| Tıpkı ormandaki geyiğe sinsice yaklaşır gibi dikkatlice yanına yaklaşmalıydım ki onu korkutmamalıydım. | Open Subtitles | مثل مطاردة غزال بالغابه كنت سأقوم بالتقرب منه بحذر حتى لا اقوم بإفزاعه |
| Bu bana bir geyiğe çarpılan başka bir geceyi hatırlattı. | Open Subtitles | لقد تَذَكّرْت .. لقد جُرِحَ غزال آخر الليلة |
| Koşan bir geyiği, bunlardan biriyle, 200 adım uzaklıktan devirebilirim. | Open Subtitles | يمكنني اسقاط غزال سريع من بعد 200 خطوة بأستخدام هذه. |
| - Yani çalarken, sahnede kendini korunmuş bir geyik gibi mi hissediyorsun? - Evet | Open Subtitles | لذا فعندما تعزف,تشعر وكأنك غزال محفوظ على المسرح؟ |
| Ama simdi sana bakiyorum ve bir zavalli, acinasi, yarali ceylan gibisin. | Open Subtitles | ولكن أنا أنظر إليك الآن وانت مثل الفقراء، مثير للشفقة، غزال الجرحى. |
| Hey, az önce köprünün altında bir geyiğe çarpma haberi aldık. | Open Subtitles | لقد تلقينا للتو اتصالاً بشأن غزال مصاب تحت الجسر |
| Pekâlâ, demek buradaki adam rayların günlük bakımını yaparken kemikleri gördüğünü ve bir geyiğe ait olduklarını sandığını söylüyor. | Open Subtitles | حسناً,إذن الشاب يقول كان خارجاً يقوم بالصيانه الروتينية لسكة الحديد وشاهد العِظام,وأعتقد بأنها عِظام غزال |
| Bir geyiğe çarpmamak için arabayı şarampole doğru sürmüş ve hava da kararmış. | Open Subtitles | هو قاد سيارته إلى خندق محاولاً تجنب .. الاصتدام بـ غزال |
| Taşra yolundaki geyiği ele alalım. | TED | لنأخذ مثلا غزال الموظ على الطريق الريفي |
| Yeni vurduğun bir geyikten damlayan kan gibidir tek yapmaları gereken, o damlaları takip etmektir ve çok geçmeden o geyiği bulurlar. | Open Subtitles | مثل روث مخلوط بالدم من غزال أنت أطلقت النار عليه و كل ما عليهم فعله هو إقتفاء آثار هذا الروث و سوف يجدون هذا الغزال |
| Bu bölgede ren geyiği yaşamıyormuş. | Open Subtitles | حسناً من الواضح انه ليس لدينا غزال رنّة هنا |
| Tatlı, masum, zararsız, yaprak yiyen, güzel gözlü küçük bir geyik. | Open Subtitles | غزال جميل بريء مسالم آكل للعشب وذو عيون جميلة |
| - bir geyik de buluruz. - Tamam. Teşekkürler. | Open Subtitles | ــ يمكننا أن نحصل على غزال بالمرة القادمة ــ شكراً جزيلاً |
| Senin çok büyük ihtimalle uzun, zarif bacaklı, çalıların arasından sıçrayan bir ceylan olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | اظن انك من الارجح كنتي.. ..غزال.. بأرجل طويلة رشيقة تقفزين بين الشجيرات |
| Shyam Sunder kasabası Rajasthan'ın dışında bir ceylan kurtardı. | Open Subtitles | شيام سندر انقذ غزال جِندارا في ضواحي مدينته في راجستان. |
| Bir çift babun, bir ceylanı öldürüp, yedi. | Open Subtitles | زوج من قرود البابون قتلوا غزال طومسون و أكلوه. |
| Son bir yıldır gördüğüm ilk geyikti. - Şimdiyse elimde hiçbir şey yok. - Pekâlâ. | Open Subtitles | انه اول غزال اره هنا منذ عده سنوات والآن ليس لدي أي شيئ , حسنا |
| Vadiden bir geyikle dönerken biri görmüş. | Open Subtitles | هناك شاهد رآه خارجاً من المنطقة المحظورة ومعه غزال |
| - Geyik derisi ya da çiçek hediye edilmiş, hiç fark etmez. | Open Subtitles | و لا أُبالي إن تلقّيتُ زهوراً، أو جلدَ غزال. |
| Tüm geyikler Majestelerine aittir. | Open Subtitles | فكل غزال بالبلاد يعود لملكية صاحب الجلالة |
| Bir gün, 8 saati, bir geyiğin izinde giderek geçirdik. | Open Subtitles | في يوم من الايام امضينا 8ساعات نتعقب اثر غزال |
| - Hanimiş benim şirin geyiğim? | Open Subtitles | من هو غزال الرّنة الظّريف؟ |
| En kötü kediden tutun En tatlı ceylana kadar | Open Subtitles | من أسوأ قطّ إلى ألطف غزال صغير |
| - Otobanda kaza yapmakta olan bir adam var, ya da geyik gibi bir şeye çarpmak üzere. | Open Subtitles | حسناً, هناك حادث لشخص على الطريق السريع إصتدم بموظ أو شيء ما --الموظ غزال أمريكي ضخم |
| Fakat bana hâlâ geyikmiş gibi geliyor. | Open Subtitles | ولكن مازال هذا يشبه غزال |