| Son dakikada Kader bize son oyununu oynadı. Dolly Messiter. | Open Subtitles | كانت هذه قسوة من القدر أن يعادينا حتى اللحظات الأخيرة |
| Ona yaklaşmaktan korkuyordum fakat o gece Kader benden yanaydı. | Open Subtitles | خُشيت الإقتِراب مِنْها، لكن في تلك الليلِه، القدر كَانَ بجانبِي. |
| Neden hep kötü bir şey olunca Kader, iyi bir şey olunca şans? | Open Subtitles | كلما يحدث لي شئ سئ, انه القدر وكلما حدث شئ جيد , الحظ؟ |
| Eğer geleneğe uyarsak burada ki insanlar sevdiklerinin Kader tarafından alındığına inanacaklar. | Open Subtitles | إذا إتبعنا العادات فالناس هنا سوف يتذكرون أن أحباوهم سيلقون هذا المصير |
| Siz çocukların tüm geri zekalı saçmalıkları ve benimle karşılaşmanız, bu Kader. | Open Subtitles | أنتم من محبّي العلم وكل هذا الهراء و قد قابلتموني، إنه قدر |
| Ama birkaç ay sonra Kader ona hediyelerin en güzelini verdi: | Open Subtitles | لكن بعد شهور قليلة أعطى لها القدر أعظم هدية على الاطلاق |
| Ben bu işlerin her biri oldu olduğunu, ve Kader ile müdahale kimim? | Open Subtitles | لحصولي على كل من تلك الأعمال و من أنا لأتعارض مع القدر ؟ |
| Bayan Kader, onu bana doğurttuğu zaman ne yaptığını biliyordu. | Open Subtitles | القدر يعرف ما يفعل عندما جلبها لي إلى عتبة بابي |
| Tesadüfen mi gelir, kuradan çıkar gibi, yoksa Kader mi bizi çağırır? | Open Subtitles | تأتى بالصدفة, أم اختيار الجماعة أم هو نداء القدر يشير لكل منا؟ |
| Kader sadece biraz içip dans etmek istiyor o kadar. | Open Subtitles | كل ما يريده القدر هو بعض المشروبات, القليل من الرقص. |
| Kader hakkındaki komik olan şey ondan asla kaçamayacak olman. | Open Subtitles | الشيء المضحك بشأن القدر أنّ المرء لا يستطيع الهرب منه |
| Şanslıyım ki Kader ve Sam Amca'nın teknolojisi bana ikinci bir şans verdi. | Open Subtitles | من حسن حظي، أن القدر وتقنيات الجيش الأمريكي أعطياني فرصة ثانية لتحقيق ذلك |
| Peri masallarında iki kişinin bir araya gelmesine Kader denir. | Open Subtitles | في القصص الخيالية ، الشئ الذي يجمعهم معاً يسمي القدر |
| Kader seni es geçer miydi, yoksa bu kaderin mi? | Open Subtitles | هل كان القدر سيتجاوزك فقط أم أن هذا هو قدرك؟ |
| Kısmetle, sonuçları önceden tasarlayabilirsin ama Kader sana başka bir şans tanımaz. | Open Subtitles | مع القدر يُمكنكِ ترصّد النتائج. ولكن المصير, المصير لا يتركُ لكِ خياراً. |
| Hatta öyle ki bu rasgelelik ara sıra kendini Kader gibi sergileyebilsin... | Open Subtitles | هو أنه في بعض الأحيان العشوائية يمكن ان تقدم نفسها كانها القدر |
| Kader bizi uzun ve kısa yollardan alır, garip yerlere götürür. | Open Subtitles | القدر يقودنا أسفل الدروب لمدة طويلة وقصيرة ويأخذنا إلى أماكن غريبة. |
| Her şeyin önceden belirlendiğini söylüyor ama ben bunun Kader olduğunu düşünmek istiyorum. | Open Subtitles | ..هو يقول أن كلّ شيء محدّد مسبقاً, لكن أفضّل أن أظن بأنه المصير |
| Bunca şey yaşandıktan ve o kadar Kader zırvalığından sonra ortaya birden meleklerin ikinci bir planı mı çıkıyor? | Open Subtitles | بعد كل ما حصل و كل ذلك الكلام الفارغ بشأن المصير أصبح فجأة لدى الكائنات السامية خطّة بديلة ؟ |
| Ve bundan sonra, annem bunun Kader veya lanet olduğuna inandı, -- evrendeki heryerde bütün sebepleri araştırmaya koyularak bunun neden olduğunu anlamaya çalıştı. | TED | وبعد ذلك كانت امي تعتقد ان هذا قدر او لعنات بدأت بالبحث في كل الاسباب بالكون لماذ حدث هذا. |
| Yani enerji konusunda geleceğimiz Kader değil seçim ve bu seçim fazlasıyla esnek. | TED | لذا فإن مستقبل الطاقة لدينا ليس قدراً بل اختياراً .وهذا الخيار مرن جداً |
| Hayır, Kader Melon Patch'te striptizcilik yapıyor. Onlar da insan, Ted. Birbirlerine karıştırma lütfen. | Open Subtitles | لا، "ديستني" تعمل في مليون باتش إنهم أناس يا "تيد" حاول أن تبقيهم مستقيمين |
| Sana öyle geliyor. İlk ateş eden sen olursan gerisini Kader halleder. | Open Subtitles | ناسب نفسك، لكن إذا تضرب أولا، لها، البقية فعل الإيمان. |
| Müziği kapını çalan Kader olarak düşün. | Open Subtitles | فكري في الموسيقى على أنها القدَر يدق على بابك |
| Belki Kader ilişkimizin yürümesini istemiyordur. | Open Subtitles | . ربما قدرنا أن لا نجعل هذه العلاقة تنجح |
| Ben gençken annem ve onun jenerasyonu hayatın Kader tarafından belirlendiğine inanıyorlardı. | TED | عندما كنت شابا أمي وجيلها كانوا يؤمنون بأن الحياة مقررة بالقدر |
| Ama o bir Kader kurbanı. | Open Subtitles | هي مدمّرة نظامنا الاجتماعي إنها مجرد ضحيّة للقدر |
| Kader bu geceki toplantıya her zamanki gibi gitmemi planlıyor. | Open Subtitles | خطة القدرِ لي لدُخُول ذلك إعادة لمّ الشملِ هذا المساء |
| Dostlar edinirsin Kader arkadaşını bulursun ve onlara yaslanırsın. | Open Subtitles | يجب أن تعثري على أصدقائك، والشخص المقرب منكِ، وتعتمدي عليهم. |
| Hayır, bu Kader. Benim kaderim Bu ve ben bunu kabul ediyorum. | Open Subtitles | لا ، هذا قدر إنه قدري ، و أنا أتقبّل هذا |
| Öyleyse, Başkan suikasta kurban gidenlerin ailelerinin sizden nefret etmeleri Kader midir? | Open Subtitles | حسناّ يا دولة الرئيس، هل هو من قبيل المصادفة أن عوائل ضحايا الإغتيال تكن لك الكراهية؟ |
| Ayrıca bu kardeşlerin arasındaki bir ödül savaşı veya durdurulamaz bir Kader değil! | Open Subtitles | و لعلمك لا يتعلّق هذا الأمر بقتال لربح جائزة بين أشقائك أو مصيراً تعجز عن إيقافه |