| Bence Küba meselesinde bazı hatalar yaptı. | Open Subtitles | اعتقد انه ارتكب بعض الاخطاء في ما يتعلق بكوبا |
| Ve şu dosyalıklı adamın çocuğunu teşekkür edebilirsin.6 hata yaptı. | Open Subtitles | وبإمكانك شكر ذلك طفل الرجل النحيل ارتكب 6 أخطاء |
| Varsayıyorum ki, sırf eğlencesine, ...iki suçu da aynı kişi işledi. | Open Subtitles | لنفترض على سبيل التسلية بأنّ الشخص نفسه قد ارتكب كِلا الجريمتين |
| Ama yanlış yaparsan, yanlış yaptığını anlayacak kadar bile vaktin olmaz. | Open Subtitles | ولكن ارتكب خطأ ولن يمكنك ان تعرف إذا أخطأت ام لا |
| Eğer hata yapmış olan herkesi hayatımdan çıkarmış olsaydım geriye kimsem kalmazdı. | Open Subtitles | لو قاطعت كل من ارتكب خطأ في حياتي لما بقي لي أحد |
| Vince, neden gerçekten suç işlemiş birini tutuklamıyorsunuz? Mesela senin saçını böyle keseni! | Open Subtitles | لما لاتقبض على شخص ارتكب جريمة حقيقية؟ كالشخص الذي قص لك قصة شعرك |
| Ekibim dosyayı inceledi ve fişi buldu, soruşturmanın geri kalanını yaptılar ve başkasının suçu işlediğini ortaya çıkardılar. | TED | فتش فريقي في الملف ووجدناها، وأكملنا بقية التحقيق، واكتشفنا أن شخصًا آخر ارتكب الجريمة. |
| Ama bunu yapan kişiyi bulduklarında senin masum birini öldürdüğünü öğrenecekler. | Open Subtitles | لكن عندما يكتشفوا من ارتكب ذلك سيعرفوا أنك قتلت رجل برئ |
| Öte yandan adam tekrar suç işlemişti ve şimdi daha sonra işlediği bir suç yüzünden sekiz yıllık hapis cezasında. | TED | هو، في الجهة المقابلة، ارتكب مخالفة وهو يخدم الآن فترة ثماني سنوات سجن بسبب جريمة لاحقة. |
| Şimdi, birimiz bağışlanamaz bir hata yaptı ve diğerinin değerli zamanını harcadı. | Open Subtitles | احدنا حتما ارتكب خطا كبيرا و اضاع وقت الاخر |
| Ama bir iletişim uzmanı olarak büyük bir hata yaptı. | Open Subtitles | لكن كمخطط للاتصالات ارتكب غلطة واحدة كبيرة |
| Hep başıma geliyor. Mesela babam da ölüm döşeğinde aynı hatayı yaptı. | Open Subtitles | فمثلاً، ارتكب أبي نفس الغلطة وهو على فراش الموت |
| Varsayalım çocuk gerçekten cinayeti işledi. | Open Subtitles | دعونا نفترض بأن الولد قد ارتكب جريمةالقتل حقاً. |
| Karısını öldürmeden 18 ay önce aynı suçu işledi. | Open Subtitles | لقد ارتكب جريمة مطابقة قبل قتله لزوجته بـ18 شهراً |
| Rahip sarhoş bir halde piskoposa günah çıkarırken, ölümcül bir günah işledi. | Open Subtitles | ذات يوم ٍ، فى اعتراف وهو ثملٌ لرئيس الدير الخاص به، ارتكب خطيئة مميتة. |
| Ama yanlış yaparsan, yanlış yaptığını anlayacak kadar bile vaktin olmaz. | Open Subtitles | ولكن ارتكب خطأ ولن يمكنك ان تعرف إذا أخطأت ام لا |
| İşte o an Danny büyük bir hata yaptığını fark etti. | Open Subtitles | قد إتضحت الحقيقة الآن داني أدرك أنه قد ارتكب خطأ كبيرًا |
| Birisi bu hatayı yapmış öyleyse artık ben yapamam. | TED | لقد ارتكب أحدهم هذه الغلطة وبهذا لا أستطيع عملها الآن. |
| Biraz önce cinayet işlemiş gibi görünüyordu, ki özellikle bu mimar için bu gayet olasıydı ve ne yapacağımızı bilemiyorduk. | TED | كأنه ارتكب جريمة قتل. والتي لم تكن خارج السؤال بالنسبة لهذا المهندس، ولم نكن نعرف ما الذي نعمله. |
| Eh Matmazel, ben çok basit bir adamım, her zaman suçu en bariz kişinin işlediğini düşünmeye meyilliyim. | Open Subtitles | فى الحقيقة اننى رجل بسيط جدا, انا دائما أؤمن ان الرجل الواضح الظاهر, هو غالبا من ارتكب الجريمة |
| Yani, bana kızımın bunu yapan adamı tanıdığını mı söylüyorsunuz? | Open Subtitles | قد تكون على معرفة برجل ارتكب هذا؟ إلى حد كبير |
| Mahkemenin zihninde cinayeti kimin işlediği konusunda bir şüphe yok. | Open Subtitles | فلم يكن هناك شك للمحكمة بشأن من ارتكب الجريمة |
| Şimdi, Soygunculuk Şubesindeki adamlar şu iki cinayeti işleyen soyguncuları teşhis edemiyorlar. | Open Subtitles | الرجال هناك في كتيبة السرقات لم يتعرفو على لص ارتكب جريمتين |
| 32 yıl önce de, 19 yıl önce de böyle bir şey yaşandıysa bu iki olay arasındaki süre içinde ve sonrasında başka suçlar işlediğine eminim. | Open Subtitles | إذا حدث شيء مثل ذلك منذ 32 عاما و17 عاما فأنا واثقة أنّه ارتكب جرائم أخرى في أثناء وبعد ذلك الوقت |
| Her kim suç işlerse medeni toplumdan dışlanmalıdır. O kadar! | Open Subtitles | إن ارتكب أحدهم جناية عليه أن تتم ازالته من المجتمع للأبد |
| Dinle, bunu sana kim yaptıysa, büyük bir hata yapmış. | Open Subtitles | اسمعي، أياً يكن من فعل هذا بك فقد ارتكب خطأً فظيعاً |
| Tamam, ikimiz de hatalar yaptık. Önemli olan onları düzeltmek. | Open Subtitles | حسنا, كلانا ارتكب اخطاءا المهم, هو ان تُصلحها |