| Schweickart, Apophis adlı asteroidle ilgili hayli müteyakkız olmamız gerektiği konusunda ısrarcı. | Open Subtitles | أصر شويكارت على أن نبقى في حالة تأهب قصوى تجاه الكويكب أبوفيس |
| Evet! Israr ediyorum, ona fazla hisse verelim. | Open Subtitles | نعم ، أنا أصر على أن يحصل على نصيب مضاعف |
| Israrla seni de istiyor. Düğün için sana baskı yapıyor olabilirim.. | Open Subtitles | هذه دعوة الزواج و لقد أصر على حضورك |
| lsrar ediyorum, bu gece de siz benim konuğum olacaksınız. Merak etmeyin. | Open Subtitles | أنا أصر على أن تكون ضيفى الليلة |
| Evine gidince de, pencerenin önünde sevişmemiz konusunda ısrar etti. | Open Subtitles | لكن، في منزله أصر . على أن نتداعب أمام النّافذة |
| Ne olursa olsun, anlaşmanın devam etmesi konusunda ısrarcıyım. | Open Subtitles | انا هنا أصر تمرّ الصفقة بأية حال البابا ليس له وقت |
| Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok. | TED | أصر على ذلك، لا تحنيط ولا كفن مفتوح، ولا جنازة. |
| Gecenin sonunda ise, müşteri birebir işlerini benim yürütmemi istedi. | Open Subtitles | رون العجوز الطيب أصر فعلياً على أن أتولّى الحساب شخصياً |
| Emin olmak için korkulukların ve deniz kenarındaki duvarın tahtadan bir maketini yapmamızda ısrar ettim. | TED | وذلك فقط للتأكد، وأنا أصر على أن نبني نموذجا من الخشب، وعلى نطاق واسع، من السياج والأسوار البحرية |
| Motome Chijiiwa'nın harakiri yapmasında ısrarcı olan ilk kişi Hikokuro'ydu. | Open Subtitles | هيكوكيرو" هو الذى أصر" "على إجبار "موتومو شيجيوا "بتنفيذ "هراكيرى |
| Ne yapabileceğime, bir bakacağım, ama geceyarısına kadar evinde olması ve aganigi falan olmaması konusunda ısrarcı olmam gerekiyor. | Open Subtitles | سأرى مايمكنني فعله ولكني أصر بأن تعود إلى البيت مع منتصف الليل وألا يكون هناك أي علاقة, سيدي، مهما يكن. |
| Tabii ki heybetli silahla birkaç atış yapmakta ısrarcı oldu. | Open Subtitles | و لكنه أصر أن يفرغ بضعة طلقات من بندقيته |
| Parmak izlerini kontrol edin, lütfen. Israr ediyorum. | Open Subtitles | ابحث عن بصمات الأصابع لو سمحت أنا أصر على ذلك |
| Yardım edebildiğime sevindim. Saçmalamayın. Israr ediyorum. | Open Subtitles | أنا سعيد لأنني استطعت أن أساعد أوه لا تكن سخيفا أنا أصر |
| Israrla yalan testine girmeni söyledi. | Open Subtitles | لقد أصر أن تُجري إختبار كشف الكذب |
| Şimdilik bununla idare edin. lsrar ediyorum. | Open Subtitles | فقط حتى نهاية محنتك .. أنا أصر. |
| Bu balık hikayelerini kendinize saklamanız konusunda ısrar ediyorum, Profesör. | Open Subtitles | يجب أن أصر , ايها الأستاذ أن تبقى هذة القصص لنفسك |
| Annemle babam uzaktalar ama kalmanızda ısrarcıyım. | Open Subtitles | أبي وأمي ليسوا هنا ولكنني أصر عليكم بالبقاء هنا |
| Beyler, Bay Ballard ikinizi birden hemen görmek için ısrar etti. | Open Subtitles | أيها السادة.. السيد بالارد أصر على أن يراكم جميعا فى الحال |
| Benim de orduya katılmamı istedi ama onu hep hayal kırıklığına uğrattım. | Open Subtitles | لقد أصر أن ألتحق بالجيش لكنى كنت دائماً خيبة أمل مريرة بالنسبة له |
| Buraya gelmesi için ona ben ısrar ettim. | Open Subtitles | حسناُ, كان علي أن أصر أن يأتي إلى هنا |
| Çok ısrar ediyor, şöyle dedi: "Manyak önemli" ve "bok şimdi gerçek oldu." | Open Subtitles | أخشى إنه أصر قائلاً : "إنه أمر بالغ الأهمية و الأمور أصبحت حقيقية". |
| Bu evde yemekler aşırı kötü fakat ben çayla birlikte, Horn ve Hardart kekleri için ısrar edeceğim. | Open Subtitles | الطعام في هذا البيت سيئ جداً لكني أصر على كعكة مع الشاي |
| Kadın odanın dışındayken küçük kardeşine bu geceki işini yapması için ısrar ediyordu. | Open Subtitles | عندما كانت خارج الغرفة أصر شقيقه الأصغر على أن يعمل بدلاً منه الليلة |
| Lütfen buna gerek yok. - Israr ediyorum. | Open Subtitles | ــ لا, لستِ بحاجة لفعل ذلك ــ لا, أنا أصر علي ذلك |
| Kalan sayfaları kendisi çevirecekmiş diye tutturdu. | Open Subtitles | ثمّ أصر على تقليب بقية الصفحات بنفسه. |
| Babamız, her daim kimliğinizin gizli kalması hususunda ısrarcıydı. | Open Subtitles | لقد أصر أبي أن تبقى مجهولا لقد قال أنك اردت ذلك |