| Birkaç hafta içinde, sessiz Tepeler üreyen dört milyon deniz kuşunun çığlıklarıyla canlanır. | Open Subtitles | وخلال أسابيع قليلة تعود التلال الصامتة للحياة.. بأصوات 4 ملايين طير بحري يتكاثر |
| Bu teklifin vücut bulmasının sebebi Güney Dakota'dan Cheyenne Nehrinin güneyine kadar demiryolu hattı döşenip, Kara Tepeler Madenine ulaşım sağlanacak olmasıdır. | Open Subtitles | الان هذا العرض ممكن فقط لان جنوب ديكوتا ممكن ان يوضع فيه سكة قطار من جنوب نهر الشاين حتى مناجم التلال السوداء |
| Ancak Tepeler, yollar ve burnuma gelen kokular tanıdıktı. | TED | لكنَّ التلال والطرقات والروائح جميعها مألوفة. |
| Toprak yeşermiş, bereketini sunmuş ve hepimiz Irak Tepeler'e dönmüştük. | Open Subtitles | هذه الأرض أصبحت خضراء وسمينة وجميعنا عدنا إلى (فاراواي داونز) |
| İkiz Tepeler'de oturuyor. Bir çıkmaz sokak. | Open Subtitles | انها تعيش فى توين بيكس الشارع فى النهاية |
| Bu manzarayla karşılaştım. Tepeler ve vadiler... | TED | وقد كان هذا المشهد الذي رأيته حينها .. هذه التلال .. والوديان |
| - Tepeler demirle dolu olmalı. Eğer öyleyse demirler yüzünden hiç sinyal alamazsın. | Open Subtitles | يبدو أن التلال مليئة بالحديد لذا لن يمكن إجراء إتصال من هنا |
| Tepeler ve çimlerden söz ediyorum, oysa senin söyleyeceklerin vardı.. | Open Subtitles | ها أنذا أتسكّعُ فوقَ التلال وَ العشب، وَ كانَ لديكَ ما تريدُ قولَه |
| Güneş tam sağdan, şu tepeye vurduğunda şu Tepeler şarkı söyler sanki. | Open Subtitles | , حينما ترتطم الشمس بهذة التله بالتحديد . فهذة التلال تغرد |
| "Güneş, sırtlara sağdan vurunca Tepeler şarkı söyler." dedin. | Open Subtitles | تلفح قمة هذة الجبال . بالتحديد هنا . فهذة التلال تغنى |
| - " Tepeler canlı" - "Hayır,sen devrimin çocuklarını kandıramayacaksın. | Open Subtitles | - التلال تحيا - لا، أنت لن تخدع أبناء الثورة |
| Çünkü Karayolunun kuzeyindeki Tepeler 2 haftadır kapalı. | Open Subtitles | التلال شمال الطريق العام 18 مقفلة منذ أسبوعين |
| Şenlik ateşlerinin çokluğundan Tepeler alevlere boğuldu. | Open Subtitles | إنبثقت قمم التلال بالنار بأعداد كبيرة المشاعل |
| Güneyde bize bırakılan Tepeler.. | Open Subtitles | لذلك سجب أن نبتعد عن التلال الموجودة بالجنوب |
| Bir dahaki gelişimizde Kara Tepeler'deki haklarınızı ve avlanma mıntıkalarınızı görüşürüz. | Open Subtitles | لقد عدنا لكم مرة آخرى لكي نتفاوض على حقوقكم في التلال السوداء و اماكن صيدكم القديمة |
| Kocası Lord Ashley, besili sığırını Irak Tepeler'de topladığını iddia ediyormuş. Irak Tepeler'de mi? | Open Subtitles | زوجها اللورد (آشلي) يدّعي بأنه جمع البقر في (فاراواي داونز) |
| Ama buraların en prestijli anı Bayan İkiz Tepeler gecesidir. | Open Subtitles | ولكن مسابقة ملكة جمال "توين بيكس" هي أفضل ملتقى محلّي. |
| Belki de Edgar Amca senin Uğultulu Tepeler'e gelmeni yasaklamıştır. | Open Subtitles | من الممكن عمي إدجار هل منعك من زيارة مرتفعات ويذرينج |
| Tepeler'de yaşayan vahşi insanlardan habersiz büyüdü ta ki bugüne kadar. | Open Subtitles | ماعرفت الأقرب إليها بالنسبة للسكان المرتفعات حتي اليوم |
| Bu Cücelerin hiçbirini, Demir Tepeler'den bir orduya değişmem. | Open Subtitles | أفضّل كلّ واحد من هؤلاء الأقزام على "*جيش من "الهضاب الحديديّة |
| "hükümet temsilcisi olarak, Tepeler bölgesinde faaliyet gösteren... "sizin gibi kişileri fazla engellemeyeceklerine inanıyorum. | Open Subtitles | "أؤكد لكم أنهم لن يعيقوا الرجال أمثالك الذين يديرون أعمالاً نشطة في (ذا هيلز)" |
| Geriye sadece gömülü bir dünyanın dikili taşlarını andıran Tepeler kaldı. | Open Subtitles | تاركاً فقط قمم متبعثرة كدلائل على عالم مدفون |
| Uğultulu Tepeler romanı, Kuzey Meleği gibi özgün. | Open Subtitles | رواية "ووثيرينق هايتس"، انها بمثابة ملاك من الشمال للعلم: |
| Bugünkü slayt gösterisinin konusu olan Pine Ridge Rezervasyonu, Güney Dakota'daki Black Hills'in (Siyah Tepeler) 120 km güneydoğusunda bulunur. | TED | إن محمية باين ريدج -والتي هي موضوع عرضي اليوم- تقع على بعد 120 كيلومترا جنوب شرق "تلال جنوب داكوتا السوداء" |