| Doktor sana neden benim de gelmemi istediğini söylemedi mi? Hayır. | Open Subtitles | ألم يعطك الطبيب أي تلميح عن سبب رغبته في حضوري معك؟ |
| Yapabilir ama ne istediğini belirleyemez. | Open Subtitles | انه يقدر ولكنه لا يستطيع ان يتحكم فى رغبته |
| Avlanmamıza engel olarak bizi hâsılatımızdan etti, intikam arzusunu tatmin etmek uğruna. | Open Subtitles | وقد حاد بنا عن الحصاد الكبير الذي كنا نحصده لك لكي يشبع رغبته بالثأر |
| ...bedeni tükeniyor ama yaşam isteği sürüyorken. | TED | عندما كان جسده يتداعى ولكن رغبته في العيش ليست موجودة. |
| Fakat özel gücü elinde tutma arzusu, taraftarlarını uzaklaştırdı. | TED | ولكن رغبته في الاستحواذ بالسلطة تسببت في عزله عن أنصاره. |
| Eğer O'nun isteğine karşı gelirsen, bir günah işlersin. | Open Subtitles | لو قمتِ بفعل أمرا يخالف رغبته فأنت ترتكبين ذنبا |
| Önemli olan, her nezaman beraber olsak, tek bahsettiği şey, sana ne kadar benzemek istediği. | Open Subtitles | المهمّ، عندما نكون سويّاً فإنّ كل مايتحدث عنه هي رغبته في أن يكون مثلك |
| Mektubunda, hemen o akşam saat 6:15'de muayene olmak için beni ziyaret etmek istediğini söylüyordu. | Open Subtitles | وفيه يعلن رغبته فى زيارتى لاستشارتى هذا المساء فى السادسة والربع. |
| Randy benimle doğum günüme kalabileceğini söylese de, ben onun Catalina'yla dans etmek istediğini biliyordum. | Open Subtitles | قال راندي بانه سيبقى معي في عيد ميلادي لكني اعرف مدى رغبته |
| Neden senden uzak durmak istediğini sordun mu? | Open Subtitles | هل سألته؟ هل سألته عن رغبته بالابتعاد عنك؟ |
| Sitarcı arzusunu doyurduğunda, kızı tek başına hiç bir şeyi olmadan bırakacak. | Open Subtitles | حالما يشبع عازف الجيتار رغبته ... ... سوف يترك الغانية وهي معدمة |
| Medyanın dikkati ve FBI'ın varlığı, yeniden saldırma arzusunu arttırıyor. | Open Subtitles | اهتمام وسائل الإعلام و وجود اف بى اى سوف يزيد من رغبته فى اطلاق النار مجدداً |
| Hayır, hayır şu an değil ama onun isteği doğrultusunda arıyorum. | Open Subtitles | لا, لا,ليس الآن، أنا أتصلّ بكَ بناءً على رغبته. |
| Sosyal statü dışına çıkmak arzusu bana ilham verdi. | Open Subtitles | رغبته لكَسْر الطبقة الإجتماعيةِ ألهمتْني. |
| onu isteğine karşı tedavi edeceğine ikna etmişti. | Open Subtitles | اقتناعها بأنها يمكن أن تعالجه ضد رغبته |
| Bunun yalan olduğunu söylemesini çok istedin ama istediği halde söyleyemedi. | Open Subtitles | وددتييائسةأن يقول؛أن كلّذلكمُجردكذبة، ولكنّه لم يكن بإستطاعته قول ذلك ، بالرغم من رغبته. |
| Majesteleri savaşa devam edeceklerini biliyordu, bu yüzden insanlara dileklerini yaymak istedi. | Open Subtitles | عرف جلالته بأنهم يريدون الإستمرار بالقتال لذا قرر بأن ينشر رغبته للناس |
| Artan sıklıkla onun öldürme isteğini kontrol altına almaya çalışıyordum | Open Subtitles | بشكل متزايد, كلما حاولت قمعه كلما زادت رغبته في القتل |
| Biz her şeyden konuşuyoruz zaten, o da bana, çocuk sahibi olmayı ne kadar istediğinden bahsetti. | Open Subtitles | ،إنّما نتحدث عن كل شيء وحسب وأخبرني بمدى رغبته في الحصول على أطفال |
| O narsistik ego yapısından dolayı acı çekiyordu, dolayısıyla kelimenin tam anlamıyla soyunu çoğaltmak için bir arzu içerisindeydi. | Open Subtitles | لقد كان يعاني من حب ذات نرجسي، وبالتالي رغبته بنسخ نفسه حرفياً عبر ذريته. |
| Evet, ikinci tutkusu da Bayan Adele Blanc-Sec'e olan kayıtsız şartsız aşkı. | Open Subtitles | أو أسوأ من ذلك ترملت؟ نعم رغبته الثانية هي عشقه للآنسة أديل بلانكسك |
| Projeye katılmasını ne kadar istese de sinirler kaslarla iletişim kuramıyor. | Open Subtitles | وعلى الرغم من رغبته الجمة بإلحاقه تلك الأعصاب ليست متصله بالعضلات |
| Hiç onun kontrol etme arzusuna karşı gelmez misin? | Open Subtitles | هل قاومتِ يوماً ضدّ رغبته في السيطرة ؟ |
| Kâbuslar annesiyle uyumak istemesi dışında semptom değildir. | Open Subtitles | الكوابيس ليست عرض أي شئ غير رغبته في النوم بجوار أمه |
| Böylece Prens dileğini yerine getirmesi için Arayıcı'yı çağırdı. | Open Subtitles | ولهذا, قام الامير باستدعاء الباحث لتحقيق رغبته. |