألمِ كَانَ لا شيءَ قَارنَ لكَمْ شَعرتُ على منضدتِكَ.
    hissettiğim gibi görünüyorum, bilge adam. Open Subtitles نعم، أُشاهدُ الطريقَ أَشْعرُ أننى رجل حكيم
    Yeni ailem bunu yapmama yardım ettiğinde de sana ve kardeşine karşı, eski aileme karşı hissettiğim her şey yok oldu. Open Subtitles وبتعاقب الوقت، ساعدتني أسرتي الجديدة على فعل ذلك. فإذا بكلّ ما شعرته نحو أسرتي القديمة، نحوك ونحو أخيك تلاشى.
    Hayatımda, okudukça kendimi daha aptal hissettiğim başka bir şey olmamıştı. Open Subtitles إنها أول شيء أقرأه في حياتي وأشعر بغباء أكثر كلما قرأته
    O ufaltmanın bir kısmı da, damarlarımda babamın kanını hissettiğim o raddeye gelip aramızdaki tek bariyerin birkaç senelik bir fark olduğunu anladığım anla başladı. Open Subtitles لكن فعلت ما كان يجب فعله وشعرت بركلاته لي والشئ الوحيد الذي فصلنا
    İlk hissettiğim şey restoran dışındaki bir tartışmanın kontrolden çıkışıydı. Open Subtitles أوّل ماشعرت به كان شجارًا خارج المطعم خرج عن السيطرة

    الكلمات والعبارات الأكثر شيوعا

    عربي-تركي: 10k، 20k، المزيد | تركي-عربي: 10k، 20k، المزيد