| Ama bu davada böyle bir durum yok. Yasanın amacı bu değil. | Open Subtitles | لكنه في هذه القضية بسهوله لايطبق هذا لانه ليس في نية القانون. |
| Evet, anlaşılan, elektrik bu davada sadece şok edici unsur değil. | Open Subtitles | أجل، على مايبدو، الكهرباء ليست الشيء المريع الوحيد حول هذه القضية |
| bu davada Dedektif Marks'a güvenmek kötü bir fikir gibi gelmiyor. | Open Subtitles | قد لا تكون فكرة سيئة الثقة بالمحققة ماركس في هذه الحالة |
| bu davada bizi safdışı bırakmak ikincil amaçtı. | Open Subtitles | التشكيك بنا, بهذه القضية, هو هدفهم الثاني. |
| Peki bu davada siz, jüri üyelerinden biriyle ilişkiye mi başlamıştınız? | Open Subtitles | وهل كانت لكِ علاقه مَع أحد المحلفين في تلك القضية ؟ |
| - bu davada elimiz boş geçen iki ayın ardından bir pastilin ambalaj kâğıdı, adeta kutsal kâse. | Open Subtitles | بعد شهرين من عدم إيجادنا لأيّ شيء في هذه القضيّة يعتبر غلاف الحبوب بمثابة الكأس المقدّسة |
| bu davada evraklar yok olup duruyor. | Open Subtitles | حسناً، وثائقنا لديها وسيلة في الإختفاء بهذه القضيّة |
| Çünkü, eğer işinizi şişirme yapıyor olsaydınız bu davada siz de sorumlu olurdunuz. | Open Subtitles | لأن ذلك يعني بأنّك مسؤول في هذه القضية أيضا، إذا عملك كان رديئ |
| Bu bir tatil değil. bu davada eşek gibi çalıştım. | Open Subtitles | هذه ليست عطلة، لقد عملت بكل جد على هذه القضية |
| Eğer bu davada çalışıyor olsaydın bir sonraki hamlen ne olurdu? | Open Subtitles | لو كنت أنت تعمل على هذه القضية ماذا ستكون خطوتك التالية؟ |
| En iyi soruşturma ekibiyle birlikte bu davada adaletin yerini bulması için çalışıyoruz. | Open Subtitles | ولذا كلفنا افضل فريق تحقيق لدينا للتاكد من ان هذه القضية ستقدم للمحكمة |
| bu davada adalet dağıtma yetkisi sizde olsun, diyelim. | TED | لنفترض أنكم تقررون العدالة في هذه القضية. |
| bu davada bir alt mahkeme ünlü golfçülerin tanıklığına başvurdu. | TED | في القضية، في المحكمة الإبتدائية، لقد جلبوا عظماء لعبة الغولف للإدلاء بشهادتهم في هذه القضية. |
| bu davada idam cezası zorunludur. | Open Subtitles | سيكون حكم الإعدام إلزامياً في هذه الحالة. |
| Ve, bu davada, ceset suç olmadığını söylüyor ama sen dinlemiyorsun. | Open Subtitles | و في هذه الحالة,الجثة تقول لا يوجد جريمة و أنت لا تستسمع |
| Ve eğer bu davada yer almak istiyorsan, aramıza... mesafe koymamız gerektiğini bilmelisin. | Open Subtitles | واذا اخترتى ان تكونى بهذه القضية من فضلك , الزمى نفسك بان تكونى على مبعدة وللسجل |
| bu davada sunulacak her türlü delili görmeye hakkı var. | Open Subtitles | إنه معني برؤية أي دليل مطروح بهذه القضية |
| Çünkü bu davada, ben de ölmeye hazırım. | Open Subtitles | لأنه في سبيل تلك القضية أنا أيضا مستعد للموت |
| 30 yıl boyunca bu davada çalıştım ve bir telefon konuşmasını bile hak etmediğimi mi düşünüyorsun? | Open Subtitles | لقد عملتُ في هذه القضيّة لـ 30 عاماً ولا تعتقدين أنني أستحق إتّصالاً هاتفيّاً؟ |
| bu davada gerçeklerden bayağı korkuluyor. | Open Subtitles | هنالك خوفٌ كبير من ظهور الحقيقة بهذه القضيّة. |
| Belki çocuklar bu davada size yardımcı olabilirler. | Open Subtitles | ربما هؤلاء الرجال يستطيعون المساهمه في هذه القضيه |
| Bu yüzden bu davada seni kayyım olarak atadım. | Open Subtitles | وهذا كان السبب الرئيسي لتوصيتي للمحكمة بتعيينك لهذه القضية |
| bu davada bir şansımızın olmasını istiyorsak bir şeyler yapmalıyız. | Open Subtitles | ان كنا نحتاج الفوز في هذة القضية يجب ان نتقدم |
| Peki, iş bittiğinde peşimden ayrılacağına ve kurnazlıklarla geri dönmeye çalışmayacağına söz verirsen bu davada benimle çalışmanı onaylıyorum. | Open Subtitles | حسناً، سأدعك تعمل على هذه القضيّة الوحيدة معي لو وعدت أن تتركني وشأني عندما تنتهي ولا أن تُراوغ لتجد طريقك مرّة أخرى. |
| bu davada Dr. Kearns kendi isteğiyle kendi savunmasını üstlenmektedir. | Open Subtitles | دكتور ،كيرنس ، اختار أن يمثل نفسه في هذه المحاكمة |
| Bu arada, bu davada kime güvenebilirim diye kendine sormak isteyebilirsin belki de kimseye güvenmemelisin. | Open Subtitles | في هذه الأثناء، قَدْ تريد ان تسْألُ نفسك تَأتمنُ من في هذه الحالةِ ولَرُبَّمَا يَجِبُ أَنْ تفعل |
| Eğer bu davada, sizi temsil etmemi kabul ederseniz... kazanana kadar ödeme istemiyorum. | Open Subtitles | إن وافقت على أن أمثلك في القضية لن أطلب أي شيء حتى نربح |
| Eğer bu davada çalışan dedektifler ofise gelen herkesle konuşsalardı, nişanlının başına gelen olay tekrarlanabilirdi. | Open Subtitles | .. إذا أصبحت أسماء المُحقّقينَ في القضيّة مكشوفة قد ينتهي الأمرُ بهم إلى نفس مُعاناة خطيبك |
| Her ne kadar bu davada bir araya gelseler de; aslında o kadar da bir arada değiller. | Open Subtitles | الأمر فحسب, برغم أنهم معاً لغرض هذه الدعوى فأنهم ليسوا معاً |