| Özür dilerim, buraya işimi ve beni aşağılamaya mı geldiniz? | Open Subtitles | أرجو المعذرة هل أتيتي الى هنا لتُهينيني في محل عملي؟ |
| Bakar mısınız? İsterseniz oturun. | Open Subtitles | أرجو المعذرة يا سيدي لم لا تعود إلى مقعدك فحسب؟ |
| Açık konuşmak böyle olur. lütfen sen ağzını açma delikanlı. Sağol. | Open Subtitles | هذه هي الصراحة ، و أرجو أن تغلق فمك أيها الشاب ، شكرا لك |
| Aslında bakarsan söz verdiğin o içki için buluşmayı umuyordum. | Open Subtitles | في الحقيقة، كنتُ أرجو أن نحتسي الشرابَ الذي وعدتِ به. |
| Hanımefendi, beyefendi, rica etsem bakışlarınızı bu güzel çiçeklere sabitler misiniz? | Open Subtitles | الآن, سيدتي أرجو منك تركيز بصرك هنا فوق هذه الورود الجميلة |
| " -Umarım beni yanlış anlamazsın, ama beraber gidelim mi?" | Open Subtitles | أرجو ألا تحسب ذلك وقاحة مني، لكن هلا ذهبنا معاً؟ |
| Tamamen kontrol altına alınman çok zor biliyorum ama Keşke biraz çaba göstersen. | Open Subtitles | أعلم بأنكَ تكره أن لا تكون مسيطراً تماماً لكنني أرجو منكَ أن تحاول |
| Size birkaç soru soracağım. lütfen elinizden geldiğince cevap vermeye çalışın. | Open Subtitles | سوف أقوم بسؤالك بضعة أسئلة أرجو أن تردى بأفضل ما لديك |
| Yani şu an için, ben, yalvarıyorum bu artık diyorum. | Open Subtitles | إذن فى الوقت الراهن أرجو منك الا تتحدث عن هذا |
| umarım veterinerden buraya otobüsle geldiğim için benden Özür dilemek amacıyla çağırmışsındır. | Open Subtitles | أرجو أنّكِ اتّصلتِ لتعتذري عن تركي استقلّ الحافلة من عند الطبيبِ البيطريّ. |
| Özür dilerim beyler, Flaminus'un gelen haberleri hemen incelemediği için Trasimena'yı kaybettiğini söylerler. | Open Subtitles | أرجو المعذرة أيها السادة يبدو أن هناك أمر ما |
| Özür dilerim, beklerken bu kaseti dinleyebilir miyiz? | Open Subtitles | أرجو المعذرة ، بينما ننتظر هل يمكن أن أستمع إلى هذا الشريط؟ |
| Bakar mısınız? Acaba şu beyi nerede bulabilirim... | Open Subtitles | أرجو المعذرة ... هلبإمكانكأنتخبرنيأينأستطيع أنأجد |
| lütfen bana 1 875'lerin Boss Tweed'ini anlatır mısınız? | Open Subtitles | أرجو أن تخبرني، بوس تويد، حوالي 1875 ... ؟ |
| Ve ben, o bile Çelik diliyorum "Sahai Industries" iyi olur. | Open Subtitles | و أرجو أن تصبح صناعات سهاي للصلب الأفضل في مجالها |
| umarım üçüncü Esteban senin için hayırlısı olur. | Open Subtitles | أرجو أن يكون استبان الثالث هذا هو آخر استبان والذى سيبقى معك للأبد |
| Ben gitmeden yumurtadan çıkmalarını umuyordum. | Open Subtitles | كنت أرجو أن يفقس البيض قبل أن أضطر للذهاب إلى المركب |
| rica ederim, bu tarafa bir partner dilenmek için geldiğimi sanmayın. | Open Subtitles | أرجو ألاتظن أننى جئت بهذا الأتجاه لأبحث عن شريك |
| biliyorum, beni ilgilendirmez, ama umarım kendini affetmenin bir yolunu bulacaksın. | Open Subtitles | أعلم أن هذا ليس من شأني لكن أرجو أن تسامحي نفسك |
| Atlarınıza sürat ve kuvvet dilerim. Hoşça kalın. | Open Subtitles | أرجو لحصانيكما السرعة وقوة القوائم وداعاً |
| 8,5 şiddetinde deprem olursa, Keşke tabutum olsaydı diyeceğim. | Open Subtitles | عند حدوث زلزال درجته 8.5، سوف أرجو الحصول على كفن. |
| lütfen Yüce Peder'in iltifatları ve bu hediyesini kabul et. | Open Subtitles | أرجو منك أن تتقبل مني هذه الهديه مع أحر تحياتي |
| Buna, başka bir öldürme olmadan çözüm bulmak için sana yalvarıyorum. | Open Subtitles | أرجو من أن تحل الأمر بدون المزيد من القتلى |
| umarım, günün ilerleyen saatlerinde belki bir iki şey paylaşabiliriz. | TED | أرجو ربما نستطيع تقاسم شئ أو شيئين كما تمر الأيام. |
| "lütfen bugün saat 1:00'de Eyfel kulesindeki yemek randevumuzu teyid edin. | Open Subtitles | أرجو تأكيد حجز للغذاء فى مطعم جول فير" الساعة الواحدة ظهرا" |
| Sanatsal bir gözün benimkinden daha çok buna anlam vereceğini umuyorum. | Open Subtitles | أرجو أنّ عيوناً أكثر دقّة من عيوني يمكنها التقريب بعض الشيء |
| Affedersiniz. Bayan Bennet, sizi arkadaşım Bay Darcy ile tanıştırayım. | Open Subtitles | أه, أرجو المعذرة ياسيدة بنيت أقدم لك السيد دارسى صديقى |