| Şeytanı çağır, insanları korkut korkunca da soru sormayı bıraksınlar. | Open Subtitles | تستحضر الشيطان لتخيف الناس وحين يخافون يتوقفون عن طرح الاسئلة |
| Bunu sormayı hiç istemiyorum ama orada ne kadar hava kalmıştır? | Open Subtitles | أكره طرح هذا السؤال، لكم كم بقي لديهما من هواء للتنفس؟ |
| Hİç bir zaman Bir şey soracağın da "sorabilir miyim demezdin. | Open Subtitles | هناك دوماً سابقة لم تسألي أبداً لو كان بإمكانكِ طرح سؤال |
| Bu konferans için geldiğimden beri aldatma hakkında konuşacağımı söylediğimde bana sorulan ana soru destekliyor muyum, karşı mıyım? | TED | السؤال الرئيسي الذي طرح علي منذ وصولي المؤتمر عندما قلت أنني سأتكلم عن الخيانة الزوجية هو: مع أم ضدّ؟ |
| Daha fazla soru sormaya yol açan, bir soru sorma stiliniz var. | Open Subtitles | و لديك أنت طريقة غريبة في طرح أسئلة تستدعي طرح أسئلة أخرى |
| Erkek olarak, şu soruyu sormadan edemeyeceğim. | Open Subtitles | فقط من أجل طبعي الذكوريّ، عليّ طرح هذا السؤال |
| Sana birkaç soru sormam gerekiyor ama önce şunu bilmem gerekiyor, güvende misin? | Open Subtitles | أريد طرح بعض الأسئلة عليكِ ولكن علي أن أعرف أولاً، هل أنتِ بأمان؟ |
| Belli bir cevabı gerektiren sorular sormayı bırakmanı diliyorum. | Open Subtitles | فقط أتمنى لو توقفت عن طرح هذه الأسئلة الاستدراجية |
| Yine üst üste iki saçma soru sormayı başardın. | Open Subtitles | هناك تذهب طرح تلك الأسئلة الغبية مرة أخرى. |
| Bunu sormayı devam et, ben de orada demeye devam edeyim! | Open Subtitles | إنك تواصل طرح السؤال، وأواصل بإخبارك بأنها هناك |
| Umarim sakincasi yoktur, ama psikoloji ödevim var da... sana birkaç soru sorabilir miyim acaba? | Open Subtitles | آمل ألا تمانعي. أقوم بحل وظيفة وكنت أتساءل فيما لو أستطيع طرح بعض الأسئلة عليك |
| Bu demektir ki mahkeme avukatları ona... sorular sorabilir. | Open Subtitles | هذا يعني أن النائب العام مسموح له طرح أسئلة هامة |
| Aslında Sayın Yargıç, bir soru daha sorabilir miyim? | Open Subtitles | في الحقيقة، ياحضرة القاضي أيمكنني طرح سؤال أخير؟ |
| Konuşmanın sonunda, gazeteci kolay gibi görünen bir soru ortaya atıverir. | TED | و في نهاية الإتصال، طرح الصحفي سؤالا بدا لطيفا نوعا ما. |
| Geç oldu biliyorum, ama biraz daha soru sormak istemiştim. | Open Subtitles | أعرف أن الوقت تأخر لكني أريد طرح المزيد من الأسئلة |
| Daha fazla soru sormaya yol açan, bir soru sorma stiliniz var. | Open Subtitles | و لديك أنت طريقة غريبة في طرح أسئلة تستدعي طرح أسئلة أخرى |
| soru sormadan her dediğimi uygulayacaksın. | Open Subtitles | و ستنفّذين كلّ توجيهٍ دون طرح سؤالٍ واحد. |
| Orada burada bazı sorular sormam gerekiyor, fakat zamanınızı daha fazla almak istemiyorum. | Open Subtitles | علي طرح بعض الأسئلة هنا لكن لا أريد استقطاع وقتك أكثر أريد الاستطلاع فقط |
| Bunu sokarsam, bana bu kadar çok soru sormaktan vazgeçeceksin. | Open Subtitles | إن نجحتُ بتسديد هذه , فستتوقف عن طرح الكثير من الأسئلة عليّ |
| O da sana bir şey verecek. sorgusuz sualsiz alıp bana getireceksin. | Open Subtitles | سيعطيكَ شيئاً في المقابل، وأريدكَ أن تجلبه إليّ دون طرح أسئلة |
| Arkadaş olmak niyetinde değilim. Bir boksörü hakkında birkaç soru soracağım. | Open Subtitles | لا أبحث عن الأصدقاء أريد فقط طرح أسئلة عن أحد المقاتلين |
| Önce vur ve soruları daha sonra sor, çünkü sözel tartışmanın aksine orada kan akmadı. | Open Subtitles | لندع طرح الأسئلة لوقت لاحق من خلال طريقة نطقه يبدو انه لايريد سفك الدماء |
| Bekle arkandaki genç adam çabucak medikal bir soru soracak. | Open Subtitles | مهلاً، ثمة شاب يقف وراءك ويريد طرح سؤال طبي سريع |
| - Sadece birkaç soru soracaktım. | Open Subtitles | إنظر ، أردتُ فقط طرح بعض الأسئلة علــيها. |