| Ardından, son olarak, bir sokak sanatçısı tarafından boyanarak bu müthiş ve devasa mobil serginin bir parçası oluyorlar. | TED | وأخيرا تم الرسم عليها عن طريق فناني الشوارع. لتصبح جزء من جزء من معرض فني ضخم ومدهش ومتجول أيضا. |
| Google sokak Görüşü arabası da aynı park cezasını görüyor. | TED | هذه سيارة تصوير الشوارع لقوقل وقد حصلت على نفس المخالفة. |
| Bu sokak anatomisi çok büyüleyici çünkü tıptan çok ayrı bir noktada. | TED | والتشريح في الشوارع هذا أخَاذ جدا لأنه الأكثر بُعدا عن عالم الطب. |
| Eminim ki kral oğlunun sokak kedileriyle boğuştuğunu öğrenirse pek mutlu olmayacaktır. | Open Subtitles | أعتقد أن الملك لن يكون سعيداً بمعرفة أن إبنه يصارع قطط الزقاق |
| İki sokak sonra sola, Union İstasyonuna dön, park et. | Open Subtitles | انعطفي نحو اليسار بعد شارعين نحو محطة يونيون اركني هناك |
| Tekli yollar yerine çoklu yollara izin veren bir sokak ağı ve tek bir çeşit yerine pek çok çeşit sokak sağlıyor. | TED | هي شبكة طرق والتي تتيح العديد من الطرق بدلاً من الطرف المفردة وتوفر العديد من أنواع الشوارع بدلا من نوع واحد فقط. |
| Belki de Mısırlı sokak çocuklarıyla ilgili bir yazı yazarım. | Open Subtitles | في الحقيقة انا اكتب مقال عن اطفال الشوارع في مصر |
| Burası bir dans okulu Bratislava'da bir sokak köşesi değil! | Open Subtitles | هذه مدرسة للرقض وليس مكان فى الشوارع فى الاحياء الفقيرة |
| sokak yarışçıları numaraları dosyalar ve başka araçlardan parçalar kullanır. | Open Subtitles | متسابقي الشوارع يطمسون الأرقام و يستخدمون أجزاء من مختلف السيارات |
| Bunu ancak sokak düzeyinde keş bir uyuşturucu satıcısı yapar. | Open Subtitles | اه,نعم, فقط مهوس مدمن من الشوارع من يستطيع القيام بهذا |
| Hepsi bu kadar. Bunlar sokak ağaçlarının dört görevi. | TED | وهذا كل شيء. تلك هي الوظائف الأربعة لاشجار الشوارع. |
| Ve canlı. Resim değil. Üzerine tıklayabiliyorsunuz, yakınlaştırabiliyorsunuz, isterseniz sokak görünümüne geçebiliyorsunuz. | TED | وهي خريطة حيوية و ليست صورة ثابتة ، يمكن النقر عليها ويمكن تكبيرها حتى حد عرض الشوارع وتفاصيلها |
| Aden, motosiklerini kiralamaya ve bakımlarını yapmaya yardım etmeleri için sokak çocuklarını işe alıyor. | TED | عدنان وظّف أطفال الشوارع لمساعدته في تأجير و المحافظة على الدراجات لأجله. |
| Şehir ismi, kavşak ismi, sokak, kasaba, tam adres, bina adresi gibi. | TED | حيث مرة يكون اسم الشارع وتقاطع الشوارع الشارع والبلدة والعنوان والمبنى وعنوان المبنى. |
| bazen garaj kapısının yanına gitmek için sokak aralarını kullanırlar. | Open Subtitles | يقوم الموظفون أحياناً بقطع الزقاق للوصول إلى موقف السيّارات المُجاور. |
| Seni buraya kadar gelmek zorunda bıraktığım için özür dilerim, ama yolculuktan döndüğümde, gazeteden sadece bir kaç sokak uzaktaydım. | Open Subtitles | أنا آسف أنه كان عليك المجيئ إلى هنا لكن عندما عدت من السفر كنت فقط على بعد شارعين من الصحيفة |
| Circus Circus'un arkasında ondan kurtulmak için kalabalık bir sokak almalıydık. | Open Subtitles | كان علينا أن نأخذ زقاق مزدحم خلف السيرك السيرك ليهز له. |
| Ben temelde, yerden 15 metre yukarıda duran bir sokak fotoğrafçısıyım ve bu fotoğrafta gördüğünüz her şey, aslında aynı günde gerçekleşti. | TED | أنا في الأساس مصور الشارع من ارتفاع 50 قدماَ في الهواء، وكل شيء ترونه في هذه الصورة حدث فعلاَ في هذا اليوم. |
| Şimdi LED lambanın sokak lambası olduğunu ve sisin var olduğunu hayal edelim. | TED | لكن تخيل الان ان مصباح الليد هو مصباح بالشارع وهناك ضباب |
| Sadece şu anki durumunun sokak kedisiyle aynı olduğunu söylüyorum. | Open Subtitles | أنا أقول وحسب أن وضعك الحالي مشابه لاي قطٍ ضال |
| Her şeyi ayarlayınca Higgins'i arayıp Eldridge sokak'taki evden korumaları çekmesini söyle. | Open Subtitles | بمجرد ان تُرتب للأمر, اتصل ب هيجينز ليلحق بنا فى منزل الدريدج ستريت |
| Altınları alıp kaçıyorsunuz sonra da, hala sokak köpekleri gibi yaşıyorsunuz. | Open Subtitles | تفعلون هذا ،لأجل شاحنه مليئه بالذهب ولا تزالون تعيشون كالكلاب الضالة. |
| 9 numaralı otobüsle Richmond Caddesi'ne gidip, indikten sonra ve bir sokak ileride 1947 Henry Sokağı, 4 numaraya gitmeliyim. | Open Subtitles | من المفترض أن أستقل الحافلة رقم 9 إلى شارع ريتشموند وأنزل فى المجمع الأيسر إلى 1947 شارعِ هنرى |
| sokak satıcılarında 10 dolar. | Open Subtitles | إنه عديم القيمة عشر دولارات مِنْ بائع في الشارعِ |
| - Üç sokak sonra motoru kaybettik. | Open Subtitles | فقدت الدراجة بعد ثلاث أحياء. لقد سلكت الطرق الجانبية. |
| Çünkü yolun sonunda savunmasız kalacağın çıkmaz bir sokak var. O sen değilsin değil mi? | Open Subtitles | يوجد طريق مسدود بغلاف كبير من الضعف هذا ليس من شيمك أليس كذالك؟ |
| Evim 10 sokak ötede sayılır. Benimle biraz yürümek ister misin? | Open Subtitles | منزلي على بعد 10 بنايات هل تريد المشي معي لبعض الوقت؟ |
| Ama doktor bebeğin yakında sokak hayvanı bulunmasını istemedi, bu yüzden onu evlat edinecek güvenebileceğimiz birini bulmalıyız. | Open Subtitles | لكن الدكتور لا يريد أي حيوانات ضالة حول الطفل لذا ، علينا أن نجد شخص نحن نثق به لـ يتبناه |