"أضطر" - Traduction Arabe en Turc

    • zorunda
        
    • zorundayım
        
    • gerekebilir
        
    • gerekecek
        
    • gerekmedi
        
    • gerek kalmadı
        
    • gerekmeyecek
        
    Her tatil sonunda, topluluğa hoşçakalın demek zorunda kalıyordum, bir evden diğerine giderek. TED عند انتهاء كل عطلة أضطر لأن أقول وداعاً لمجتمعي أذهب من مجمع لآخر
    sürekli yanımda olman ve sürekli yalan söylemek zorunda kalmak çekilmez olmuştu. Open Subtitles لقد أصبح اﻷمر لا يطاق، أن أضطر للكذب وأنتي بجانبي طول الوقت
    Doğru. Bunu yapıyorum, çünkü böylece sürekli o çirkin suratına bakmak zorunda kalmıyorum.. Open Subtitles أفعل هذا لكي لا أضطر إلي أن أنظر إلي وجهك القبيح طول الوقت
    Şmdi onlara mail atmak ve can sıkıcı insanlarmış gibi davranmak zorundayım. Open Subtitles الآن سوف أضطر أن أرسل لهم بريد الكتروني وسوف نبدو كالأشخاص المزعجين
    "Birbirimize yalan söylemek yok" adlı anlaşmamızı yeniden düşünmem gerekebilir. Open Subtitles قد أضطر لأعادة التفكير بأتفاقنا بشأن عدم الكذب على الآخر
    Hâlâ insan öldürmemiz gerekecek ama seni öldürmenin güzel bir yolunu bulmam gerekmeyecek Open Subtitles ما زال علينا قتل الناس لكنني لن أضطر إلى إيجاد طريقة جميلة لقتلك
    Sürekli taşındığımız için bütün o can sıkıcı veda işiyle uğraşmam gerekmedi. Open Subtitles مع كوننا ننتقل دائماً , لم أضطر للتعامل مع قضية الوداع
    Ve ona yalan söylemek zorunda değilim çünkü onu yatağa atmak istemiyorum. Open Subtitles وأروع ما في الأمر، أني لا أضطر إلى الكذب لأستدرجها إلى السرير
    Ona sarıldığımda sokakta bile olsa, hemen bırakmak zorunda değilim. Open Subtitles عندما أحضنها أمام الناس لا أضطر لإطلاقها من بين يدي
    Belki de zengin bir doktorla evlenirdim. Hiç çalışmak zorunda olmadan. Open Subtitles من المحتمل أن أتزوج من طبيب غنى, فلن أضطر الى العمل
    Siz insanlar her geldiğinde, giyinmek ve dişlerimi takma zorunda kalıyorum. Open Subtitles في كل مره يأتون الي الناس أضطر لإرتداء ملابسي ووضع أسناني
    - Eğer harçlığımı artırırsan, pizza almak için pazarlık yapmak zorunda kalmam. Open Subtitles لن أضطر إلى المساومة في المحل بحيث أستطيع أن أشتري لفافات البيتزا
    Hiç orduda görev yapmadım ve... evimi içecek kutularına karşı... savunmak zorunda kalmadım. Open Subtitles أنالمأخدمفيالجيشمنقبل , و لم أضطر للدفاع عن منزلي ضد هجوم باستخدام علب الصفيح
    Hayır, eğer takip etseydim bu akşam nerede olduğunu sormak zorunda kalmazdım. Open Subtitles لا , لأنني إذا كنت اتعقبك لن أضطر لسؤالك أين كنت الليلة
    İlanı çakmak zorunda kalmadığım için sizden ilk ay kira almayacağım. Open Subtitles سأعطيكِ الشهر الاول مجاناً إذا لم أضطر إلى دق هذه اللافتة
    - Öyle yapmalıydın o zaman bunu yapmak zorunda kalmazdım. Open Subtitles يجب عليك التأكد بسبب أنني لن أضطر إلى القيام بذلك.
    Elimi uzatıp gardrobumdan şemsiye almak için bile gözümü kapatmak zorunda kalıyorum. Open Subtitles لئلا أضطر إلى أن أغمضُ عينايّ كلما مدّدتُ يدى كَيْ أجلب المِظَلّة
    şu kör olası 41 tuşa basmaya çalışırken 25 yaşındaki oğullarımı arayıp bana yol göstermelerini istemek zorundayım. TED أضطر لمهاتفة ابني البالغ ذي ال25 ربيعا وأطلب منه أن يوجهني بينما أحاول أن أضغط تلك الأزرار التعيسة الـ41.
    Bu işten sonra, onlara birer içki ısmarlamam gerekebilir. Open Subtitles بعد هذا، ربما أضطر إلى شراء شراب او اثنين لهم
    Bu konu üzerinde kararlı bir şekilde durmam gerekecek. Open Subtitles أنا سوف أضطر إلى التعامل معها بحزم في بعض الحالات.
    Sürekli taşındığımız için bütün o can sıkıcı veda işiyle uğraşmam gerekmedi. Open Subtitles مع كوننا ننتقل دائماً , لم أضطر للتعامل مع قضية الوداع
    Üçüncü randevumuzda beni sevdiğini söyledi. Önce benim söylememe gerek kalmadı. Open Subtitles خلال موعدنا الثالث، قال أنّه يحبني، لم أضطر إلى قولها أولا.

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus