| Bende seni kaybetmek istemem Ama ne seçeneğimiz kaldı ki? | Open Subtitles | وأنا لا أريد خسارتكِ أيضًا. لكن ما الخيار الذي نملكه؟ |
| Ama ne olursa olsun seni vahşi hayatta koruyabilecek kişinin cazibesi başkadır. | Open Subtitles | لكن ما زال هناك هذا الجذب البدائية لشخص يمكن حمايتك في البرية. |
| Fakat bizim laboratuvarda asıl yapmaya çalıştığımız şey bu hücrelerden gerçek dokular üretebilmektir. | TED | لكن ما نحاول القيام به حقا في مختبري هو هندسة أنسجة انطلاقا منها. |
| Ancak, o zamana kadar Ebola ile ilgili görmediğimiz bir şey oldu. | TED | و لكن ما حدث لاحقاً كان شيئاً لم نعهده سابقاً مع الإيبولا. |
| Ama bu ülkelerin kaç tanesinin bu işte çalışması gerekiyor? | TED | لكن ما هو عدد الدول التي علينا أن نعمل عليها؟ |
| - Ama bu şarkıyı köpeğine yazmış. | Open Subtitles | لكن , ما سمعته هو أن هذه الأغنية موجهة لكلبه |
| peki kuantum yükselmesinin ve kuantum kilitlenmesinin geleceğinde ne var? | TED | و لكن ما هو مستقبل الرفع الكمّيّ، و التثبيت الكمّيّ؟ |
| Hatta garip olduğumuzu düşünebilirler Ama ne düşündükleri mühim değil. | Open Subtitles | و ربما يظنون أننا غريبون لكن ما يظنونّه لا يهم |
| Ama ne fark edecek ki ... onun da işi bu kasabayla olduktan sonra? | Open Subtitles | لكن ما هو الفرق في بلدة كهذه؟ من يدري متى إفتتاح معرض الحرير؟ |
| Ama ne yapmamı istiyorsun? - Söyle! | Open Subtitles | أنا أيضا ً و لكن ما الذى تريدين أن أفعله ؟ |
| Fakat Emma'nın ihtiyacı olan şey bir terapist değil onu gerçekten umursayan biriydi. | TED | لكن ما كانت إيما تحتاجة حقاً ليس معالجة نفسية تهتم كثيراً، كثيراً لأمرها. |
| Fakat olan şey şu gibi görünüyor, yapay zekâ otoyolda giden kamyonları saptamayı öğrenmişti, yani kamyonları arkadan göreceğimiz bir şekilde öğrenmişti. | TED | لكن ما يبدو وكأنه حدث هو أنه تم تدريبه للتعرف على الشاحنات في الطريق السريع حيث قد تتوقع رؤية الشاحنات من الخلف. |
| Fakat işimde tekrar tekrar fark ettiğim şey, bunun tam tersinin gerçekleştiği. | TED | لكن ما وجدته مرة وعدة مرات في عملي أن العكس هو الصحيح. |
| Ama kiradan aldığım para burası için harcamama Ancak yetiyor. | Open Subtitles | لكن ما أحصل عليه من التأجير يفوق تكاليف هذا المكان |
| Bilmiyorum, Ancak bildiğim bir şey var ki o da tekrar bir araya gelmek için çok çaba saffettik. | Open Subtitles | لا أعلم، لكن ما أعرفه هو أنّنا عملنا جاهدين لنعود سويّا ثانية، والآن نحن ماذا، سنفترق وحسب هكذا مجدّدا؟ |
| Ancak bunun Mercia'nın Wessex'in yalnızca uzantısı olmayacağına dair teminatı var mı? | Open Subtitles | لكن ما هو الضمان أنه أن ميرسيا لن تصبح مجرد تابع لويسكس؟ |
| Dokuz yaşındaki bir çocuğu öldürmekten endişelenmiyorsun Ama bu kahrolası şarap için endişeleniyorsun? | Open Subtitles | انت لا تبالي بالجريمة المتعلقة بذاك الولد لكن ما يقلقك هو العبث بأغراضك؟ |
| Ama bu sana bir başkasının hayatını alma hakkını vermez. | Open Subtitles | لكن ما تزال لا تعطيك الحق فى أخذ حياة أخرى |
| - Hayatınıza gel hediye gibi davranarak, - Ama öldürmek ne yapmak istiyorum. | Open Subtitles | يأتوا إلى حياتك ، يتظاهرو ا أنهم الهبة لكن ما يريدون أن يفعلوه حقاً هو قتلك |
| peki, ama yine de kusmağı istemene sebep olan duygular hakkında konuşmak istiyorum. | Open Subtitles | لقد أقرفني حسناً ، لكن ما زلتُ أريد الحديث عن المشاعر التي لديك |
| Eşcinsel olmasaydım yaşamım daha kolay olurdu Ama ben olmazdım. | TED | كان يمكن أن يكون لي حياة أسهل لو كنتُ شخصا سويا و لكن ما كنت لأكون نفسي |
| ...çok önemli birşey değil sanırım, Ama bir bakar mısın? | Open Subtitles | قد لا يكون شيئاً خطيراً، لكن ما رأيك أن تتفحّصه؟ |
| Bana söylemedikleri şey ise beni bir suikastçı olmam için eğitecekleriydi. | Open Subtitles | لكن ما لم يخبروني به ذلك بإنهم كانوا يدربونني لأصبح قاتلة |
| Demek istediğim, konuşmaya gökada kümelerinin nasıl yararlı olduğunu ve bunun bazı nedenlerini anlatarak başladım. Ama gerçekte neye yararları var? | TED | أقصد أنّني بدأت المحادثة بالحديث عن كيف أنّ عناقيد المجرات مفيدة وأعطيت بعض الأدلة على ذلك، لكن ما هي فائدتها الأصلية؟ |
| Bu harika, ama Tanrının senden istediği kendisini doğrudan sevmendir. | Open Subtitles | هذا رائع، لكن ما يريده الربّ أن تحبّه بشكل مباشر، |