| Ve merdivenden aşağı indiğimde O şey oradaydı, tam camda karşımdaydı adamım. | Open Subtitles | وعندما نزلت السلم ورأيت ذلك الشيء هناك كان هناك خلف الزجاج ياصديقي |
| Ama O şey geri gelirse diye en az birinizin telefonuna ihtiyacım olacak. | Open Subtitles | ولكن إذا عاد ذلك الشيء, فسوف أحتاج إلى رقم واحدة منكن أو كلاكم |
| Güneş üç saat içerisinde doğacak. O şey enerji ile büyüyor. | Open Subtitles | ستشرق الشمس في غضون 3 ساعات هذا الشيء يتغذى على الطاقة |
| Ve orada, o sıra boyunca, O şey, o ihtişamlı ve şaşırtıcı şey vardı. | TED | وعلى امتداد هذا الخط، ظهر هذا الشيء، هذا الشيء المذهل البهيّ. |
| Onu sana kimin verdiğini bilmediğim sürece O şey benim işime yaramaz. | Open Subtitles | هل تعلم هذا الشئ غير نافع لى حتى أعلم من أعطاه لك |
| Trajik ölümlerinin sonra bile o "şey" günümüze dek burada kaldı. | Open Subtitles | وحتّى بعد إنتهاء المأساة، ظلّ ذلك الشيء هنا حتّى يومنا هذا. |
| Geri dönmezsem O şey ailemi katledecek. Burada kapana kısıldım. | Open Subtitles | ذلك الشيء سيقتل عائلتي إذا لم أعود، أنا عالق هنا |
| Dinle, O şey eğer dediğin gibi bir şeyse, baban da bende olduğunu biliyorsa, tabutumun son çivisini çakmışsın demektir. | Open Subtitles | أنظر , إذا ذلك الشيء هو حقاً ما تقول ووالدك يعرف بأني أملكه فسيكون هذا أخر مسمار في نعش كفني |
| - Çok geç. - O şey sabah 10'da bitti. | Open Subtitles | لقد تأخرت، فكما ترى، ينفذ ذلك الشيء بحلول العاشرة صباحاً. |
| Bunu hissediyordu. Ve birden, O şey ona daha da yaklaştı. | Open Subtitles | كان يستطيع ان يشعر به ، على طول المسافة ذلك الشيء كان خلفه وكان يقترب اكثر فأكثر |
| Bunu hissediyordu. Ve birden, O şey ona daha da yaklaştı. | Open Subtitles | كان يستطيع ان يشعر به ، على طول المسافة ذلك الشيء كان خلفه وكان يقترب اكثر فأكثر |
| O şey kemer tokasına mı benziyordu? | Open Subtitles | هذا الشيء الذي يشبه حزام ربط حزام الأمان؟ مشبك معدني لحزام؟ |
| Ama ilerisi için söylüyorum, elindeki O şey de telefon olarak kullanılabiliyor. | Open Subtitles | مستقبلا هذا الشيء في يدك يمكن ان يستخدم كهاتف |
| O şey olmadan bikaç saatten fazla yaşayamazsın. | Open Subtitles | لا يمكنك الحياة أكثر من ساعتين بدون هذا الشيء |
| O şey yüzünden 3 kişi öldü bile. | Open Subtitles | أقصد، ماذا لو كنت مخطئاً؟ 3 أشخاص ماتوا عند هذا الشيء. |
| İyiler olarak bir avantajımız var. O şey bir buçuk kilometre genişliğinde bir feromon izi bırakıyor. | Open Subtitles | هذه واحدة للأخيار، هذا الشيء له إشار ذات نطاق ميل كامل |
| Onu sana kimin verdiğini bilmediğim sürece O şey benim işime yaramaz. | Open Subtitles | هل تعلم هذا الشئ غير نافع لى حتى أعلم من أعطاه لك |
| Eğer O şey reaktörün içine girseydi, acı dolu bir dünyada olurduk. | Open Subtitles | فإن حدث ووصل هذا الشئ للمفاعل لكنا الآن نعيش بعالم من الإصابات |
| O şey geldiğinde bir senedir ordudaydım. | Open Subtitles | لم يكن قد مر علي أكثر من سنة بالجيش عندما وصل ذلك الشئ الشيطاني |
| Sizi gördüğüme sevindim çocuklar. O şey, kapıdan geçip gidiverdi. | Open Subtitles | انا سعيد لرؤيتكم يا رجال هذا الشىء جاء من الباب |
| - O şey tarafından öldürülmemem için bana biraz saygı göster. | Open Subtitles | أظهر بعض الإحترام لي ليس التعرض للقتل من قبل ذلك الشيئ |
| Ama O şey saçıma atlayınca onu dövüp öldürmek için elimde bir şey vardı. | Open Subtitles | وعندما ذلك الشيءِ طارَ في شَعرِي، كَانَ عِنْدي شيءُ لضَرْبه إلى الموتِ مَع. |
| O şey, ideal eşini bulmak için her şeyi yapabilir. | Open Subtitles | ذاك الشيء بإمكانه فعل أي شيئ ليحصل على رفيقته المثالية |
| O şey oraya nasıl girdi? - Ve arabamla nereye gitmiştin? | Open Subtitles | و الان اخبرني اين ذهبت بسيارتي و كيف نزيل هذا الشيئ ؟ |
| O şey bir insanı göz açıp kapayıncaya kadar yutabilir. | Open Subtitles | ذلك المخلوق بوسعه التهام .إنسان في لمح البصر |
| İşte o anda, imkânsız olan O şey artık öyle değildi. | TED | وفي تلك اللحظة، الشيء الذي كان مستحيلاً فجأة لم يكن كذلك. |
| O şey çok sert iterek hakkında dedi... | Open Subtitles | ذلك الشىء الذى قُلتة لكى بشأن اندفاعك الزائد |
| O şey seni öldürebilir ama cebine biraz daha para girsin diye bunu umursamıyorsun bile. | Open Subtitles | ذلكَ الشيء قد يقتلكَ لكنكَ لا تهتم طالما سيجني لكَ بعضَ الدولارات في جيبكَ |
| Onları o şeyin içinden götürdünüz, ve şimdi O şey de gitti. | Open Subtitles | اخذتهم بعيدا خلال ذلك الشي ,والان قد دمر |