| Gene bizimle at koşmak için yaşayacaksın Baba. | Open Subtitles | ستعيش وتركب الخيل معنا مرة أخرى ، يا بابا الكبير |
| Dolayısıyla, hayatımı kurtardığın için, ben yaşadığım sürece, sen de iyi bir şekilde yaşayacaksın. | Open Subtitles | منذ أن أنقذت حيانى, ستعيش كما أعيش,ستعيش جيدآ. |
| Maddie büyükannesiyle yaşayacak, kimse ondan daha fazla mutlu olamaz. | Open Subtitles | مادي ستعيش مع جدتها التي لا يمكن أن تكون أسعد |
| Tüm bildiğim mektubun dediği, kız üçe kadar yaşayacak. | Open Subtitles | :كل ما أعلمه أن الرسالة تقول أنها ستعيش حتى الـ 3 صباحاً |
| Ve başına gelenler de dâhil, onunla aynı hayatı yaşayacağını düşünüyorsun? | Open Subtitles | وتعتقد بأنك ستعيش حياتك مثله بالضبط مثلما حدث له بكل شيء؟ |
| Benim vadettiğim de yalan... ama benimle daha uzun süre yaşarsın. | Open Subtitles | وأياً كان ما سأعِدك به فهو كذب، لكنك ستعيش طويلاً معي |
| yaşayacaksın, ama öyle bir şey yapacağız ki, koşamayacaksın. | Open Subtitles | ستعيش ، لكن سيتم تعديلك لكي لا تهرب مجددا |
| Belki bir süre de orada yaşayacaksın. Bunun üstesinden gelirsin. | Open Subtitles | و ربما ستعيش هناك لفترة و سوف تتجاوز ذلك |
| Benimle yaşayacaksın çünkü bir polisi ancak bir polis anlar. | Open Subtitles | ستعيش معي الآن، لأن رجال الشرطة يفهمون بعضهم |
| Ama sanırım sen de fakir ve bakımsız bir komşu olarak yaşayacaksın. | Open Subtitles | ولكنك ستعيش حياة فتاة فقيرة وجارة منفورا منها؟ |
| Sen de herkes gibi olacaksın. Anı yaşayacaksın. | Open Subtitles | حسنُ، وقتها مثل الجميع ستعيش اليوم بيومه |
| Bunları yapabilirim ama inan bana hepimizden uzun yaşayacaksın. | Open Subtitles | بأمكاني فعل ذلك من اجلك لكني أخبرك , أنك ستعيش اكثر منّا |
| Büyükanne de bu evde yaşayacak ve beraber sizin ihtiyaçlarınızı karşılamaya çalışacağız. | Open Subtitles | والجدة ستعيش أيضاً معنا في المنزل وسنقوم معاً ببذل ما نستطيع لتلبية كل ما تحتاجونه. |
| Hikayem sana ilham vermiş olabilir... ama senin hikayenin de, odamızda yaşayacak bir sonraki kıza ilham vereceğine eminim. | Open Subtitles | ربما ألمهتكِ قصتي لكنني واثقة أن قصتكِ ستلهم الفتاة التالية التي ستعيش بغرفتنا |
| Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Ya yaşayacak, ya da ölecekti. | Open Subtitles | لم نعرف ماذا يفترض أن نفعله معها إذا كانت ستعيش أو تموت |
| Doktor, elektrikli sandalyeyi görecek kadar yaşayacağını söyledi. | Open Subtitles | الطبيب يقول إنك ستعيش بالقدر الكافي لنا لنقوم بشويك |
| 50'lerin sonunda ve sağlıklıysan, rahatça bir 20, 25 yıl daha yaşarsın. | TED | إن كنت في أواخر الخمسين وتتمتع بصحة جيدة، فأنت ستعيش ببساطة 20 أو 25 سنة أخرى. |
| Farkına bile varmayacak. Durumu böyle devam ederse, bizden uzun yaşar. | Open Subtitles | إنها لن تعرف ولكن إن ظلت حالتها هكذا ، ستعيش أطول منا جميعاً |
| Köpek olarak kalacaksın... ve körün karanlığında yol alacaksın... ta ki ben onu kollarıma alana kadar. | Open Subtitles | لقد أصبحت كلب وأنت ستعيش فى الظلام وهى ستكون بين أحضانى |
| bu takası yapabilen tavşanlar yaşamaya ve çoğalmaya devam eder, bu takasta başarısız olanlar yem olur ya da açlıktan ölür. | TED | الأرانب الجيدة في عمل تلك المقايضة هي التي ستعيش و تنجب، و الأرانب السيئة فيها ستؤكل أو تموت من الجوع. |
| Gerçeği asla öğrenmeden Betsy aslında hayatını gerçeğe dayalı olmayan mutlu bir dünyada; kendine ait "tecrübe makinesi"nde yaşıyor. | TED | و بعدم معرفة الحقيقة، ستعيش بيتسي أساسا حياة ضمن آلة التجربة خاصتها، في عالم من السعادة لا يستند إلى الواقع. |
| Şey, öyleyse çok yaşa ve kendine çok iyi bak. | Open Subtitles | حسنا .. ستعيش إذن عمرا طويلا و تعتني بنفسك جيدا |
| Şimdi hayatını utanç içinde geçirecek ve sonsuza kadar cehennemde kalacak. | Open Subtitles | الآن، هي ستعيش حياتها في العار. وقضاء الأبدية في الظلام. |
| Eh, ne olursa olsun San Diego'da annenle birlikte yaşıyor olacaksın. | Open Subtitles | ,حسناً مهما حدث، ستعيش مع والدتك " في " سان ديجو |
| Balayından döndüğünüzde büyük evde mi yaşayacaksınız? | Open Subtitles | إذاً ستعيش في المنزل الكبير عندما تعود من شهر العسل؟ |
| Burada yaşamak istiyorsan, eve katkıda bulunmalısın. | Open Subtitles | إن كنت ستعيش هنا فعليك البدء بالمشاركة بالمصاريف |
| Evet, muhtemelen ama bir gün daha yaşayacağına göre evine hoş geldin, evlat. | Open Subtitles | نعم ربما ولكن أعتقد أنه يبدو وكأنه أنك ستعيش ليوم أخر |
| Burada yaşayacaksan onunla dost olamlısın. | Open Subtitles | أنتم الاثنان يجب أن تكونوا أصدقاء لو ستعيش هنا أعيش هنا؟ |