| ...söylenenlere göre bu bölgeye ait bir uçuş bilgisine ulaşılamadı. | Open Subtitles | يقولون انه لم يكن هناك رحلات مسجلة في هذا المكان |
| Son zamanlarda çok sık seyahat ediyordu. "İş gezisi" diyordu. | Open Subtitles | .لقد كان يسافر كثيراً مؤخراً، رحلات عمل على حد قوله |
| Yabancıların adayı ziyaret etmesinin tek yolu özel av gezileri. | Open Subtitles | و الطريقة الوحيدة لكي يزورهم الناس من خلال رحلات الصيد |
| Şu anda doktor yok ve bir sonraki uçak üç gün sonra. | Open Subtitles | لا يوجد طبيب هنا و لا رحلات طيران فى الثلاث أيام القادمة |
| seyahatleri var, görüşmeleri var... | Open Subtitles | مثل ، لديهم جماعات ضغط ليتعاملوا معهم. لديهم رحلات التي أرسلوا إليها من قبل جماعات الضغط. |
| Kenneth Ploufe Bahamalar'daki bir tatil yerinin bir yolcu gemisinin ve iç çamaşırı şirketi olan Lacy Fair'ın ortağıymış. | Open Subtitles | كينيث بلوث هو مالك جزئي لمنتجع في جزر الباهاما شركة رحلات بحرية ما ولايسي فير، شركة الملابس الداخلية تلك |
| Bütün Orta Doğu uçuşları bir sonraki duyuruya kadar iptal edilmiştir. | Open Subtitles | كل رحلات الشرق الأوسط قد ألغيت حتى إشعار آخر |
| 2003'te toplam üç veya dört uçuş yapıldı. | TED | كان هناك ثلاث أو أربع رحلات فقط عام 2003. |
| Hayat kurtarıcı çalışması Apollo 11'in çok ötesine geçti, uçuş yazılımında mürettebatlı Apollo görevleri için hiçbir hata bulunamadı. | TED | ولم يقتصر عملها المُنقذ على مركبة أبولو 11 حيث لم يُعثر على أي خطأ برمجي في برمجيتها في كل رحلات ومهام مركبة أبولو. |
| Tarifeli olarak günde üç uçuş var, ama şu anda yer yok. | Open Subtitles | لدينا ثلاث رحلات يومية, لكن لا توجد أماكن شاغرة |
| Bir araba ve birçok seyahat. | Open Subtitles | حصلت على سيارة وذهبت في رحلات لكل الأماكن |
| Gerçekten ilginç. Uçaktan korkan bir seyahat acentesi. | Open Subtitles | هذا يبدو مضحكامنسق رحلات الطيران خائفا من الطيران |
| LA: Dolayısıyla geleceğimizde ortak kamp gezileri olmayacaktı. | TED | لورين: لذلك لن يكون لنا أي رحلات تخييم مشتركة في المستقبل. |
| Mütevazi olma. uçak yolculuklarını, otel rezervasyonlarını,otobüs turlarını sen planladın. | Open Subtitles | لا تبخس حق نفسك، أشرفت على رحلات الطيران والفنادق والحافلات. |
| Ben benimkine tek başına iş gezisi için izin vermem. | Open Subtitles | أنا لا أدّعي أنّ زوجي يسافر لأي رحلات عــمـل بدوني. |
| Hafta sonu seyahatleri yapabiliriz. | Open Subtitles | يمكننا أن نأخذ رحلات العطل الاسبوعية فيها |
| Birkaç gün içindeki uçuşların yolcu listelerine ulaşıp bu isimleri pasaport fotoğraflarıyla karşılaştırabilirim. | Open Subtitles | ولوج قوائم رحلات الأيام القليلة المقبلة، ثمّ مقارنة تلك الأسماء بصور جوازات السفر |
| Bütün Orta Doğu uçuşları bir sonraki duyuruya kadar iptal edilmiştir. | Open Subtitles | كل رحلات الشرق الأوسط قد ألغيت حتى إشعار آخر |
| Yine bu insanlar Peru sınırındaki Yerliler, üzerlerinden misyonerlerin finanse ettiği uçuşlar yapılıyor. | TED | هؤلاء أيضا هنود على حدود البيرو يطير فوقهم الناس في رحلات ينظمها مبشرون. |
| Zaman ve uzayda yolculuk yapan yaratıklar bize hayal mahsulü geliyor. | Open Subtitles | أي عالم الكائنات يسافر خلال الوقت والفضاء... ... القابلللتخيلإلينافقطك رحلات الهوى. |
| O kadar çabuk değil. seyahatler iptal oldu. | Open Subtitles | ليس بهذه السرعه لقد تم الغاء جميع رحلات السفر |
| Yıllardır öyleydi. Bu yüzden başka tur teknesi yok. | Open Subtitles | وهو كذلك منذ سنوات ولهذا لا توجد قوارب رحلات أخرى |
| Son 24 saat içinde, yüzeye 10 gezi düzenlemissiniz. Hepsi de izinsiz. | Open Subtitles | قمت بـ10 رحلات إلى السطح في الساعات الـ24 الماضية، كلها بدون إذن |
| 80 kilometre çapındaki tüm ilkokullar eğitim gezisine buraya gelirmiş eskiden. | Open Subtitles | كلّ مدرسة ابتدائيّة خلال 50 ميل كانت تزوره في رحلات ميدانيّة. |
| Ona akıl vermiş, seyahatlere götürmüş, bütün zamanını onunla birlikte geçirmiş. | Open Subtitles | لقد ارشده, اخذه في رحلات امضى كل وقته معه |